14. SAYI ÇIKTI

Ankara Görüntüleri için Tıklayınız!

 

Mesajlarınız için e-mail:

marksistbakis@yahoo.com

 


powered by FreeFind

 

 

 

 
10 Mayıs 2008

ODTÜ'de Geleneksel "DEVRİM" Yürüyüşü

ODTÜ'nün Türkiye devrimci tarihi içerisindeki yeri yadsınamaz. Özellikle ODTÜ stadının tribünlerinde yazan "DEVRİM" yazısı bu tarihin canlı bir tanığı gibidir. Üzerinden geçen onlarca yıla, gördüğü askeri darbelere rağmen hala ilk günkü parlaklığı, ilk günkü canlılığıyla görenleri Türkiye devrimci tarihinin geçmişine sürüklemektedir. ODTÜ Bahar şenliklerinde her yıl bu tarihi biraz olsun canlandırmak adına stada mumlarla "DEVRİM" yazılır. Bu yazı öncesi ODTÜ en coşkulu ve kitlesel eylemine ev sahipliği yapar. Bu yıl 7 Mayıs günü aynı gelenek tekrarlandı ve 68 kuşağının devrimci geleneği hafızalarda bir kez daha tazelendi. Devamı...

 
9 Mayıs 2008

6 Mayıs'ta Denizleri ve Akın Reçber'i Mezarları Başında Andık

Kapitalizme karşı vermekte olduğumuz evrensel mücadele sayısız kayıplar verdik. 96 1 Mayıs'ından sonra şehit düşen Akın Reçber ve 6 Mayıs'ta asılan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan Türkiye devrimci mücadele tarihimizin kayıplarındandır. Burjuva diktatörlüğü onları bizden kopardı, ancak onları mücadelemizden koparmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Onlar her Mayıs'ta daha da güçlenerek aramızda yer alacaklardır. Devrim şehitlerinin anısını Bolşevizmi bu topraklarda var ederek yaşatacağız.

Akın ve Denizler devrim davasında düşen ne ilk ne de son devrimcilerdi. Düzenin sahiplerinin ve onun işkenceci katillerinin katliamcı yüzlerini bizler tüm dünyada sınıf mücadelesi tarihinden biliyoruz. Öte yandan kapitalizme karşı mücadelemiz Akın ve Denizler gibi nice yiğit ve kahraman insan yetiştirmeye devam edecektir. Mesele kapitalizmin ve onunla beraber sınıflı toplumların insanlığa yaşattığı tüm pisliklerin yok edilmesidir.

Bayrağı onlardan devralarak aynı coşkuyla sınıf kavgasına devam ediyoruz! Onlara sözümüz var: Proletaryanın kızıl bayrağını burjuvazinin burçlarına dikene kadar bu kavga sürecek!

 
8 Mayıs 2008

Küba'da "Reformlar" Özel Mülkiyeti ve Toplumsal Eşitsizliği Teşvik Ediyor

Küba hükümeti, Devlet Başkanı Raul Castro'nun, sağlık durumu bozulan ağabeyi Fidel'den iktidarın dizginlerini devralmasından bu yana geçen iki aya yakın bir süre içinde ilan etmiş olduğu bir dizi reformun, "sosyalizm"i terk etmenin işareti olduğunu reddeden bir açıklama yayımlamak zorunda kaldı. Geçtiğimiz haftalar içinde Küba hükümeti cep telefonları, bilgisayarlar ve ev aletleri gibi tüketim mallarının satışı üzerindeki sınırlamaları kaldırdı ve Kübalıların daha önce yalnızca yabancı turistlere tahsis edilmiş olan otellerde kalabilmelerine izin veren bir yasayı geçirdi. Daha da önemlisi, hükümet tarım sektöründe ve ücret sistemlerinde özel üretimi güçlendirecek ve toplumsal eşitsizliği artıracak politika değişikliklerini hayata geçirdi. Devamı...

 
7 Mayıs 2008

1 MAYIS'TAN ÇIKARILMASI GEREKEN DERSLER

2008 1 Mayıs'ına kapitalistlerin işçi sınıfına ve emekçi halka karşı artan saldırıları eşliğinde girilmişti. Genel Sağlık Sigortası (GSS) örneğinde olduğu gibi saldırıların karakteri gelecek kuşakları da etkileyecek şekilde uzun ölçekli ve geniş kapsamlıydı. GSS'yi önümüzdeki süreçte yeni iş yasaları adı altında işçi sınıfının kıdem tazminatı gibi çok önemli haklarına karşı köklü bir saldırı dalgasının izleyeceğini patronların hükümeti AKP sene başında açıklamıştı. Devamı...

Okur Mektubu
4 Mayıs 2008

DEVRİMCİ MARKSİST ŞİARLARLA 1 MAYIS'TA ALANLARDAYDIK!

2008 1 Mayıs'ı sınıf mücadelesinin yükseldiği, toplumun politize olduğu bir döneme denk gelmesi açısından önemliydi. Öte yandan İstanbul'da sendikaların ve devrimcilerin devletle Taksim üzerine girdiği kutuplaşma ve devletin bu konudaki pervasız tutumu 1 Mayıs'ın toplumsal meşruiyetini artırdı. Bizde Marksist Bakış okurları olarak sermayenin emeğe yönelik saldırılarını, SSGSS yasasını ve bunlara karşı yükselen sınıf mücadelesini dikkate alarak 1 Mayıs çalışmalarını bu mücadelenin yükseltilmesinin bir aracı olarak gördük ve haftalar öncesinden kitlesel bir 1 Mayıs için çalışmalara başladık. Devamı...

Okur Mektubu
3 Mayıs 2008

YAŞASIN 1 MAYIS! YAŞASIN TAKSİM DİRENİŞİ!

Bilindiği gibi 1 Mayıs kutlamalarının bu sene de geçen sene olduğu gibi Taksim'de yapılması kararlaştırıldı. Geçen sene 77 katliamında öldürülen yoldaşlarımızın anısını yaşatmak için bu karar alınmış ve yine devlet terörü tarafından engellenmeye çalışılmıştı. Ancak geçen seneden farklı olarak bu yıl ülkedeki üç büyük konferedasyonun ortak kararıyla alınan Taksim kararı, kamuoyunda büyük bir meşruiyet kazandı. Herkesin ortak sohbet konusu olan Taksim'de 1 Mayıs kutlama talebi, bu talebi dile getiren sendikaların boyunu aşan bir gündeme ulaştı. Devamı...

Okur Mektubu
27 Nisan 2008

ODTÜ'DE FAŞİSTLERE GEREKEN CEVAP VERİLDİ!

Son dönemde üniversitelerde giderek artan faşist saldırılar, burjuva medyanın kirli propagandası dolayısıyla karşımıza sıradan birer karşıt görüşlü gruplar arasındaki kavga olarak yansıdı. Geçmişte devrimci mücadele üzerinde ideolojik baskı oluşturmak amacıyla "sağ-sol kavgası" söylemleri sıkça piyasaya sürülmüştür. Her ne kadar bu söylemlerden bugünde ortalığa bolca saçılsa da, üniversitelerde artan saldırıların başaktörü Ömer Ulusoy'un elindeki silah kadar canlı bir şekilde önümüzde durmaktadır. Polisi, jandarması, medyası, YÖK'ü ile sermaye üniversiteler üzerinde topyekün bir saldırıya geçmiştir. Bir yandan üniversitelerin sermayenin çıkarlarına yönelik bir ekonomik yapıya dönüştürülmesi sürecine girilmesi düşünülürken, bunun önündeki engel olarak görülen üniversitelerdeki muhalefet ezilmek istenmektedir. Devamı...

1 Mayıs Bildirisi
20 Nisan 2008

KAPİTALİZMİN KRİZİ DERİNLEŞİRKEN DEVRİMCİ OLASILIKLAR GÜÇLENİYOR

2008 1 Mayıs'ına kapitalizmin derinleşen krizi, egemen sınıfların şiddetlenen kendi iç kavgaları, burjuva politikanın istikrarsızlaşması ile şiddetlenen sınıf çatışması eşliğinde giriyoruz. Geçtiğimiz yıllarda mayalanan kapitalist krizin gerçek sonuçları açığa çıkmaya başladı: Kitlelerin yaşam standartlarında dramatik düşüşler, burjuva iktidarların istikrarsızlıklara sürüklenmesi, artan hoşnutsuzluk ve işçi sınıfının artan direnişi. Sömürü sisteminin yapısı zayıflarken bu 1 Mayıs ve sonrasının önemi büyük. Devamı...

Okur Mektubu
15 Nisan 2008

MSGSÜ'de Basın Açıklaması: "GÖZALTINDA SANAT OLMAZ"

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi(MSGSÜ)'nde genel olarak üniversitelerdeki antidemokratik uygulamalar ile bu uygulamaların bir ayağı olan faşist saldırılara ve özelde de okulumuzda yönetimin antidemokratik uygulamaları, güvenliğin muhalif öğrencilere sözlü ve fiziksel tacizlerine karşı 11 Nisan Cuma günü 12.15'te Eğitim-Sen, Genç-Sen ve MSGSÜ öğrencileri olarak ortak bir basın açıklaması örgütledik. Devamı...

Okur Mektubu
14 Nisan 2008

Yıkımlara Karşı Direnen Başıbüyük Halkını Ziyaret Ettik

Kendilerine sunulan koşullarda ev sahibi olamayacaklarını ve aslında semtlerinden atılmakla karşı karşıya olduklarını gayet iyi bilen Başıbüyük halkı 46 gündür yıkımlara karşı direnişte. Mahalleye gidişte uzun aralıklarla kalkan ve genelde tıklım tıklım dolu olan eski İETT otobüslerine binmeniz gerekiyor. Zaten bütün gecekondu ve emekçi semtlerinin kaderidir bu eski kırmızı otobüsler. Başıbüyük'de tepelere inşa edilen bir semt. Asıl direniş inşaat alanının olduğu bölgeye kurulu bulunan 2 tane çadırdan yürütülüyor. Biri kadınlara, biriyse erkeklere ait. Biz ikisinde de farklı insanlarla benzer sohbetler gerçekleştiriyoruz. Devamı...

Okur Mektubu
8 Nisan 2008

ŞALTER İNMEDEN BU İŞ BİTMEZ!

6 Nisan mitingi, duyurusu sınırlı bir kesime yayıldığı halde beklenenin üstünde bir kalabalıkla gerçekleşti. 40 bin kişinin katıldığı mitingde sendika ve odaların kortejleri görülmeye değerdi. Türk-İş'in GSS (Genel Sağlık Sigortası) konusundaki uzlaşmacı tavrına rağmen, üye sendikalar mitinge çok güçlü hazırlanmıştı. Türk-İş'e bağlı sendikaların kortejlerinde genellikle öfke ve kararlılık hâkimdi: ‘İşçiler burada, Türk-İş nerede?', ‘Uzlaşma değil, genel direniş', ‘İşçi-memur elele, genel greve!' sloganları atan işçiler alanı inlettiler. Devamı...

 
6 Nisan 2008

KRİZİN FATURASI KAPİTALİSTLERE!

10 trilyon doları aşan hacmiyle -ki bu rakam 400 milyar dolarlık Türkiye Gayri Safi Milli Hasılası(GSMH)'nın 25 katı büyüklüğünde- dünyanın en büyük piyasası olarak değerlendirilen ABD mortgage piyasasında alarm zilleri çalıyor. Mortgage piyasasındaki kriz nedeniyle kısa süre içinde ABD ve Avrupa bankaları yaklaşık 150 milyar dolar zarar etti, çok sayıda ipotek bankası, aracı kredi kurumu battı. Sadece HSBC bankasının batık kredilerinin büyüklüğü 105 milyar dolara ulaştı. Olayların patlak verişinden beri dünya borsaları ortalama %25 değer kaybetti. Borsalarda işlem gören şirketlerin hisse senetleri 5-6 trilyon dolar değer kaybetti. Devamı...

Okur Mektubu
3 Nisan 2008

“İŞTE KIZILAY, İŞTE DİRENİŞ!”

Mecliste görüşülmekte olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası(SSGSS) Yasa Tasarısı'na karşı KESK, DİSK, TMMOB, TTB ve TDB eylem planını 28 Mart günü açıklamışlardı. Bu plana göre 3 gün sonra “ Yasanın görüşülmeye devam edildiği 1 Nisan Salı günü saat 14:00'te Türkiye'nin her yerinde işyerlerinden çıkıp alanlarda kitlesel eylemler” gerçekleştirilecek ve “Aynı gün Ankara'da saat 14:00'te TBMM Dikmen kapısı önünde biraraya gelinerek, sesimizi bir kere daha Meclis'e” duyuracaktık. Üzerine fazlaca konuşmaya gerek yok, 3 gün öncesinden eylemi örgütlemekten bahsetmenin ne kadar ciddiyetsiz ve yapmış olmak için yapmak anlamı taşıdığı aşikar. Ancak yasaya karşı emekçilerin öfkesinin yoğunluğundan ciddi bir örgütlenme çabasının olmamasına rağmen Türkiye çapında kitleler (mütevazi sayılarla da olsa) alanları doldurdu. Devamı...

 
30 Mart 2008

MARKSİZM VE EKOLOJİ

Doğal olan, doğaya ait olan her geçen gün tahrip ediliyor, yok ediliyor. Doğal besinlerimizin yerini genetiği ile oynanmış gıdalar alıyor; hava, su ve toprak hızla kirletiliyor, sanayi atıkları sularımıza, dolayısıyla toprağımıza ve besinlerimize karışıyor; nükleer santraller, zehirli gazlar, radyoaktif atıklar etrafımızı sarıyor; enerji kaynaklarımız tükeniyor. Küresel ısınmanın dünyayı bir yok oluşun eşiğine getirdiği bir çağda yaşıyoruz. Doğa, kapitalizmin yarattığı tahribatı kaldıramayacak noktaya varmak üzere. Kapitalizm küresel ısınmayı, çölleşmeyi, türlerin hızla yok oluşunu ve diğer doğal felaketleri engellemeyi bırakın, bunları hızlandırmaktan başka bir işe yaramıyor.Devamı...

 
23 Mart 2008

KIZIL ELMACILAR İÇİN ÜZÜLME

Egemen sınıf içindeki çatışma, misillemelerle şiddetlenerek devam ediyor. Son olarak, darbe tezgahlamaya çalışmakla suçlanan İ.Ü. eski rektörü Kemal Alemdaroğlu, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi İlhan Selçuk sabaha karşı evlerine yapılan operasyonlarla apar topar gözaltına alındılar. Gözaltıların zamanlaması ve şekli, AKP ve arkasındaki güçlerin bir güç gösterisi niteliğindeydi. Devamı...

 
18 Mart 2008

AKP'NIN KAPATILMASI

Egemen sınıfın çıkar çatışmasında son perde Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AKP'nin kapatılması davası açmasıyla açılmış oldu. AKP'nin ikinci dönemi, askeri-sivil bürokrasinin iktidar mekanizmalarından tasfiyesi yolunda önemli aşamaların kaydedileceği bir dönem olacakken özellikle üniversiteler-rektörler ve yüksek yargı organlarında yoğun bir karşı koyuş gözleniyor. Bu konuda zirveye Yargıtay Başsavcısı'nın AKP'ye karşı kapatma davası açmasıyla ulaşıldı. Devamı...

 
14 Mart 2008

Sendikal Bürokrasiye Rağmen Alanlar Doldu Taştı

Ulusal ve uluslararası sermayenin işçi sınıfı ve emekçi halka karşı şiddetlendirdiği saldırı kampanyasında önemli bir dönemeç olan SSGSS yasasına karşı gösterilen mukavemetin zirve noktasını bugün (cuma) yaşadık.

Binlerce emekçi ülke çapında 2 saatlik iş bırakma eylemi gerçekleştirdi, Türkiye'nin dört bir yanında okullarda eğitime iki saat ara verildi, hastanelerde 10.00-12.00 arası acil hastalar dışında hasta kabul edilmedi, grev ulaşımda kısmı aksamalara yol açtı. İşçi sınıfı bir bütün olarak olmasa da üretimden gelen gücünü iki saatliğine kullandı.Devamı...

Okur Mektubu
11 Mart 2008

8 MART'TA ALANLARDAYDIK!

Biz Niğde'den Marksist Bakış okurları 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde alanlardaydık.

Özellikle kadınlarımızın haklarının kısıtlanmasına sebep olan SSGSS'ye karşı hep birlikte haklarımızı savunmak için birgün öncesinden hazırladığımız dövizlerle öğlen Eğitim-Sen'e gittik. Daha sonra orada bulunan emekçilerle Niğde Meydanı'na kadar sloganlarla yürüdük. Atılan sloganlar günün anlamını, önemini ve ayrıca son zamanlarda yaşanan işçilerin sorunlarını çok güzel dile getiriyordu.Devamı...

Okur Mektubu
7 Mart 2008

TUZLA'DA OTURMA GREVİ

Tuzla'daki grev sabah saatlerinde tersane işçileri tarafından başlatıldı. Sabah saat 06:00 sırasında işçiler Tuzla tersane girişindeki polis barikatını açarak yolu işgal etti. Direnişteki işçiler, işbaşı yapmak için bölgeye gelen işçileri greve destek vermeleri için etten barikat kurarak durdurmaya çalıştığı sırada müdahale gerçekleşti. Polis tarafından sert şekilde müdahale edilen direniş sırasında çok sayıda işçi ağır sekilde yaralandı ve 86 kişi gözaltına alındı. Devamı...

Üniversitelerde Türban
29 Şubat 2008

MARKSİST BAKIŞ'TAN ODTÜ'DE BASIN AÇIKLAMASI

Türban tartışmalarıyla emekçilerin egemenlerin iç çatışmasında taraf haline getirilerek bölünmesine ve emekçilerin gerçek gündemlerinin üstünün örtülmesine karşı kitlelere devrimci Marksist perspektifi göstermek ve ikna etmek için bulunduğumuz her alanda yürüttüğümüz çalışmayı ODTÜ'de de bir basın açıklaması düzenleyerek devam ettirdik.

Üniversitelerde türban sorunu sol için büyük bir kafa karışıklığı anlamına geldi. Solun ana gövdesi laikçi kanada eklemlendi. Bu durumun en büyük nedeni Kemalizmin Türkiye solu üzerindeki büyük etkisi. Böylece türban ve "gericilik" karşıtı eylemler düzenlendi. Buradaki gericilik kavramı bile Kemalizmden alınma. Gerçek komünistler bilirler ki kapitalist düzenin devamından yana olanların hepsi gericidir. Gericiliği sadece İslamcılarla özdeşleştirmek Kemalizmin aynı zamanda düzeni akladığı bir tavrıdır. Bu anlamda hem laikçi askeri sivil bürokrasiye hem de AKP ve arkasındaki güçlere karşı geliştirilecek üçüncü yol vardır; o da türban tartışmalarının tarafı durumuna düşmemektir. Sınıf mücadelesi hem AKP ve siyasal İslamı hem de askeri-sivil bürokrasi ile sermaye çevrelerini durdurabilecek asıl güçtür.

Marksist Bakış olarak biz ise yürüttüğümüz çalışmayla toplumdaki asıl bölünmenin "yoksulluk içinde yaşayan on milyonlarca emekçi ile onların sırtından geçinen kapitalist sınıflar arasındadır" diyerek sol içinden egemen sınıf içindeki çatışmada taraf olarak laikçi asker-sivil bürokrasi ile sermaye çevrelerine eklemlenenlere ve siyasetsiz kalanlara karşı solun egemen sınıfların manipülasyonlarından bağımsız duruşunu ve işçi sınıfının birliğini savunarak devrimci Marksist taşıyıcısı olduk. Devamı...

 
25 Şubat 2008

Operasyonlara Hayır!

TSK iki aydır havadan bombaladığı Güney Kürdistan'a bu sefer kara harekatı başlatmış durumda. Dördüncü güne giren operasyonda bilanço gittikçe kabarıyor. Orduya bağlı kaynaklar, çıkan çatışmalarda yüzün üstünde gerilla ile on beş askerin yaşamını yitirdiğini bildirirken, gerilla kaynakları şimdiye kadar 47 askerin yaşamını yitirdiğini bunlardan on beşinin cenazesinin ellerinde olduğunu, istenildiği takdirde künyelerinin fotoğraf ile dünyaya gösterilebileceğini bildirdi. Devamı...

Okur Mektubu
24 Şubat 2008

TEKEL'de İşgal Var!!!

Cuma akşam saatlerinde Tekel işçilerinin fabrikalarını işgal ettikleri haberi geldi. Hepimizi heyecanlandıran bu işgalin haberleri kamuoyu tarafından bilinmiyordu tabi. Burjuva basının işçi direnişi haberlerine yaptığı sansür hepimiz tarafından aşikâr.

Cumartesi günü Marksist Bakış okurları olarak, Tekel işçileriyle sohbet etmek ve direniş-işgale destek vermek için Cevizli Tekel fabrikasına ziyarete gittik. Ama malum olduğu üzere polis ve güvenlik kordonu yüzünden fabrikaya alınmadık. Biz de fabrika yakınında bulunan Tek Gıda-İş sendika bürosuna yöneldik. Devamı...

Bildiri
22 Şubat 2008

Türban Kavgasına Değil, Sınıf Kavgasına!

Türban tartışmaları hararetli bir şekilde devam ederken, bugünlerde sokaklarda emekçilerin sesi sıkça duyulmaya başlandı. Yörsan'da sendikalaştıkları için 402 işçi patron tarafından işten atıldı. TEGA'da greve çıkan isçilere yönelik gözaltı terörü ve şiddet dalgası artarak devam ediyor. Özelleştirmeye karşı çıkan TEKEL işçileri geleceklerini kurtarmak isterken Ankara ayazında polisin tazyikli sularıyla tanışıyor. Tuzla Tersaneleri'nde işçi ölümlerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Bütün bunları görmek için burjuva medyayı veya egemen sınıfların sözcülerini takip etmenize hiç gerek yok. Çünkü onlardan açlığa, yoksulluğa, sömürüye ve geleceksizliğe karşı mücadele bayrağını yükselten emekçileri bölmekten başka hiçbir işe yaramayan türban tartışmalarından öte bir şey duyamayacaksınız. Devamı...

Okur Mektubu
17 Şubat 2008

TEGA Grevine Ziyaret

7 Şubat 2008 günü, TEGA işçilerinin greve çıkmasıyla, Sincan Organize Sanayi tarihinde bir ilke sahne olmuştu. 8 ay kadar önce DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş'te örgütlenen TEGA işçilerinin grev kararına karşı, bu “ilk”ten rahatsız olan, TEGA patronunun cevabı 56 işçiyi atmak olmuştu. TEGA patronunun ve sermayenin savunucusu devletin greve karşı saldırıları bununla da sınırlı kalmadı. Devamı...

Türban Meselesi
13 Şubat 2008

Sosyal Demokrat Emekçilere Açık Mektup

22 Temmuz seçimlerinde %47 oy oranına ulaşarak yeniden tek başına iktidar partisi durumuna gelen AKP, 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra başlayan birinci iktidar dönemine göre çok daha güçlü durumda. Başından beri arkasında olan sınıfsal bloğun (ABD-AB ve diğer uluslararası sermaye çevreleri, TÜSİAD ile ifade edebileceğimiz Türkiye büyük sermayesi ve yeni palazlanan Anadolu sermayesi ile küçük burjuvazinin hallice olanları) AKP'ye verdiği destekte bir azalma yok. Diğer taraftan bu kesimlerle açık veya örtülü biçimde zıt çıkarlara sahip olan, bu yüzden de AKP'ye şiddetle karşı koyan ordu ve yüksek bürokrasi çevrelerinin gücünde büyük düşüşler yaşandı. Devamı...

 
6 Şubat 2008

Troçki'nin Marksist Leninist Geleneğe Katkısı

Troçkizm, Marksist Leninist geleneğin devamcısıdır, peki öyleyse neden Troçkizm diye farklı bir adlandırılmaya gerek duyulmuştur? Tamam, Troçki Marks ve Lenin'in yarattığı geleneği savunmuş ve bu uğurda katledilmiş olabilir, ama bu, Troçki'nin isminin yanına “izm” takısı getirilmesini gerektirir mi? Ya da Stalinistlerin çok kaypakça savundukları şekilde, Stalin önemli bir düşünsel yenilik ortaya koymuş mudur ki Stalinizm diye bir şey var olsun? Devamı...

 
31 Ocak 2008

Aleviler Postal Peşine Değil, Devrimci Saflara!

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin düzenlediği ve çok sayıda Alevi Kurumu, Demokratik Kitle Örgütü, Sendika, Meslek Odası, Siyasi Parti, Siyasi Yapı, Kültür Merkez ve Yöre Derneklerinin destek verdiği “Öğretimize, Özgürlüğümüze Saygı Mitingi” 3 Şubat Pazar 13:00'da Kadıköy'de gerçekleşecek. Alevilerin hafızalarını tazeleyerek dost ve düşmanı ayırmaları; müttefiklerini devletlü kesimlerde değil, devrimci saflarda aramaları şiarıyla mitingde yerimizi alacağız.

Tarih: 3 Subat 2008 / Pazar
Yer : Kadıköy Meydanı
Saat : 13:00

"Aleviler Esas Duruşa Değil, Devrimci Saflara"

 
25 Ocak 2008

Mustafa Suphilerin Enternasyonalist Komünist Bayrağını Yükselteceğiz!

Mustafa Suphi ve yoldaşları Bolşevizmi Türkiye topraklarında yeşertmenin ilk öncüsü oldular. Burjuvazi bu durum karşısında Ekim Devrimi'nin yarattığı eşitlik ve özgürlük dalgasının önünü kesmek için Mustafa Suphileri Karadeniz sularında Kemalist rejimin kuklaları aracılığıyla katletti.

Mustafa Suphi ve on dört yoldaşının kapitalist barbarlık tarafından katledilmelerinin üzerinden 87 yıl geçti. Bu olayla birlikte onların Devrimci Marksizmi ilke edinen, proleterya enternasyonalizmine bağlı komünist çizgileri terkedildi, yerini Stalinist bürokrasinin çıkarları için çalışan, Mevşevizm'den kopamamış sınıf işbirlikçi kadroları aldı. Bu kadroların Mustafa Suphilerin boşluğunda yarattığı bilinç bunalımının izlerini bugünün devrimci hareketinde bile görmek mümkün.

Bugün bizlere düşen görev Mustafa Suphilerin gelecek kuşaklara miras bıraktığı Devrimci Marksizm'in kızıl bayrağını kapitalizmin burçlarına dikmektir.

ZAFERE KADAR SÜREKLİ DEVRİM!

YAŞASIN PROLETERYA ENTERNASYONALİZMİ!

Mustafa Suphi TKP'si ve Epigonları

 
17 Ocak 2008

Baskın Oran'ın Liberal Ezberi

Türkiye emekçileri yeni yıla yerli ve yabancı sermayenin rüyalarını süsleyen reform paketleriyle girdi. Bu saldırganlığın çok uzak bir ihtimal olmadığının farkındaydık. Aradan fazla zaman geçmeden burjuvazinin sözcüleri niyetlerini birbiri ardına dökmeye başladılar. Yeni yılın ilk bombası, sosyal güvenlik reformu tartışmalarını bir kenara bırakırsak, “çiçeği burnunda” YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın üniversitelerin paralı olmasını dile getiren söylemiydi. Belki şu günlerde burjuvazi bunu gerçekleştirmek adına açıktan bir saldırıya girişmiyor, fakat bunun dillendirilmesini sermayenin gelecekteki planlarını ortaya koyması açısından önemli görüyoruz. Devamı...

Okur Mektubu
12 Ocak 2008

93 Yaşındaki Mihri Belli'nin Ayak Oyunu

Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP)'nin 22 Temmuz seçimlerinden sonra içine girdigi bölünme süreci geçtiğimiz aylarda resmileşerek noktalandı. SDP, ÖDP'den kopanlarca kurulmuştu. Tıpkı ÖDP gibi SDP'nin de temel söylemi ve iddiası, sosyalist solda birlik partisini inşa ederek sosyalizmi yeniden bir alternatif katına yükseltmekti. Yine tıpkı ÖDP gibi SDP de tüm bu birlik iddialarının tam tersine birçok bölünme ve ayrılıkla siyaseten kendisini tüketti, inananlarını büyük bir hayal kırıklığına sürükledi. Bu süreçlerde binlerce aktif üye pasifizme itildi ve tasfiyecilik başgösterdi. SDP'deki son bölünme de SDP saflarında mücadele eden birçok insanı daha umutsuzluğa sürükleyecektir. Devamı...

Bildiri
8 Ocak 2008

Üniversite Kapıları Emekçi Çocuklarına Kapatılamaz!

Göreve gelir gelmez “Bütün yasaklar kalkacak” diyerek bir kez daha ikiyüzlü tüccar zihniyetinin ne kadar cin olduğunu ispatlayan YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan, devlet üniversitelerini paralı yapmak istediklerini söylemiş.

İşte, bu kafanın hiç utanmadan, özgürlük, demokrasi gibi değerlerin arkasına saklamaya çalıştığı gerçek niyetini ortaya koyan en ucuz tümce: “ Bedava okul da olmaz ”. Sermaye uşağı sözde bilim adamı, özde tüccar akademisyenlerin emekçi çocuklarına reva gördüğü özgürlük bu: Paran kadar eğitim hakkı! Devamı...

 
1 Ocak 2008

Çalışma Bakanı Sermayenin 2008'deki Saldırı Planını Açıkladı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, düzenlediği “kahvaltılı” basın açıklamasında işçi sınıfı ve yoksul halka dönük 2008 için planlanan saldırı paketini açıkladı. Pakette Sosyal Güvenlik Reformu'nun yanı sıra, sendikalar yasası, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili düzenlemeler bulunuyor. İstihdam paketi ile birlikte kıdem tazminatının da ele alınması bekleniyor. Devamı...

 
27 Aralık 2007

Sınır Ötesi Operasyonlar Durdurulsun!

Egemen sınıf, birbiri ardına gelen hak gaspları ve zamlar ile emekçi sınıflara karşı saldırılarını etkili bir şekilde tırmandırıyor. Emekçi sınıflara yönelik burjuvazinin bu kampanyası, Kuzey Irak Kürt bölgelerine yapılan hava saldırıları etrafında koparılan şovenist yaygaranın arasında kaybolup gidiyor. Egemen sınıf, böylelikle, bir yandan Kürt halkına yönelik imhacı tutumunu sürdürürken, diğer yandan da zamlar ve emek düşmanı yasalarla alttan alta sömürü şartlarını ağırlaştırıyor. Estirilen şovenist rüzgarlar, egemen sınıf tarafından yaratılmaya çalışılan emekçiler arasındaki etnik temeldeki bölünme işçi sınıfını bu saldırılara karşı kötürüm kılıyor. Sınıf düşmanlarımız bu durumun gayet farkındalar ve tabii ki bu konuda ellerinden geleni yapıyorlar.

Bu anlamda devrimci Marksistlerin görevlerinin en başında yükseltilmeye çalışılan şovenizme karşı savaşmak geliyor. Bu açıdan ezilen Kürt halkının haklı mücadelesinin kanla bastırılmasına karşı mücadele vermek büyük önem taşıyor.

Egemen sınıfın son sınır ötesi operasyonları halklar arasındaki mesafeyi arttırmayı amaçlamakta, imha ve inkar konseptinin devamı anlamına gelmektedir. Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğinin sağlanması için şoven zehire karşı sabırlı bir mücadele yürütülmelidir.

KAHROLSUN KÜRT HALKININ ÜZERİNDEKİ BASKILAR!

KAHROLSUN ŞOVENIZM VE MİLİTARİZM!

YAŞASIN İŞÇİLERİN BİRLİĞİ, HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!

 
24 Aralık 2007

Maraş Katliamını Unutmadık, Unutturmayacağız!

Maraş Katliamı Belgeseli:

http://www.youtube.com/watch?v=aVSICOXOkmM&eurl=http://www.pirsultankartal.org/index.php?option=com_content&task=view&id=202&Itemid=59

FAŞİZMİ DÖKTÜĞÜ KANDA BOĞACAĞIZ!

FAŞİZME KARŞI SINIF SAVAŞI!

 
15 Aralık 2007

Referandum Yenilgisinin Ardından, Venezuela Nereye?

Venezuela anayasa değişikliği için referanduma gitti. Sonuçta %49.3'e karşılık %50.7 oyla referandumdan hayırcılar galip çıktı. Bu sonuçlar, 1998'den beri Venezuela'da sağın kazandığı ilk zafer olma özelliğini taşıyor. Sağ ve arkasındaki egemen sınıflar zafer sarhoşluğu içindeyken Chavez cephesinde şaşkınlık ve soru işaretleri hakim. Venezuela'daki sınıf mücadelesi başta Latin Amerika olmak üzere tüm dünyadaki sınıf mücadelesini etkiliyor, dolayısıyla Venezuela'da yaşananları yakından takip etmek, yorumlamak ve dersler çıkarmak büyük önem taşıyor. Devamı...

 
8 Aralık 2007

Türk-İş Kuruluşunun 55. Yılında Bürokratik Bir Kabuğa Dönüşmüş Durumda

31 Temmuz 1952 tarihinde kurulmuş olan, Türkiye'nin en büyük işçi sendikası konfederasyonu kuruluşunun 55. yılını kutluyor. Ne var ki bu kutlama, büyük ölçüde, yozlaşmış sendika bürokrasisinin kendi içinde sınırlı kaldı ve Türkiye işçi sınıfı tarafından kaale alınmadı. Türk-İş'in üye tabanı, 450.000-500.000 üye ile, kuruluş yılları bir kenara bırakıldığında, tarihsel olarak en düşük düzeyine gerilemiş durumda. Devamı...

 
30 Kasım 2007

Das Kapital'i Keşfetmek

Genç bir Polonyalı entellektüelin 1920'lerde ya da 1930'larda Das Kapital'i etüd ettiği koşullar, Batı'nın birçok ülkesinden farklıydı. Bizim için kapitalizmin çöküşüne ilişkin Marksist öngörü, sadece günlük yaşantımızın gerçekleri konusundaki bilinmezlikleri, ötelerden açığa çıkaran bir bakış değildi. Eski toplumsal düzen gözlerimizin önünde çöküyordu. Bu, varlığımızın nedeni olan ezici olguydu. Ben kendi çocukluk ve yetişkinlik dönemimde bu olguyla defalarca sarsıntı geçirdim. Üç İmparatorluğun sınırları arasındaki bir uçta sıkışan Krakov'da ve Krakov'la Auschwitz'in ortasındaki küçük bir kentte büyüdüm, (Onbir yaşında bir çocukken, Romanov, Habsburg ve Hohcnzol hanedanlıklarının çöküşünü gördüm. Nesiller boyu halkımızı korku içinde yaşatan eski iktidarlar, kutsallıklar ve fetişler, bir gece içinde ortadan siliniyordu. Rus devriminin sıcak nefesini hissediyorduk. Arkadan, sınırın öbür tarafından ansızın Budapeşte komünü alevlendi ve kan içinde boğuldu . Devamı...

 
22 Kasım 2007

Ölümünün 7. Yılında Ahmet Kaya'nın Anımsattıkları

Egemen sınıfların kültürü bugün toplumu bireyciliğe, gösterişe ve yozlaşmaya sürüklemekte ve genç kuşakların beyinlerini popülarizm girdabında eritmektedir. Kültür toplum içerisinde dayandıkları sınıfsal temellere göre şekillenir ve etkisini bu yönde gösterir. Bizlerde açık bir şekilde görüyoruz ki, bu topraklarda, magazin programlarının, burjuva medyanın, kapitalist yozlaşmanın bize dayattığından daha zengin bir kültürel miras vardır. Özünü kimi zaman ezilen halkların kimliğinde kimi zamanda emekçilerin mücadelesinde bulan bu “alternatif” kültür üzerinde sistemin asimilasyon ve baskı araçları geçmişten beri işlemektedir. Şimdiye kadar bu kültürel zenginliğin temsilcileri Nazım Hikmet'ler, Ruhi Su'lar, Yılmaz Güney'ler, Ozan Emekçi'ler ve aklı hafızalara kazınmış pek çok isim düzen tarafından baskılara, sürgünlere maruz bırakılmış veya ölüme terkedilmişlerdir. Devamı...

 
19 Kasım 2007

"Taraf" Kimin Tarafını Tutacak?

Radikal Gazetesi'nin zarar ettiği ve kapanacağı dedikodularının etrafta dolaştığı bugünlerde Taraf Gazetesi yayın hayatına girdi. Taraf'ın liberal burjuvazinin Radikal'in yerine hazırladığı yeni yayın organı olduğunu görmek pek de mesele değil aslında. Peki Türkiye'de gerçekten liberal burjuvaziden bahsedilebilir mi? Devamı...

 
16 Kasım 2007

Fransa'da Grev Dalgası

Fransa 1995, 2003 ve 2006 grev dalgasının ardından bir kez daha geniş grev dalgasıyla sarsılıyor. Fransa'da proletaryanın en militan kesimlerinden ulaşım işçileri, gaz ve elektrik işçilerinin grevine önümüzdeki günlerde hastane ve yerel yönetim çalışanları ile posta ve telekomünikasyon işçilerinin de katılması bekleniyor. Sürmekte olan grev daha ikinci gününde sistemi felce uğratırken, işçi haklarının azılı düşmanı Sarkozy grev karşısında köşeye sıkışmışa benziyor. Devamı...

 
11 Kasım 2007

Ankara'da YÖK Karşıtı Miting

Ankara'da YÖK karşıtı miting için 12:30'da Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsünün önünde yol kapatılıp toplanılmaya başlandı. Katılımcı grupların gelmesiyle birlikte 13:00'de yürüyüş başladı. En öndeki "Üniversiteler Bizimdir" ortak pankartının arkasında Hukuk Fakültesi Öğrenci Derneği, Genç-Sen, Marksist Bakış, Özgür Eğitim Platformu, Sosyalist Demokrasi Gençliği mitingin örgütleyicisi, Devrimci Proleter Gençlik destekçi olarak pankart açtı. Yürüyüş ve miting boyunca "YÖK, Polis, Medya Bu Abluka Dağıtılacak", "YÖK Kalkacak, Polis Gidecek, Üniversiteler Bizimle Özgürleşecek", "Üniversiteler Bizimdir, Bizimle Özgürleşecek, "Yaşasın Halkların Kardeşliği" sloganları kortejlerde çınladı. Yürüyüş Kolej Kavşağındaki mitingle devam etti. Miting, katılımcı kurumlar adına bir temsilci, Eğitim-Sen 5 Nolu Şubeden bir temsilci, Hakkari bağımsız milletvekili Hamit Geylani ve Mehmet Özer'in konuşmalarından sonra Yaşar Kurt'un müzik dinletisinin ardından bitirildi.Eylem Görüntüleri

Mitinge Katılan ve Destekleyen Kurumlar: DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, Hukuk Fakültesi Öğrenci Derneği, Genç-Sen, Antikapitalist, Devrimci Proleter Gençlik, Emekçi Hareket Partisi Gençliği, İşçi Mücadelesi(DİP Girişimi), Odak(Genç Direnişçi), Marksist Bakış, Özgür Eğitim Platformu, Özgürlükçü Gençlik Derneği, Sosyalist Demokrasi Gençliği

 
8 Kasım 2007

"Üniversiteler Bizimdir" Mitingi 11 Kasım'da Ankara'da

 

Toplanma Yeri: Ankara Üniversitesi Cebeci Kampüsü

Toplanma Saati: 12.30

Miting: Kolej Kavşağı

Miting Başlama Saati: 13.30

 

Ekim Devrimi'nin 90. Yılında
7 Kasım 2007

EKİM DEVRİMİ YOLUMUZU AYDINLATIYOR!

 
3 Kasım 2007

Şoven Dalgaya Ankara 'dan Cevap Geldi

Özgür, Demokratik, Eşitlikçi Türkiye Mitingi'ne ülkenin dört bir yanından 30 bin civarında kişi katıldı. Savaş çığırtkanlığı, şovenizm ve ırkçı-şoven kalkışmanın ülkeye egemen olduğu bir atmosferde düzenlenen miting, beklentilerin üzerinde bir kalabalık ve arzulu bir eylemci kitlesiyle adeta faşizm ve militarizmin yükselişine bir cevap niteliğindeydi.

Bilindiği gibi 3 Kasım mitingi, epey bir zaman önce KESK, TMMOB VE TTB'nin çağrısıyla anayasa tartışmalarında bir taraf olmak ve alternatif yaratmak amacıyla planlanmıştı. Öte yandan bu süre zarfında Kürt bölgelerinde yoğun çatışmalar ve büyük asker kayıpları yaşanınca ülkenin gündemi bir anda değişti. Kuzey Irak'ın işgalinin gündeme gelmesine paralel olarak egemen sınıf burjuva medya eliyle şoven bombardımana başladı. Linç girişimleri, şoven hezeyana kapılmış yığınlar, faşistler ve hızla zemin kazanan bir etnik çatışma ihtimali.Devamı...

 
31 Ekim 2007

3 KASIM'DA ALANLARDAYIZ!

Milliyetçi Zehirle Gözlerimiz Kör Edilirken Egemenler Boş Durmuyor. Emeğe Saldırı Yasaları Birer Birer Geçiyor.

Nükleer Santral Yasası, Sosyal Güvenlik Yasası, Zamlar...

EMEĞE SALDIRININ ÖNÜNE GEÇMEK, YÜKSELTİLEN MİLLİYETÇİ HİSTERİNİN DEĞİL EMEĞİN SESİNİ EGEMEN YAPMAK İÇİN 3 KASIM'DA ALANLARA!

Toplanma Yeri: Hipodrom

Toplanma Saati: 10.00

Yürüyüş: 11.00

Miting: Sıhhiye

Miting Başlama Saati: 13.00
Marksist Bakış Bildiri
29 Ekim 2007

Savaş Çığlıklarına Karşı Halkların Kardeşliği

17 Ekim Çarsamba günü meclis, 19 ret oyuna karşılık 509 kabulle tezkereyi onayladı. Liberalinden ulusalcısına bütün sermaye uşakları zafer naralarıyla karşıladılar tezkerenin çıkışını. Uzun süredir çalınan savaş tamtamları böylece zirvesine ulaştı. Siyasal süreçlerde etkisi son dönemde azalmaya başladığından elini güçlendirmede bir koz olarak gördüğü sinirötesi operasyon için uzun süredir bastıran TSK, son dönemde artan çatışmalarda ölenlerin yasları, acıları üzerinden istediği tezkereyi çıkarttı. Generaller, onlarca gencimizi kendilerinin olmayan bir savaşta ölüme yollamakla yetinmeyip ölülerini de kendilerine malzeme yapıyorlar. Hep bizim evlatlarımızın öldüğü bu savaşın nedenini arıyorsanız bakmanız gereken tek yer var: Her türlü barış talebine kulaklarını tıkayan, 23 yıldır bu kirli savaşı devam ettirenler. Ateşkese operasyonlarla yanıt verenler. Köyleri boşaltanlar, bir halka dışkı yedirenler, onların kimliğini “kart kurt” saçmalıklarıyla inkar edenler.Devamı...

 
21 Ekim 2007

Şovenist Karanlık Ağırlaşıyor

ABD'nin Irak işgalinin ardından Ortadoğu coğrafyasında hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağı biliniyordu. Kürt sorunu da bu denklemlerin tam orta yerinde ve süreç işlemeye devam ediyor.

Burjuva sistem ulusal sorunu çözemez, bununla beraber Türk egemen sınıfı sorunu zamana yayarak hafifletecek en basit adımları dahi atacak basireti gösterememiştir. Öcalan'ın tutuklanması ile başlayan sürecin ardından PKK'nin ilan ettiği ateşkes süreci egemen sınıflarca sanki Kürt sorununun artık bittiği yönünde algılanmış, topluma da bu fikir empoze edilmiştir. Dört beş yılı bulan bu süreçteyse Kürt sorunu bağlamında en güdük açılımları bile yapmaktan aciz kalınmış, demokratikleşme talepleri karşısında ısrarla kulaklar tıkanmıştır.

Bu süreç boyunca örneğin Uğur Kaymaz babası ile birlikte öldürülmüş, Kürt bölgeleri üzerindeki baskılar devam ettirilmiştir. Kürt sorunu konusunda Türkiye egemen sınıflarının askeri konsepti hiç değişmemiş, siyasal çözüm arayışları gündeme sokulmamıştır. Devamı...

 
16 Ekim 2007

Polis Artan Yetkileri

Kapitalizm varolduğu günden beri toplum içerisinde iki ana sınıfın mücadelesi hep varolagelmiştir. Bir yanda emeğin yoğun sömürüsü üzerine kurulu sermaye birikimine yönelen büyük burjuvazi, diğer yanda sömürülen emegği karşılığında sadece yeniden üretimine yetecek kadar ücretlendirilen proleterya. Burjuvazinin proleterya üzerinde sömürüsüne dayanan kapitalist düzen, olanca çarpıklığıyla durmaktadır. Bu çarpıklığın üstü güdük bir demokrasi anlayışıyla örtülmek istenmiştir. Burjuva demokrasisi, bütün sahteliği ve yapaylığıyla sömürü düzeninin meşruluğunu sağlamaya çalışır. Bu şekilde, emeğin sömürüsü sahteliklerle perdelenmiştir. Devamı...

 
7 Ekim 2007
'Güvenli bir gelecek, kadrolu iş, insanca yaşam'

Eğitim Sen Eylemi: DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN

Eğitim-Sen 'Güvenli bir gelecek, kadrolu iş, insanca yaşam' sloganıyla sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik ile eğitim emekçileri arasında yaygın olan işsizliğe karşı Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı önünde bir eylem gerçekleştirdi.

Ülkenin dört bir yanından yola çıkarak Kızılay Yüksel Caddesi'nde toplanan yaklaşık bin beş yüz sözleşmeli, ücretli ve işsiz eğitimciler, kortejler halinde Milli Eğitim Bakanlığı önüne yürüdü.

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) üyeleri, "Diplomalı işsiz olmayacağız”, “Öğretmen düşmanı Bakan Çelik istifa" şeklinde sloganlar atarken, sözleşmeli-geçici öğretmenlerin kadroya alınması ve MEB tarafından seçim öncesinde söz verilen 10 bin öğretmen atamasının yapılmasını talep etti. Devamı...

 
2 Ekim 2007

Kentsel Dönüşüm, Konut Sorunu ve Gecekondular

Konut sorunu, kapitalist sistemin doğusundan beri var olan bir sorundur. Sanayinin gelişmesi ve küçük atölyelerin yok olmasıyla birlikte şehirlere başlayan yoğun göç beraberinde barınacak yer sorununu da getirdi. Bu soruna Türkiye'de bulunan çözüm gecekondular oldu. 2. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye hızlı bir kentleşme yaşadı. Yüz binden fazla nüfuslu yerleşmeler kent olarak alınırsa, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, yani 1945'te ülke nüfusunun yüzde 18.3'ü kentlerde yaşarken, bu oran 2000 yılında yüzde 60 seviyesine ulaştı. Nüfusun kentlerde hızla yığılmasına karşın, kentlerde bu gelenleri barındıracak koşullar ve altyapı hazırlanmamıştı. Devamı...

Okur Mektubu
24 Eylül 2007

Tuzla'dan İzlenimler

Cuma sabahı banliyö trenlerine binerek, Tuzla'nın yolunu tuttuk. Tuzla'daki tersanelerde çalışan, Limter-İş'e bağlı işçilerle sohbet etmek için yoldaydık. Tuzla son aylarda meydana gelen ‘iş kazaları' ile herkesin endişesi ve merak konusuydu.

Ekibin içinde öğrenci sendikası(Genç-Sen) kurmaya çalışan öğrenciler, Almanya'dan Türkiye'deki sendikalar hakkında bilgi toplamaya gelen Ver-di (Birleşik Hizmet Sendikası)'den sendikacılar vardı. Tuzla'ya vardığımızda işçilerin öğle aralarında toplandıkları kahvehaneye gittik. Orada bizi Limter-İş Genel Başkanı, Cem Dinç karşıladı. Ekip için hazırladıkları günlük plandan bahsetti.. Devamı...

 
20 Eylül 2007

Küresel Isınma ve Kapitalizm

Kapitalizm her geçen gün insanlığı daha büyük bir karanlığa sürüklüyor. Yüzyıllardır huzur içinde yaşayan halkları birbirine kırdıran; petrol için savaşlar çıkaran, işgal eden; nükleer silahlarıyla dünyanın sonunu hazırlayan kapitalist sömürü düzeninin kâr için yarattığı yıkıma bir yenisi daha eklendi: küresel ısınma. Aslında yenisi eklendi yerine, ancak bütün ağırlığıyla varlığını hissettirdiği ve yaşamı tehdit ettiğinde "küresel ısınma"dan haberdar edildik desek daha doğru olacak.
Şiddeti artan doğal felaketler (Katrina kasırgası gibi), dünyayı kasıp kavuran yüzyılın sıcakları, farklı bölgelerde farklı şekillerde yaşanan iklim değişiklikleri, artan kuraklık ve su sorunu küresel ısınma kavramını olanca şiddetiyle yaşamımıza bir daha çıkmamacasına (kapitalizm varolduğu sürece) soktu.
Son birkaç yıldır gündem küresel ısınma ile çalkalanıp duruyor. Gün geçmiyor ki küresel ısınma üzerine yeni haberler duymayalım. Artan doğal felaketler, kutuplardaki buzulların erimesi, artan sıcaklıklar, kuraklık... Alttan alta yıllardır ilerleyen bu tehlike, sanki bu durumu yıllarca kamuoyundan saklayanlara, yılların sessizliğine inat kendini herkesçe görünür kılıyor. Devamı...

 
13 Eylül 2007

"12 Eylül Darbecileri Yargılansın" Mitinginin Ardından

Darbe Karşıtı Platformun darbelere karşı demokrasi ve 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 27. yılı protesto etkinlikleri programı çerçevesindeki "12 Eylül Darbecileri Yargılansın" mitingi 9 Eylül pazar günü Ankara'da yapıldı. Ankara Garı'ndan başlayan eylem Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı'nda son buldu.

Geçtiğimiz yıllardakine benzer bir katılımla gerçekleşen mitinge katılanlar darbecilere yönelik öfkesinden hiçbir şey kaybetmediğini eylemdeki coşkusuyla ortaya koydu. Dört evladı devrimci mücadelede kaybetmiş Kevser ananın konuşması coşkuyu artırdı.

"12 Eylül Darbecileri Yargılansın" etkinlikleri çerçevesinde 12 Eylül günü ABD büyükelçiliğine bir yürüyüş düzenlendi.

12 Eylül'ün 27.yılını protesto etkinliklerinin ana sloganı olan "Darbeciler Yargılansın" talebini ancak geçmiş mücadelelerine sahip çıkma kararlılığındaki bir işçi sınıfı sorabilir. Bu bağlamda 12 Eylül protestolarının birkaç yıllık geçmişi, geçmişe sahip çıkmak ve darbecilerle hesaplaşmak için bir adımdır. Ancak bu adım kitleselleştiğinde ve işçi sınıfını saflarına kattığında hedefine ulaşabilir.

 
4 Eylül 2007

"Türk Sendika Konfederasyonu Kuruluşunun 55. Yılında Bürokratik Bir Kabuğa Dönüşmüş Durumda"

31 Temmuz 1952 tarihinde kurulmuş olan, Türkiye'nin en büyük işçi sendikası konfederasyonu bugünlerde kuruluşunun 55. yılını kutluyor. Ne var ki bu kutlama, büyük ölçüde, yozlaşmış sendika bürokrasisinin kendi içinde sınırlı kaldı ve Türkiye işçi sınıfı tarafından kaale alınmadı. Türk-İş'in üye tabanı, 450.000-500.000 üye ile, kuruluş yılları bir kenara bırakıldığında, tarihsel olarak en düşük düzeyine gerilemiş durumda.

Türk-İş, güncel politika söz konusu olduğunda, resmi olarak, Amerikan sendikalarının bakış açısını andıran bir biçimde sözde "partiler üstü" bir çizgi benimsiyor.

Türkiye'de, Türk-İş'in dışında iki sendika konfederasyonu bulunuyor. Can çekişmekte olan, sosyal demokrat eğilimli ve Avrupa yanlısı DİSK'in birkaç on bin üyesi varken, İslamcı Hak-İş, bundan biraz daha fazla sayıda bir üye tabanına sahip.

Bugün, her üç konfederasyon bir arada, Türkiye işçi sınıfının yüzde 7'sinden azını temsil ediyorlar. Türk sendikalarının yaşadıkları büyük üye kaybı gelecekte de hız kesmeden devam edeceğe benziyor. Devamı...

Vadim Rogovin
23 Ağustos 2007

Lev Troçki ve SSCB'de Marksizmin Kaderi

Her büyük devrim o ülkedeki ahlaki ve düşünsel iklimi değiştirir ve Lenin'in işaret ettiği gibi daha önce mümkün olması düşünülmeyen yeni yeteneklerin ve yeni güçlerin oluşumuna neden olur.

Ekim devriminin önde gelen şahsiyetleri içinde, yeteneklerinin ve becerilerinin çok yönlülüğüyle Rönesans çağının insanları ile rahatlıkla kıyaslanabilecek onlarca insanın ismini sayabilirim. Bu insanlar 1919-21 yıllarında yaşanan İç Savaş sırasında Kızıl Orduyu yönetme ve eski Çarlık profesyonel subaylarının komutasındaki, ekipman ve malzeme desteği yabancı güçler tarafından sağlanan, Beyaz Orduları yenme becerisini gösterdiler. Savaş sonrasında en yetkin ekonomi uzmanları oldular. Toplumsal yaşamın en çeşitli entelektüel ve kültürel alanları da dahil olmak üzere pek çok alanında öncü rolü oynadılar.

Ancak bu seçkin insanlar grubu içinde bile Troçki'nin şahsiyeti hem gücüyle hem de yeteneklerinin çok yönlülüğüyle hepsinden çok daha fazla göze çarpıyordu. Troçki, Kızıl Ordu'yu örgütleyen kişiydi ve bu ordunun birçok zaferinin onuru ona aitti. Diplomasi alanında yabancı ülkelerin önderleriyle karşı karşıya geldiğinde muazzam bir yetenek sergiledi ve bu yeteneği nedeniyle de büyük saygı gördü. Troçki, Sovyet ekonomisinin bütün dallarını yönetebilen, hem de etkin bir biçimde yönetebilen biriydi. Devamı...

21 Ağustos 2007
Katledilişinin 67. Yılında Mücadelemize Yol Gösteriyor

DEVRİMCİ MARKSİZM VE TROÇKİ

1940 Mayıs'ında, Troçki, "Stalin Benim Ölümümü Arıyor" adlı makalesinde geleceği öngörür gibiydi. 3 ay sonra 20 Ağustos 1940'ta Meksika Coyocan'da Stalin'in ajanı Roman Mercador Troçki'yi kafasına vurduğu bir buz kıracağıyla ağır biçimde yaralamış ve Troçki bir gün sonra ölmüştü. Bu cinayet Stalin'in eski Bolşeviklere yönelik cinayetlerinin en sonuncusu ve en zarar verici olanıydı. Bunun nedenini 1935'te yazdığı bir makalede, Troçki'nin anlatımıyla dinleyelim: "... yaptığım işin 'yeri doldurulamaz' olduğunu söyleyemem, 1917-1924 döneminde bile. Halbuki şu anda yaptığım kelimenin tam anlamıyla 'yeri doldurulamaz' bir şey. Bu ifadede en küçük bir övünme yok. İki Enternasyonal'in çöküşü, bu Enternasyonallerin şeflerinden hiçbirinin altından kalkamayacağı bir sorun yarattı. Kişisel yazgımın özel koşulları beni bu sorunla karşı karşıya getirdi, ciddi bir tecrübeyle tepeden tırnağa silahlanmış olarak. İkinci ve Üçüncü Enternasyonal şeflerinden gına getirmiş yeni kusağı devrimci bir metotla donatmak, ben hariç hiç kimsenin başaramayacağı bir görevdir." Devamı...

Okur Mektubu
18 Ağustos 2007

Türk Hava Yollarında Grev Tartışması

12 Eylül darbesiyle başlayan, sermayenin işçi sınıfı üzerindeki baskı ve sömürü aracı haline gelen neoliberal politikalar, uluslararası ve yerli sermayeyle sıkı bir işbirliği içerisine giren AKP iktidarı tarafından olanca hızıyla sürdürülmektedir. Bu saldırıların ana eksenini de işçi haklarına yönelik saldırılar ve devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu sosyal hakların gaspedilmesi oluşturmaktadır. Bu uygulamalar emekçilerin sırtına her geçen gün daha büyük sıkıntılar yüklemekte ve yoksulluğu artırmaktadır. Tarihin çeşitli dönemlerinde, burjuva sınıfın sömürü politikalarına karşı işçi sınıfı elinde tuttuğu toplumsal gücü sınıf savaşında bir araca dönüştürerek kendisine yönelen saldırıları bertaraf etmiştir. Devamı