14. SAYI ÇIKTI

|









|
|
Ankara Görüntüleri için Tıklayınız! |
|
|
|
|
| |
10 Mayıs 2008 |
ODTÜ'de Geleneksel "DEVRİM" Yürüyüşü |
|
ODTÜ'nün Türkiye devrimci tarihi içerisindeki yeri yadsınamaz. Özellikle ODTÜ stadının tribünlerinde yazan "DEVRİM" yazısı bu tarihin canlı bir tanığı gibidir. Üzerinden geçen onlarca yıla, gördüğü askeri darbelere rağmen hala ilk günkü parlaklığı, ilk günkü canlılığıyla görenleri Türkiye devrimci tarihinin geçmişine sürüklemektedir. ODTÜ Bahar şenliklerinde her yıl bu tarihi biraz olsun canlandırmak adına stada mumlarla "DEVRİM" yazılır. Bu yazı öncesi ODTÜ en coşkulu ve kitlesel eylemine ev sahipliği yapar. Bu yıl 7 Mayıs günü aynı gelenek tekrarlandı ve 68 kuşağının devrimci geleneği hafızalarda bir kez daha tazelendi. Devamı... |
| |
9 Mayıs 2008 |
6 Mayıs'ta Denizleri ve Akın Reçber'i Mezarları Başında Andık |
|
Kapitalizme karşı vermekte olduğumuz evrensel mücadele sayısız kayıplar verdik. 96 1 Mayıs'ından sonra şehit düşen Akın Reçber ve 6 Mayıs'ta asılan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan Türkiye devrimci mücadele tarihimizin kayıplarındandır. Burjuva diktatörlüğü onları bizden kopardı, ancak onları mücadelemizden koparmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Onlar her Mayıs'ta daha da güçlenerek aramızda yer alacaklardır. Devrim şehitlerinin anısını Bolşevizmi bu topraklarda var ederek yaşatacağız.
Akın ve Denizler devrim davasında düşen ne ilk ne de son devrimcilerdi. Düzenin sahiplerinin ve onun işkenceci katillerinin katliamcı yüzlerini bizler tüm dünyada sınıf mücadelesi tarihinden biliyoruz. Öte yandan kapitalizme karşı mücadelemiz Akın ve Denizler gibi nice yiğit ve kahraman insan yetiştirmeye devam edecektir. Mesele kapitalizmin ve onunla beraber sınıflı toplumların insanlığa yaşattığı tüm pisliklerin yok edilmesidir.
Bayrağı onlardan devralarak aynı coşkuyla sınıf kavgasına devam ediyoruz! Onlara sözümüz var: Proletaryanın kızıl bayrağını burjuvazinin burçlarına dikene kadar bu kavga sürecek! |
| |
8 Mayıs 2008 |
Küba'da "Reformlar" Özel Mülkiyeti ve Toplumsal Eşitsizliği Teşvik Ediyor |
|
Küba hükümeti, Devlet Başkanı Raul Castro'nun, sağlık durumu bozulan ağabeyi Fidel'den iktidarın dizginlerini devralmasından bu yana geçen iki aya yakın bir süre içinde ilan etmiş olduğu bir dizi reformun, "sosyalizm"i terk etmenin işareti olduğunu reddeden bir açıklama yayımlamak zorunda kaldı. Geçtiğimiz haftalar içinde Küba hükümeti cep telefonları, bilgisayarlar ve ev aletleri gibi tüketim mallarının satışı üzerindeki sınırlamaları kaldırdı ve Kübalıların daha önce yalnızca yabancı turistlere tahsis edilmiş olan otellerde kalabilmelerine izin veren bir yasayı geçirdi. Daha da önemlisi, hükümet tarım sektöründe ve ücret sistemlerinde özel üretimi güçlendirecek ve toplumsal eşitsizliği artıracak politika değişikliklerini hayata geçirdi. Devamı... |
| |
7 Mayıs 2008 |
|
1 MAYIS'TAN ÇIKARILMASI GEREKEN DERSLER |
|
2008 1 Mayıs'ına kapitalistlerin işçi sınıfına ve emekçi halka karşı artan saldırıları eşliğinde girilmişti. Genel Sağlık Sigortası (GSS) örneğinde olduğu gibi saldırıların karakteri gelecek kuşakları da etkileyecek şekilde uzun ölçekli ve geniş kapsamlıydı. GSS'yi önümüzdeki süreçte yeni iş yasaları adı altında işçi sınıfının kıdem tazminatı gibi çok önemli haklarına karşı köklü bir saldırı dalgasının izleyeceğini patronların hükümeti AKP sene başında açıklamıştı. Devamı... |
| Okur Mektubu |
4 Mayıs 2008 |
|
DEVRİMCİ MARKSİST ŞİARLARLA 1 MAYIS'TA ALANLARDAYDIK! |
|
2008 1 Mayıs'ı sınıf mücadelesinin yükseldiği, toplumun politize olduğu bir döneme denk gelmesi açısından önemliydi. Öte yandan İstanbul'da sendikaların ve devrimcilerin devletle Taksim üzerine girdiği kutuplaşma ve devletin bu konudaki pervasız tutumu 1 Mayıs'ın toplumsal meşruiyetini artırdı. Bizde Marksist Bakış okurları olarak sermayenin emeğe yönelik saldırılarını, SSGSS yasasını ve bunlara karşı yükselen sınıf mücadelesini dikkate alarak 1 Mayıs çalışmalarını bu mücadelenin yükseltilmesinin bir aracı olarak gördük ve haftalar öncesinden kitlesel bir 1 Mayıs için çalışmalara başladık. Devamı... |
| Okur Mektubu |
3 Mayıs 2008 |
|
YAŞASIN 1 MAYIS! YAŞASIN TAKSİM DİRENİŞİ! |
|
Bilindiği gibi 1 Mayıs kutlamalarının bu sene de geçen sene olduğu gibi Taksim'de yapılması kararlaştırıldı. Geçen sene 77 katliamında öldürülen yoldaşlarımızın anısını yaşatmak için bu karar alınmış ve yine devlet terörü tarafından engellenmeye çalışılmıştı. Ancak geçen seneden farklı olarak bu yıl ülkedeki üç büyük konferedasyonun ortak kararıyla alınan Taksim kararı, kamuoyunda büyük bir meşruiyet kazandı. Herkesin ortak sohbet konusu olan Taksim'de 1 Mayıs kutlama talebi, bu talebi dile getiren sendikaların boyunu aşan bir gündeme ulaştı. Devamı... |
| Okur Mektubu |
27 Nisan 2008 |
|
ODTÜ'DE FAŞİSTLERE GEREKEN CEVAP VERİLDİ! |
|
Son dönemde üniversitelerde giderek artan faşist saldırılar, burjuva medyanın kirli propagandası dolayısıyla karşımıza sıradan birer karşıt görüşlü gruplar arasındaki kavga olarak yansıdı. Geçmişte devrimci mücadele üzerinde ideolojik baskı oluşturmak amacıyla "sağ-sol kavgası" söylemleri sıkça piyasaya sürülmüştür. Her ne kadar bu söylemlerden bugünde ortalığa bolca saçılsa da, üniversitelerde artan saldırıların başaktörü Ömer Ulusoy'un elindeki silah kadar canlı bir şekilde önümüzde durmaktadır. Polisi, jandarması, medyası, YÖK'ü ile sermaye üniversiteler üzerinde topyekün bir saldırıya geçmiştir. Bir yandan üniversitelerin sermayenin çıkarlarına yönelik bir ekonomik yapıya dönüştürülmesi sürecine girilmesi düşünülürken, bunun önündeki engel olarak görülen üniversitelerdeki muhalefet ezilmek istenmektedir. Devamı... |
| 1 Mayıs Bildirisi |
20 Nisan 2008 |
|
KAPİTALİZMİN KRİZİ DERİNLEŞİRKEN DEVRİMCİ OLASILIKLAR GÜÇLENİYOR |
|
2008 1 Mayıs'ına kapitalizmin derinleşen krizi, egemen sınıfların şiddetlenen kendi iç kavgaları, burjuva politikanın istikrarsızlaşması ile şiddetlenen sınıf çatışması eşliğinde giriyoruz. Geçtiğimiz yıllarda mayalanan kapitalist krizin gerçek sonuçları açığa çıkmaya başladı: Kitlelerin yaşam standartlarında dramatik düşüşler, burjuva iktidarların istikrarsızlıklara sürüklenmesi, artan hoşnutsuzluk ve işçi sınıfının artan direnişi. Sömürü sisteminin yapısı zayıflarken bu 1 Mayıs ve sonrasının önemi büyük. Devamı... |
| Okur Mektubu |
15 Nisan 2008 |
|
MSGSÜ'de Basın Açıklaması: "GÖZALTINDA SANAT OLMAZ" |
|
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi(MSGSÜ)'nde genel olarak üniversitelerdeki antidemokratik uygulamalar ile bu uygulamaların bir ayağı olan faşist saldırılara ve özelde de okulumuzda yönetimin antidemokratik uygulamaları, güvenliğin muhalif öğrencilere sözlü ve fiziksel tacizlerine karşı 11 Nisan Cuma günü 12.15'te Eğitim-Sen, Genç-Sen ve MSGSÜ öğrencileri olarak ortak bir basın açıklaması örgütledik. Devamı...
|
| Okur Mektubu |
14 Nisan 2008 |
|
Yıkımlara Karşı Direnen Başıbüyük Halkını Ziyaret Ettik |
|
Kendilerine sunulan koşullarda ev sahibi olamayacaklarını ve aslında semtlerinden atılmakla karşı karşıya olduklarını gayet iyi bilen Başıbüyük halkı 46 gündür yıkımlara karşı direnişte. Mahalleye gidişte uzun aralıklarla kalkan ve genelde tıklım tıklım dolu olan eski İETT otobüslerine binmeniz gerekiyor. Zaten bütün gecekondu ve emekçi semtlerinin kaderidir bu eski kırmızı otobüsler. Başıbüyük'de tepelere inşa edilen bir semt. Asıl direniş inşaat alanının olduğu bölgeye kurulu bulunan 2 tane çadırdan yürütülüyor. Biri kadınlara, biriyse erkeklere ait. Biz ikisinde de farklı insanlarla benzer sohbetler gerçekleştiriyoruz. Devamı... |
| Okur Mektubu |
8 Nisan 2008 |
|
ŞALTER İNMEDEN BU İŞ BİTMEZ! |
|
6 Nisan mitingi, duyurusu
sınırlı bir kesime yayıldığı halde beklenenin üstünde bir
kalabalıkla gerçekleşti. 40 bin kişinin katıldığı mitingde sendika
ve odaların kortejleri görülmeye değerdi. Türk-İş'in GSS (Genel
Sağlık Sigortası) konusundaki uzlaşmacı tavrına rağmen, üye
sendikalar mitinge çok güçlü hazırlanmıştı. Türk-İş'e bağlı
sendikaların kortejlerinde genellikle öfke ve kararlılık hâkimdi:
İşçiler burada, Türk-İş nerede?', Uzlaşma değil, genel direniş',
İşçi-memur elele, genel greve!' sloganları atan işçiler alanı
inlettiler. Devamı... |
| |
6 Nisan
2008 |
|
KRİZİN FATURASI
KAPİTALİSTLERE! |
|
10 trilyon doları aşan hacmiyle -ki bu rakam 400
milyar dolarlık Türkiye Gayri Safi Milli Hasılası(GSMH)'nın 25 katı
büyüklüğünde- dünyanın en büyük piyasası olarak değerlendirilen ABD
mortgage piyasasında alarm zilleri çalıyor. Mortgage piyasasındaki
kriz nedeniyle kısa süre içinde ABD ve Avrupa bankaları yaklaşık 150
milyar dolar zarar etti, çok sayıda ipotek bankası, aracı kredi
kurumu battı. Sadece HSBC bankasının batık kredilerinin büyüklüğü
105 milyar dolara ulaştı. Olayların patlak verişinden beri dünya
borsaları ortalama %25 değer kaybetti. Borsalarda işlem gören
şirketlerin hisse senetleri 5-6 trilyon dolar değer kaybetti. Devamı... |
| Okur Mektubu |
3 Nisan
2008 |
|
İŞTE KIZILAY, İŞTE
DİRENİŞ! |
|
Mecliste görüşülmekte olan
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası(SSGSS) Yasa Tasarısı'na
karşı KESK, DİSK, TMMOB, TTB ve TDB eylem planını 28 Mart günü
açıklamışlardı. Bu plana göre 3 gün sonra Yasanın görüşülmeye
devam edildiği 1 Nisan Salı günü saat 14:00'te Türkiye'nin her
yerinde işyerlerinden çıkıp alanlarda kitlesel eylemler
gerçekleştirilecek ve Aynı gün Ankara'da saat 14:00'te TBMM Dikmen
kapısı önünde biraraya gelinerek, sesimizi bir kere daha Meclis'e
duyuracaktık. Üzerine fazlaca konuşmaya gerek yok, 3 gün öncesinden
eylemi örgütlemekten bahsetmenin ne kadar ciddiyetsiz ve yapmış
olmak için yapmak anlamı taşıdığı aşikar. Ancak yasaya karşı
emekçilerin öfkesinin yoğunluğundan ciddi bir örgütlenme çabasının
olmamasına rağmen Türkiye çapında kitleler (mütevazi sayılarla da
olsa) alanları doldurdu. Devamı... |
| |
30 Mart
2008 |
|
MARKSİZM VE
EKOLOJİ |
|
Doğal olan, doğaya ait olan her geçen gün tahrip
ediliyor, yok ediliyor. Doğal besinlerimizin yerini genetiği ile
oynanmış gıdalar alıyor; hava, su ve toprak hızla kirletiliyor,
sanayi atıkları sularımıza, dolayısıyla toprağımıza ve besinlerimize
karışıyor; nükleer santraller, zehirli gazlar, radyoaktif atıklar
etrafımızı sarıyor; enerji kaynaklarımız tükeniyor. Küresel
ısınmanın dünyayı bir yok oluşun eşiğine getirdiği bir çağda
yaşıyoruz. Doğa, kapitalizmin yarattığı tahribatı kaldıramayacak
noktaya varmak üzere. Kapitalizm küresel ısınmayı, çölleşmeyi,
türlerin hızla yok oluşunu ve diğer doğal felaketleri engellemeyi
bırakın, bunları hızlandırmaktan başka bir işe yaramıyor.Devamı... |
| |
23 Mart
2008 |
|
KIZIL ELMACILAR İÇİN
ÜZÜLME |
|
Egemen sınıf içindeki çatışma,
misillemelerle şiddetlenerek devam ediyor. Son olarak, darbe
tezgahlamaya çalışmakla suçlanan İ.Ü. eski rektörü Kemal
Alemdaroğlu, İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Cumhuriyet Gazetesi
imtiyaz sahibi İlhan Selçuk sabaha karşı evlerine yapılan
operasyonlarla apar topar gözaltına alındılar. Gözaltıların
zamanlaması ve şekli, AKP ve arkasındaki güçlerin bir güç gösterisi
niteliğindeydi. Devamı... |
| |
18 Mart
2008 |
|
AKP'NIN
KAPATILMASI |
|
Egemen sınıfın çıkar çatışmasında son
perde Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AKP'nin
kapatılması davası açmasıyla açılmış oldu. AKP'nin ikinci dönemi,
askeri-sivil bürokrasinin iktidar mekanizmalarından tasfiyesi
yolunda önemli aşamaların kaydedileceği bir dönem olacakken
özellikle üniversiteler-rektörler ve yüksek yargı organlarında yoğun
bir karşı koyuş gözleniyor. Bu konuda zirveye Yargıtay
Başsavcısı'nın AKP'ye karşı kapatma davası açmasıyla ulaşıldı. Devamı... |
| |
14 Mart
2008 |
|
Sendikal Bürokrasiye Rağmen
Alanlar Doldu Taştı |
|
Ulusal ve uluslararası sermayenin işçi sınıfı ve
emekçi halka karşı şiddetlendirdiği saldırı kampanyasında önemli bir
dönemeç olan SSGSS yasasına karşı gösterilen mukavemetin zirve
noktasını bugün (cuma) yaşadık.
Binlerce emekçi ülke çapında 2 saatlik iş bırakma
eylemi gerçekleştirdi, Türkiye'nin dört bir yanında okullarda
eğitime iki saat ara verildi, hastanelerde 10.00-12.00 arası acil
hastalar dışında hasta kabul edilmedi, grev ulaşımda kısmı
aksamalara yol açtı. İşçi sınıfı bir bütün olarak olmasa da
üretimden gelen gücünü iki saatliğine kullandı.Devamı... |
| Okur Mektubu |
11 Mart
2008 |
|
8 MART'TA ALANLARDAYDIK!
|
|
Biz Niğde'den Marksist Bakış okurları
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde alanlardaydık.
Özellikle kadınlarımızın haklarının kısıtlanmasına
sebep olan SSGSS'ye karşı hep birlikte haklarımızı savunmak için
birgün öncesinden hazırladığımız dövizlerle öğlen Eğitim-Sen'e
gittik. Daha sonra orada bulunan emekçilerle Niğde Meydanı'na kadar
sloganlarla yürüdük. Atılan sloganlar günün anlamını, önemini ve
ayrıca son zamanlarda yaşanan işçilerin sorunlarını çok güzel dile
getiriyordu.Devamı... |
| Okur Mektubu |
7 Mart
2008 |
|
TUZLA'DA OTURMA
GREVİ |
|
Tuzla'daki grev sabah saatlerinde
tersane işçileri tarafından başlatıldı. Sabah saat 06:00 sırasında
işçiler Tuzla tersane girişindeki polis barikatını açarak yolu işgal
etti. Direnişteki işçiler, işbaşı yapmak için bölgeye gelen işçileri
greve destek vermeleri için etten barikat kurarak durdurmaya
çalıştığı sırada müdahale gerçekleşti. Polis tarafından sert şekilde
müdahale edilen direniş sırasında çok sayıda işçi ağır sekilde
yaralandı ve 86 kişi gözaltına alındı. Devamı...
|
| Üniversitelerde Türban |
29 Şubat
2008 |
|
MARKSİST
BAKIŞ'TAN ODTÜ'DE BASIN AÇIKLAMASI
|
|
Türban tartışmalarıyla emekçilerin egemenlerin iç
çatışmasında taraf haline getirilerek bölünmesine ve emekçilerin
gerçek gündemlerinin üstünün örtülmesine karşı kitlelere devrimci
Marksist perspektifi göstermek ve ikna etmek için bulunduğumuz her
alanda yürüttüğümüz çalışmayı ODTÜ'de de bir basın açıklaması
düzenleyerek devam ettirdik.
Üniversitelerde türban sorunu sol
için büyük bir kafa karışıklığı anlamına geldi. Solun ana gövdesi
laikçi kanada eklemlendi. Bu durumun en büyük nedeni Kemalizmin
Türkiye solu üzerindeki büyük etkisi. Böylece türban ve "gericilik"
karşıtı eylemler düzenlendi. Buradaki gericilik kavramı bile
Kemalizmden alınma. Gerçek komünistler bilirler ki kapitalist
düzenin devamından yana olanların hepsi gericidir. Gericiliği sadece
İslamcılarla özdeşleştirmek Kemalizmin aynı zamanda düzeni akladığı
bir tavrıdır. Bu anlamda hem laikçi askeri sivil bürokrasiye hem de
AKP ve arkasındaki güçlere karşı geliştirilecek üçüncü yol vardır; o
da türban tartışmalarının tarafı durumuna düşmemektir. Sınıf
mücadelesi hem AKP ve siyasal İslamı hem de askeri-sivil bürokrasi
ile sermaye çevrelerini durdurabilecek asıl güçtür.
Marksist Bakış olarak biz ise
yürüttüğümüz çalışmayla toplumdaki asıl bölünmenin
"yoksulluk içinde yaşayan on milyonlarca emekçi ile
onların sırtından geçinen kapitalist sınıflar
arasındadır" diyerek sol içinden egemen sınıf içindeki
çatışmada taraf olarak laikçi asker-sivil bürokrasi ile sermaye
çevrelerine eklemlenenlere ve siyasetsiz kalanlara karşı solun
egemen sınıfların manipülasyonlarından bağımsız duruşunu ve işçi
sınıfının birliğini savunarak devrimci Marksist taşıyıcısı olduk.
Devamı... |
| |
25 Şubat 2008 |
|
Operasyonlara Hayır!
|
|
TSK iki aydır havadan bombaladığı
Güney Kürdistan'a bu sefer kara harekatı başlatmış durumda. Dördüncü
güne giren operasyonda bilanço gittikçe kabarıyor. Orduya bağlı
kaynaklar, çıkan çatışmalarda yüzün üstünde gerilla ile on beş
askerin yaşamını yitirdiğini bildirirken, gerilla kaynakları şimdiye
kadar 47 askerin yaşamını yitirdiğini bunlardan on beşinin
cenazesinin ellerinde olduğunu, istenildiği takdirde künyelerinin
fotoğraf ile dünyaya gösterilebileceğini bildirdi. Devamı... |
| Okur Mektubu |
24 Şubat 2008 |
|
TEKEL'de İşgal Var!!!
|
|
Cuma akşam saatlerinde Tekel
işçilerinin fabrikalarını işgal ettikleri haberi geldi. Hepimizi
heyecanlandıran bu işgalin haberleri kamuoyu tarafından bilinmiyordu
tabi. Burjuva basının işçi direnişi haberlerine yaptığı sansür
hepimiz tarafından aşikâr.
Cumartesi günü Marksist Bakış okurları olarak,
Tekel işçileriyle sohbet etmek ve direniş-işgale destek vermek için
Cevizli Tekel fabrikasına ziyarete gittik. Ama malum olduğu üzere
polis ve güvenlik kordonu yüzünden fabrikaya alınmadık. Biz de
fabrika yakınında bulunan Tek Gıda-İş sendika bürosuna yöneldik.
Devamı... |
| Bildiri |
22 Şubat 2008 |
|
Türban Kavgasına Değil, Sınıf
Kavgasına! |
|
Türban tartışmaları hararetli bir
şekilde devam ederken, bugünlerde sokaklarda emekçilerin sesi sıkça
duyulmaya başlandı. Yörsan'da sendikalaştıkları için 402 işçi patron
tarafından işten atıldı. TEGA'da greve çıkan isçilere yönelik
gözaltı terörü ve şiddet dalgası artarak devam ediyor.
Özelleştirmeye karşı çıkan TEKEL işçileri geleceklerini kurtarmak
isterken Ankara ayazında polisin tazyikli sularıyla tanışıyor. Tuzla
Tersaneleri'nde işçi ölümlerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor.
Bütün bunları görmek için burjuva medyayı veya egemen sınıfların
sözcülerini takip etmenize hiç gerek yok. Çünkü onlardan açlığa,
yoksulluğa, sömürüye ve geleceksizliğe karşı mücadele bayrağını
yükselten emekçileri bölmekten başka hiçbir işe yaramayan türban
tartışmalarından öte bir şey duyamayacaksınız. Devamı... |
| Okur Mektubu |
17 Şubat 2008 |
|
TEGA Grevine
Ziyaret |
|
7 Şubat 2008 günü, TEGA işçilerinin greve çıkmasıyla,
Sincan Organize Sanayi tarihinde bir ilke sahne olmuştu. 8 ay kadar
önce DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş'te örgütlenen TEGA işçilerinin
grev kararına karşı, bu ilkten rahatsız olan, TEGA patronunun
cevabı 56 işçiyi atmak olmuştu. TEGA patronunun ve sermayenin
savunucusu devletin greve karşı saldırıları bununla da sınırlı
kalmadı. Devamı...
|
| Türban Meselesi
|
13 Şubat 2008 |
|
Sosyal Demokrat Emekçilere
Açık Mektup |
|
22 Temmuz seçimlerinde %47 oy oranına
ulaşarak yeniden tek başına iktidar partisi durumuna gelen AKP, 3
Kasım 2002 seçimlerinden sonra başlayan birinci iktidar dönemine
göre çok daha güçlü durumda. Başından beri arkasında olan sınıfsal
bloğun (ABD-AB ve diğer uluslararası sermaye çevreleri, TÜSİAD ile
ifade edebileceğimiz Türkiye büyük sermayesi ve yeni palazlanan
Anadolu sermayesi ile küçük burjuvazinin hallice olanları) AKP'ye
verdiği destekte bir azalma yok. Diğer taraftan bu kesimlerle açık
veya örtülü biçimde zıt çıkarlara sahip olan, bu yüzden de AKP'ye
şiddetle karşı koyan ordu ve yüksek bürokrasi çevrelerinin gücünde
büyük düşüşler yaşandı. Devamı... |
| |
6 Şubat 2008 |
|
Troçki'nin Marksist Leninist Geleneğe
Katkısı |
|
Troçkizm, Marksist Leninist geleneğin devamcısıdır, peki
öyleyse neden Troçkizm diye farklı bir adlandırılmaya gerek
duyulmuştur? Tamam, Troçki Marks ve Lenin'in yarattığı geleneği
savunmuş ve bu uğurda katledilmiş olabilir, ama bu, Troçki'nin
isminin yanına izm takısı getirilmesini gerektirir mi? Ya da
Stalinistlerin çok kaypakça savundukları şekilde, Stalin önemli bir
düşünsel yenilik ortaya koymuş mudur ki Stalinizm diye bir şey var
olsun? Devamı...
|
| |
31 Ocak 2008 |
|
Aleviler Postal Peşine Değil,
Devrimci Saflara! |
|
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği'nin düzenlediği ve çok
sayıda Alevi Kurumu, Demokratik Kitle Örgütü, Sendika, Meslek Odası,
Siyasi Parti, Siyasi Yapı, Kültür Merkez ve Yöre Derneklerinin
destek verdiği Öğretimize, Özgürlüğümüze Saygı Mitingi 3 Şubat
Pazar 13:00'da Kadıköy'de gerçekleşecek. Alevilerin hafızalarını
tazeleyerek dost ve düşmanı ayırmaları; müttefiklerini devletlü
kesimlerde değil, devrimci saflarda aramaları şiarıyla mitingde
yerimizi alacağız.
Tarih: 3 Subat 2008 / Pazar Yer :
Kadıköy Meydanı Saat : 13:00
"Aleviler Esas Duruşa Değil,
Devrimci Saflara" |
| |
25 Ocak 2008 |
|
Mustafa Suphilerin Enternasyonalist
Komünist Bayrağını Yükselteceğiz!
|
|
Mustafa Suphi ve yoldaşları
Bolşevizmi Türkiye topraklarında yeşertmenin ilk öncüsü oldular.
Burjuvazi bu durum karşısında Ekim Devrimi'nin yarattığı eşitlik ve
özgürlük dalgasının önünü kesmek için Mustafa Suphileri Karadeniz
sularında Kemalist rejimin kuklaları aracılığıyla katletti.
Mustafa Suphi ve on dört yoldaşının
kapitalist barbarlık tarafından katledilmelerinin üzerinden 87 yıl
geçti. Bu olayla birlikte onların Devrimci Marksizmi ilke edinen,
proleterya enternasyonalizmine bağlı komünist çizgileri terkedildi,
yerini Stalinist bürokrasinin çıkarları için çalışan, Mevşevizm'den
kopamamış sınıf işbirlikçi kadroları aldı. Bu kadroların Mustafa
Suphilerin boşluğunda yarattığı bilinç bunalımının izlerini bugünün
devrimci hareketinde bile görmek mümkün.
Bugün bizlere düşen görev Mustafa
Suphilerin gelecek kuşaklara miras bıraktığı Devrimci Marksizm'in
kızıl bayrağını kapitalizmin burçlarına dikmektir.
ZAFERE KADAR SÜREKLİ DEVRİM!
YAŞASIN PROLETERYA ENTERNASYONALİZMİ!
Mustafa Suphi TKP'si ve
Epigonları |
| |
17 Ocak 2008 |
|
Baskın Oran'ın Liberal Ezberi
|
|
Türkiye emekçileri yeni yıla yerli ve
yabancı sermayenin rüyalarını süsleyen reform paketleriyle girdi. Bu
saldırganlığın çok uzak bir ihtimal olmadığının farkındaydık. Aradan
fazla zaman geçmeden burjuvazinin sözcüleri niyetlerini birbiri
ardına dökmeye başladılar. Yeni yılın ilk bombası, sosyal güvenlik
reformu tartışmalarını bir kenara bırakırsak, çiçeği burnunda YÖK
başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın üniversitelerin paralı olmasını dile
getiren söylemiydi. Belki şu günlerde burjuvazi bunu gerçekleştirmek
adına açıktan bir saldırıya girişmiyor, fakat bunun
dillendirilmesini sermayenin gelecekteki planlarını ortaya koyması
açısından önemli görüyoruz. Devamı...
|
| Okur
Mektubu |
12 Ocak 2008 |
|
93 Yaşındaki Mihri Belli'nin Ayak
Oyunu |
|
Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP)'nin 22 Temmuz seçimlerinden
sonra içine girdigi bölünme süreci geçtiğimiz aylarda resmileşerek
noktalandı. SDP, ÖDP'den kopanlarca kurulmuştu. Tıpkı ÖDP gibi
SDP'nin de temel söylemi ve iddiası, sosyalist solda birlik
partisini inşa ederek sosyalizmi yeniden bir alternatif katına
yükseltmekti. Yine tıpkı ÖDP gibi SDP de tüm bu birlik iddialarının
tam tersine birçok bölünme ve ayrılıkla siyaseten kendisini tüketti,
inananlarını büyük bir hayal kırıklığına sürükledi. Bu süreçlerde
binlerce aktif üye pasifizme itildi ve tasfiyecilik başgösterdi.
SDP'deki son bölünme de SDP saflarında mücadele eden birçok insanı
daha umutsuzluğa sürükleyecektir. Devamı... |
| Bildiri |
8 Ocak 2008 |
|
Üniversite Kapıları Emekçi Çocuklarına
Kapatılamaz! |
|

Göreve gelir gelmez Bütün yasaklar
kalkacak diyerek bir kez daha ikiyüzlü tüccar zihniyetinin ne kadar
cin olduğunu ispatlayan YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan, devlet
üniversitelerini paralı yapmak istediklerini söylemiş.
İşte, bu kafanın hiç utanmadan,
özgürlük, demokrasi gibi değerlerin arkasına saklamaya çalıştığı
gerçek niyetini ortaya koyan en ucuz tümce: Bedava okul da
olmaz . Sermaye uşağı sözde bilim adamı, özde tüccar
akademisyenlerin emekçi çocuklarına reva gördüğü özgürlük bu:
Paran kadar eğitim hakkı! Devamı... |
| |
1 Ocak 2008 |
|
Çalışma Bakanı Sermayenin 2008'deki Saldırı Planını
Açıkladı |
|
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Faruk Çelik, düzenlediği kahvaltılı basın açıklamasında işçi
sınıfı ve yoksul halka dönük 2008 için planlanan saldırı paketini
açıkladı. Pakette Sosyal Güvenlik Reformu'nun yanı sıra, sendikalar
yasası, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili düzenlemeler
bulunuyor. İstihdam paketi ile birlikte kıdem tazminatının da ele
alınması bekleniyor. Devamı... |
| |
27 Aralık 2007 |
|
Sınır Ötesi Operasyonlar Durdurulsun!
|
|
Egemen sınıf, birbiri ardına gelen
hak gaspları ve zamlar ile emekçi sınıflara karşı saldırılarını
etkili bir şekilde tırmandırıyor. Emekçi sınıflara yönelik
burjuvazinin bu kampanyası, Kuzey Irak Kürt bölgelerine yapılan hava
saldırıları etrafında koparılan şovenist yaygaranın arasında
kaybolup gidiyor. Egemen sınıf, böylelikle, bir yandan Kürt halkına
yönelik imhacı tutumunu sürdürürken, diğer yandan da zamlar ve emek
düşmanı yasalarla alttan alta sömürü şartlarını ağırlaştırıyor.
Estirilen şovenist rüzgarlar, egemen sınıf tarafından yaratılmaya
çalışılan emekçiler arasındaki etnik temeldeki bölünme işçi sınıfını
bu saldırılara karşı kötürüm kılıyor. Sınıf düşmanlarımız bu durumun
gayet farkındalar ve tabii ki bu konuda ellerinden geleni
yapıyorlar.
Bu anlamda devrimci Marksistlerin görevlerinin en
başında yükseltilmeye çalışılan şovenizme karşı savaşmak geliyor. Bu
açıdan ezilen Kürt halkının haklı mücadelesinin kanla bastırılmasına
karşı mücadele vermek büyük önem taşıyor.
Egemen sınıfın son sınır ötesi operasyonları
halklar arasındaki mesafeyi arttırmayı amaçlamakta, imha ve inkar
konseptinin devamı anlamına gelmektedir. Türk ve Kürt emekçilerinin
mücadele birliğinin sağlanması için şoven zehire karşı sabırlı bir
mücadele yürütülmelidir.
KAHROLSUN KÜRT HALKININ ÜZERİNDEKİ BASKILAR!
KAHROLSUN ŞOVENIZM VE MİLİTARİZM!
YAŞASIN İŞÇİLERİN BİRLİĞİ, HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!
|
| |
24 Aralık 2007 |
|
Maraş Katliamını Unutmadık,
Unutturmayacağız! |
|
Maraş Katliamı Belgeseli:
FAŞİZMİ DÖKTÜĞÜ KANDA
BOĞACAĞIZ!
FAŞİZME KARŞI SINIF
SAVAŞI! |
| |
15 Aralık 2007 |
|
Referandum Yenilgisinin
Ardından, Venezuela Nereye? |
|
Venezuela anayasa değişikliği için referanduma gitti.
Sonuçta %49.3'e karşılık %50.7 oyla referandumdan hayırcılar galip
çıktı. Bu sonuçlar, 1998'den beri Venezuela'da sağın kazandığı ilk
zafer olma özelliğini taşıyor. Sağ ve arkasındaki egemen sınıflar
zafer sarhoşluğu içindeyken Chavez cephesinde şaşkınlık ve soru
işaretleri hakim. Venezuela'daki sınıf mücadelesi başta Latin
Amerika olmak üzere tüm dünyadaki sınıf mücadelesini etkiliyor,
dolayısıyla Venezuela'da yaşananları yakından takip etmek,
yorumlamak ve dersler çıkarmak büyük önem taşıyor. Devamı...
|
| |
8 Aralık 2007 |
|
Türk-İş Kuruluşunun 55. Yılında
Bürokratik Bir Kabuğa Dönüşmüş Durumda |
|
31 Temmuz 1952 tarihinde kurulmuş
olan, Türkiye'nin en büyük işçi sendikası konfederasyonu kuruluşunun
55. yılını kutluyor. Ne var ki bu kutlama, büyük ölçüde, yozlaşmış
sendika bürokrasisinin kendi içinde sınırlı kaldı ve Türkiye işçi
sınıfı tarafından kaale alınmadı. Türk-İş'in üye tabanı,
450.000-500.000 üye ile, kuruluş yılları bir kenara bırakıldığında,
tarihsel olarak en düşük düzeyine gerilemiş durumda. Devamı... |
| |
30 Kasım 2007 |
|
Das Kapital'i
Keşfetmek |
|
Genç bir Polonyalı entellektüelin
1920'lerde ya da 1930'larda Das Kapital'i etüd ettiği koşullar,
Batı'nın birçok ülkesinden farklıydı. Bizim için kapitalizmin
çöküşüne ilişkin Marksist öngörü, sadece günlük yaşantımızın
gerçekleri konusundaki bilinmezlikleri, ötelerden açığa çıkaran bir
bakış değildi. Eski toplumsal düzen gözlerimizin önünde çöküyordu.
Bu, varlığımızın nedeni olan ezici olguydu. Ben kendi çocukluk ve
yetişkinlik dönemimde bu olguyla defalarca sarsıntı geçirdim. Üç
İmparatorluğun sınırları arasındaki bir uçta sıkışan Krakov'da ve
Krakov'la Auschwitz'in ortasındaki küçük bir kentte büyüdüm, (Onbir
yaşında bir çocukken, Romanov, Habsburg ve Hohcnzol
hanedanlıklarının çöküşünü gördüm. Nesiller boyu halkımızı korku
içinde yaşatan eski iktidarlar, kutsallıklar ve fetişler, bir gece
içinde ortadan siliniyordu. Rus devriminin sıcak nefesini
hissediyorduk. Arkadan, sınırın öbür tarafından ansızın Budapeşte
komünü alevlendi ve kan içinde boğuldu . Devamı... |
| |
22 Kasım 2007 |
|
Ölümünün 7.
Yılında Ahmet Kaya'nın Anımsattıkları |
|
Egemen sınıfların kültürü bugün toplumu bireyciliğe,
gösterişe ve yozlaşmaya sürüklemekte ve genç kuşakların beyinlerini
popülarizm girdabında eritmektedir. Kültür toplum içerisinde
dayandıkları sınıfsal temellere göre şekillenir ve etkisini bu yönde
gösterir. Bizlerde açık bir şekilde görüyoruz ki, bu topraklarda,
magazin programlarının, burjuva medyanın, kapitalist yozlaşmanın
bize dayattığından daha zengin bir kültürel miras vardır. Özünü kimi
zaman ezilen halkların kimliğinde kimi zamanda emekçilerin
mücadelesinde bulan bu alternatif kültür üzerinde sistemin
asimilasyon ve baskı araçları geçmişten beri işlemektedir. Şimdiye
kadar bu kültürel zenginliğin temsilcileri Nazım Hikmet'ler, Ruhi
Su'lar, Yılmaz Güney'ler, Ozan Emekçi'ler ve aklı hafızalara
kazınmış pek çok isim düzen tarafından baskılara, sürgünlere maruz
bırakılmış veya ölüme terkedilmişlerdir. Devamı...
|
| |
19 Kasım 2007 |
|
"Taraf" Kimin Tarafını Tutacak?
|
|
Radikal Gazetesi'nin zarar ettiği ve kapanacağı
dedikodularının etrafta dolaştığı bugünlerde Taraf Gazetesi yayın
hayatına girdi. Taraf'ın liberal burjuvazinin Radikal'in yerine
hazırladığı yeni yayın organı olduğunu görmek pek de mesele değil
aslında. Peki Türkiye'de gerçekten liberal burjuvaziden
bahsedilebilir mi? Devamı...
|
| |
16 Kasım 2007 |
|
Fransa'da Grev Dalgası
|
|
Fransa 1995, 2003 ve 2006 grev
dalgasının ardından bir kez daha geniş grev dalgasıyla sarsılıyor.
Fransa'da proletaryanın en militan kesimlerinden ulaşım işçileri,
gaz ve elektrik işçilerinin grevine önümüzdeki günlerde hastane ve
yerel yönetim çalışanları ile posta ve telekomünikasyon işçilerinin
de katılması bekleniyor. Sürmekte olan grev daha ikinci gününde
sistemi felce uğratırken, işçi haklarının azılı düşmanı Sarkozy grev
karşısında köşeye sıkışmışa benziyor. Devamı... |
| |
11 Kasım 2007 |
|
Ankara'da YÖK Karşıtı
Miting |
|
Ankara'da YÖK karşıtı miting için 12:30'da Ankara
Üniversitesi Cebeci Kampüsünün önünde yol kapatılıp toplanılmaya
başlandı. Katılımcı grupların gelmesiyle birlikte 13:00'de yürüyüş
başladı. En öndeki "Üniversiteler Bizimdir" ortak pankartının
arkasında Hukuk Fakültesi Öğrenci Derneği, Genç-Sen, Marksist Bakış,
Özgür Eğitim Platformu, Sosyalist Demokrasi Gençliği mitingin
örgütleyicisi, Devrimci Proleter Gençlik destekçi olarak pankart
açtı. Yürüyüş ve miting boyunca "YÖK, Polis, Medya Bu Abluka
Dağıtılacak", "YÖK Kalkacak, Polis Gidecek, Üniversiteler Bizimle
Özgürleşecek", "Üniversiteler Bizimdir, Bizimle Özgürleşecek,
"Yaşasın Halkların Kardeşliği" sloganları kortejlerde çınladı.
Yürüyüş Kolej Kavşağındaki mitingle devam etti. Miting, katılımcı
kurumlar adına bir temsilci, Eğitim-Sen 5 Nolu Şubeden bir temsilci,
Hakkari bağımsız milletvekili Hamit Geylani ve Mehmet Özer'in
konuşmalarından sonra Yaşar Kurt'un müzik dinletisinin ardından
bitirildi.Eylem
Görüntüleri
Mitinge Katılan ve
Destekleyen Kurumlar: DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, Hukuk
Fakültesi Öğrenci Derneği, Genç-Sen, Antikapitalist, Devrimci
Proleter Gençlik, Emekçi Hareket Partisi Gençliği, İşçi
Mücadelesi(DİP Girişimi), Odak(Genç Direnişçi), Marksist Bakış,
Özgür Eğitim Platformu, Özgürlükçü Gençlik Derneği, Sosyalist
Demokrasi Gençliği |
| |
8 Kasım 2007 |
|
"Üniversiteler Bizimdir" Mitingi 11
Kasım'da Ankara'da |
|
|
Toplanma Yeri: Ankara
Üniversitesi Cebeci Kampüsü
Toplanma Saati:
12.30
Miting: Kolej
Kavşağı Miting Başlama
Saati: 13.30
|
|
| Ekim Devrimi'nin
90. Yılında |
7 Kasım 2007 |
|
EKİM DEVRİMİ YOLUMUZU AYDINLATIYOR!
|
| |
3 Kasım 2007 |
|
Şoven Dalgaya Ankara 'dan Cevap
Geldi |
|
Özgür, Demokratik, Eşitlikçi Türkiye Mitingi'ne
ülkenin dört bir yanından 30 bin civarında kişi katıldı. Savaş
çığırtkanlığı, şovenizm ve ırkçı-şoven kalkışmanın ülkeye egemen
olduğu bir atmosferde düzenlenen miting, beklentilerin üzerinde bir
kalabalık ve arzulu bir eylemci kitlesiyle adeta faşizm ve
militarizmin yükselişine bir cevap niteliğindeydi.
Bilindiği gibi 3 Kasım mitingi, epey
bir zaman önce KESK, TMMOB VE TTB'nin çağrısıyla anayasa
tartışmalarında bir taraf olmak ve alternatif yaratmak amacıyla
planlanmıştı. Öte yandan bu süre zarfında Kürt bölgelerinde yoğun
çatışmalar ve büyük asker kayıpları yaşanınca ülkenin gündemi bir
anda değişti. Kuzey Irak'ın işgalinin gündeme gelmesine paralel
olarak egemen sınıf burjuva medya eliyle şoven bombardımana başladı.
Linç girişimleri, şoven hezeyana kapılmış yığınlar, faşistler ve
hızla zemin kazanan bir etnik çatışma ihtimali.Devamı...
|
| |
31 Ekim 2007 |
|
3 KASIM'DA ALANLARDAYIZ!
|
|
Milliyetçi Zehirle Gözlerimiz Kör
Edilirken Egemenler Boş Durmuyor. Emeğe Saldırı Yasaları Birer Birer
Geçiyor.
Nükleer Santral Yasası, Sosyal
Güvenlik Yasası, Zamlar...
EMEĞE SALDIRININ ÖNÜNE GEÇMEK, YÜKSELTİLEN
MİLLİYETÇİ HİSTERİNİN DEĞİL EMEĞİN SESİNİ EGEMEN YAPMAK İÇİN 3
KASIM'DA ALANLARA!
|
Toplanma Yeri: Hipodrom
Toplanma Saati:
10.00
Yürüyüş:
11.00
Miting: Sıhhiye
Miting Başlama Saati:
13.00
| |
| Marksist Bakış
Bildiri |
29 Ekim 2007 |
|
Savaş Çığlıklarına Karşı Halkların
Kardeşliği |
|
17 Ekim Çarsamba günü meclis, 19 ret
oyuna karşılık 509 kabulle tezkereyi onayladı. Liberalinden
ulusalcısına bütün sermaye uşakları zafer naralarıyla karşıladılar
tezkerenin çıkışını. Uzun süredir çalınan savaş tamtamları böylece
zirvesine ulaştı. Siyasal süreçlerde etkisi son dönemde azalmaya
başladığından elini güçlendirmede bir koz olarak gördüğü sinirötesi
operasyon için uzun süredir bastıran TSK, son dönemde artan
çatışmalarda ölenlerin yasları, acıları üzerinden istediği tezkereyi
çıkarttı. Generaller, onlarca gencimizi kendilerinin olmayan bir
savaşta ölüme yollamakla yetinmeyip ölülerini de kendilerine malzeme
yapıyorlar. Hep bizim evlatlarımızın öldüğü bu savaşın nedenini
arıyorsanız bakmanız gereken tek yer var: Her türlü barış talebine
kulaklarını tıkayan, 23 yıldır bu kirli savaşı devam ettirenler.
Ateşkese operasyonlarla yanıt verenler. Köyleri boşaltanlar, bir
halka dışkı yedirenler, onların kimliğini kart kurt
saçmalıklarıyla inkar edenler.Devamı...
|
| |
21 Ekim 2007 |
|
Şovenist Karanlık
Ağırlaşıyor |
|
ABD'nin Irak işgalinin ardından
Ortadoğu coğrafyasında hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağı
biliniyordu. Kürt sorunu da bu denklemlerin tam orta yerinde ve
süreç işlemeye devam ediyor.
Burjuva sistem ulusal sorunu çözemez,
bununla beraber Türk egemen sınıfı sorunu zamana yayarak
hafifletecek en basit adımları dahi atacak basireti gösterememiştir.
Öcalan'ın tutuklanması ile başlayan sürecin ardından PKK'nin ilan
ettiği ateşkes süreci egemen sınıflarca sanki Kürt sorununun artık
bittiği yönünde algılanmış, topluma da bu fikir empoze edilmiştir.
Dört beş yılı bulan bu süreçteyse Kürt sorunu bağlamında en güdük
açılımları bile yapmaktan aciz kalınmış, demokratikleşme talepleri
karşısında ısrarla kulaklar tıkanmıştır.
Bu süreç boyunca örneğin Uğur Kaymaz
babası ile birlikte öldürülmüş, Kürt bölgeleri üzerindeki baskılar
devam ettirilmiştir. Kürt sorunu konusunda Türkiye egemen
sınıflarının askeri konsepti hiç değişmemiş, siyasal çözüm
arayışları gündeme sokulmamıştır. Devamı...
|
| |
16 Ekim 2007 |
|
Polis Artan Yetkileri
|
|
Kapitalizm varolduğu günden beri toplum
içerisinde iki ana sınıfın mücadelesi hep varolagelmiştir. Bir yanda
emeğin yoğun sömürüsü üzerine kurulu sermaye birikimine yönelen
büyük burjuvazi, diğer yanda sömürülen emegği karşılığında sadece
yeniden üretimine yetecek kadar ücretlendirilen proleterya.
Burjuvazinin proleterya üzerinde sömürüsüne dayanan kapitalist
düzen, olanca çarpıklığıyla durmaktadır. Bu çarpıklığın üstü güdük
bir demokrasi anlayışıyla örtülmek istenmiştir. Burjuva demokrasisi,
bütün sahteliği ve yapaylığıyla sömürü düzeninin meşruluğunu
sağlamaya çalışır. Bu şekilde, emeğin sömürüsü sahteliklerle
perdelenmiştir. Devamı...
|
| |
7 Ekim 2007 |
|
'Güvenli bir gelecek, kadrolu
iş, insanca yaşam' |
|
Eğitim Sen Eylemi:
DOSTLAR ALIŞVERİŞTE GÖRSÜN |
|
Eğitim-Sen 'Güvenli bir gelecek, kadrolu iş,
insanca yaşam' sloganıyla sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik ile
eğitim emekçileri arasında yaygın olan işsizliğe karşı Ankara'da
Milli Eğitim Bakanlığı önünde bir eylem gerçekleştirdi.
Ülkenin dört bir yanından yola
çıkarak Kızılay Yüksel Caddesi'nde toplanan yaklaşık bin beş yüz
sözleşmeli, ücretli ve işsiz eğitimciler, kortejler halinde Milli
Eğitim Bakanlığı önüne yürüdü.
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası
(Eğitim-Sen) üyeleri, "Diplomalı işsiz olmayacağız, Öğretmen
düşmanı Bakan Çelik istifa" şeklinde sloganlar atarken,
sözleşmeli-geçici öğretmenlerin kadroya alınması ve MEB tarafından
seçim öncesinde söz verilen 10 bin öğretmen atamasının yapılmasını
talep etti. Devamı...
|
| |
2 Ekim 2007 |
Kentsel Dönüşüm, Konut Sorunu ve
Gecekondular |
|
Konut sorunu, kapitalist sistemin doğusundan beri var
olan bir sorundur. Sanayinin gelişmesi ve küçük atölyelerin yok
olmasıyla birlikte şehirlere başlayan yoğun göç beraberinde
barınacak yer sorununu da getirdi. Bu soruna Türkiye'de bulunan
çözüm gecekondular oldu. 2. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye hızlı
bir kentleşme yaşadı. Yüz binden fazla nüfuslu yerleşmeler kent
olarak alınırsa, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, yani 1945'te ülke
nüfusunun yüzde 18.3'ü kentlerde yaşarken, bu oran 2000 yılında
yüzde 60 seviyesine ulaştı. Nüfusun kentlerde hızla yığılmasına
karşın, kentlerde bu gelenleri barındıracak koşullar ve altyapı
hazırlanmamıştı. Devamı...
|
| Okur Mektubu |
24 Eylül 2007 |
Tuzla'dan
İzlenimler |
|
Cuma sabahı banliyö trenlerine binerek,
Tuzla'nın yolunu tuttuk. Tuzla'daki tersanelerde çalışan,
Limter-İş'e bağlı işçilerle sohbet etmek için yoldaydık. Tuzla son
aylarda meydana gelen iş kazaları' ile herkesin endişesi ve merak
konusuydu.
Ekibin içinde öğrenci
sendikası(Genç-Sen) kurmaya çalışan öğrenciler, Almanya'dan
Türkiye'deki sendikalar hakkında bilgi toplamaya gelen Ver-di
(Birleşik Hizmet Sendikası)'den sendikacılar vardı. Tuzla'ya
vardığımızda işçilerin öğle aralarında toplandıkları kahvehaneye
gittik. Orada bizi Limter-İş Genel Başkanı, Cem Dinç karşıladı. Ekip
için hazırladıkları günlük plandan bahsetti.. Devamı...
|
| |
20 Eylül 2007 |
Küresel Isınma ve Kapitalizm
|
|
Kapitalizm her geçen gün insanlığı daha büyük bir karanlığa
sürüklüyor. Yüzyıllardır huzur içinde yaşayan halkları birbirine
kırdıran; petrol için savaşlar çıkaran, işgal eden; nükleer
silahlarıyla dünyanın sonunu hazırlayan kapitalist sömürü düzeninin
kâr için yarattığı yıkıma bir yenisi daha eklendi: küresel ısınma.
Aslında yenisi eklendi yerine, ancak bütün ağırlığıyla varlığını
hissettirdiği ve yaşamı tehdit ettiğinde "küresel ısınma"dan
haberdar edildik desek daha doğru olacak.
Şiddeti artan doğal
felaketler (Katrina kasırgası gibi), dünyayı kasıp kavuran yüzyılın
sıcakları, farklı bölgelerde farklı şekillerde yaşanan iklim
değişiklikleri, artan kuraklık ve su sorunu küresel ısınma kavramını
olanca şiddetiyle yaşamımıza bir daha çıkmamacasına (kapitalizm
varolduğu sürece) soktu. Son birkaç yıldır gündem küresel ısınma
ile çalkalanıp duruyor. Gün geçmiyor ki küresel ısınma üzerine yeni
haberler duymayalım. Artan doğal felaketler, kutuplardaki buzulların
erimesi, artan sıcaklıklar, kuraklık... Alttan alta yıllardır
ilerleyen bu tehlike, sanki bu durumu yıllarca kamuoyundan
saklayanlara, yılların sessizliğine inat kendini herkesçe görünür
kılıyor. Devamı...
|
| |
13 Eylül 2007 |
"12 Eylül Darbecileri Yargılansın"
Mitinginin Ardından |
|

Darbe Karşıtı Platformun darbelere
karşı demokrasi ve 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 27. yılı protesto
etkinlikleri programı çerçevesindeki "12 Eylül Darbecileri
Yargılansın" mitingi 9 Eylül pazar günü Ankara'da yapıldı. Ankara
Garı'ndan başlayan eylem Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı'nda son buldu.
Geçtiğimiz yıllardakine benzer bir
katılımla gerçekleşen mitinge katılanlar darbecilere yönelik
öfkesinden hiçbir şey kaybetmediğini eylemdeki coşkusuyla ortaya
koydu. Dört evladı devrimci mücadelede kaybetmiş Kevser ananın
konuşması coşkuyu artırdı.
"12 Eylül Darbecileri Yargılansın"
etkinlikleri çerçevesinde 12 Eylül günü ABD büyükelçiliğine bir
yürüyüş düzenlendi.
12 Eylül'ün 27.yılını protesto
etkinliklerinin ana sloganı olan "Darbeciler Yargılansın" talebini
ancak geçmiş mücadelelerine sahip çıkma kararlılığındaki bir işçi
sınıfı sorabilir. Bu bağlamda 12 Eylül protestolarının birkaç yıllık
geçmişi, geçmişe sahip çıkmak ve darbecilerle hesaplaşmak için bir
adımdır. Ancak bu adım kitleselleştiğinde ve işçi sınıfını saflarına
kattığında hedefine ulaşabilir. |
| |
4 Eylül 2007 |
"Türk Sendika Konfederasyonu
Kuruluşunun 55. Yılında Bürokratik Bir Kabuğa Dönüşmüş
Durumda" |
|
31 Temmuz 1952 tarihinde kurulmuş olan,
Türkiye'nin en büyük işçi sendikası konfederasyonu bugünlerde
kuruluşunun 55. yılını kutluyor. Ne var ki bu kutlama, büyük ölçüde,
yozlaşmış sendika bürokrasisinin kendi içinde sınırlı kaldı ve
Türkiye işçi sınıfı tarafından kaale alınmadı. Türk-İş'in üye
tabanı, 450.000-500.000 üye ile, kuruluş yılları bir kenara
bırakıldığında, tarihsel olarak en düşük düzeyine gerilemiş durumda.
Türk-İş, güncel politika söz konusu
olduğunda, resmi olarak, Amerikan sendikalarının bakış açısını
andıran bir biçimde sözde "partiler üstü" bir çizgi benimsiyor.
Türkiye'de, Türk-İş'in dışında iki
sendika konfederasyonu bulunuyor. Can çekişmekte olan, sosyal
demokrat eğilimli ve Avrupa yanlısı DİSK'in birkaç on bin üyesi
varken, İslamcı Hak-İş, bundan biraz daha fazla sayıda bir üye
tabanına sahip.
Bugün, her üç konfederasyon bir
arada, Türkiye işçi sınıfının yüzde 7'sinden azını temsil ediyorlar.
Türk sendikalarının yaşadıkları büyük üye kaybı gelecekte de hız
kesmeden devam edeceğe benziyor. Devamı...
|
|
|
23 Ağustos 2007 |
Lev Troçki ve SSCB'de Marksizmin
Kaderi |
|
Her büyük devrim o ülkedeki ahlaki ve
düşünsel iklimi değiştirir ve Lenin'in işaret ettiği gibi daha önce
mümkün olması düşünülmeyen yeni yeteneklerin ve yeni güçlerin
oluşumuna neden olur.
Ekim devriminin önde gelen
şahsiyetleri içinde, yeteneklerinin ve becerilerinin çok
yönlülüğüyle Rönesans çağının insanları ile rahatlıkla
kıyaslanabilecek onlarca insanın ismini sayabilirim. Bu insanlar
1919-21 yıllarında yaşanan İç Savaş sırasında Kızıl Orduyu yönetme
ve eski Çarlık profesyonel subaylarının komutasındaki, ekipman ve
malzeme desteği yabancı güçler tarafından sağlanan, Beyaz Orduları
yenme becerisini gösterdiler. Savaş sonrasında en yetkin ekonomi
uzmanları oldular. Toplumsal yaşamın en çeşitli entelektüel ve
kültürel alanları da dahil olmak üzere pek çok alanında öncü rolü
oynadılar.
Ancak bu seçkin insanlar grubu içinde
bile Troçki'nin şahsiyeti hem gücüyle hem de yeteneklerinin çok
yönlülüğüyle hepsinden çok daha fazla göze çarpıyordu. Troçki, Kızıl
Ordu'yu örgütleyen kişiydi ve bu ordunun birçok zaferinin onuru ona
aitti. Diplomasi alanında yabancı ülkelerin önderleriyle karşı
karşıya geldiğinde muazzam bir yetenek sergiledi ve bu yeteneği
nedeniyle de büyük saygı gördü. Troçki, Sovyet ekonomisinin bütün
dallarını yönetebilen, hem de etkin bir biçimde yönetebilen biriydi.
Devamı...
|
|
|
21 Ağustos 2007 |
|
Katledilişinin 67. Yılında
Mücadelemize Yol Gösteriyor |
|
DEVRİMCİ MARKSİZM VE TROÇKİ
|
|
1940 Mayıs'ında, Troçki, "Stalin Benim Ölümümü
Arıyor" adlı makalesinde geleceği öngörür gibiydi. 3 ay sonra 20
Ağustos 1940'ta Meksika Coyocan'da Stalin'in ajanı Roman Mercador
Troçki'yi kafasına vurduğu bir buz kıracağıyla ağır biçimde
yaralamış ve Troçki bir gün sonra ölmüştü. Bu cinayet Stalin'in eski
Bolşeviklere yönelik cinayetlerinin en sonuncusu ve en zarar verici
olanıydı. Bunun nedenini 1935'te yazdığı bir makalede, Troçki'nin
anlatımıyla dinleyelim: "... yaptığım işin 'yeri doldurulamaz'
olduğunu söyleyemem, 1917-1924 döneminde bile. Halbuki şu anda
yaptığım kelimenin tam anlamıyla 'yeri doldurulamaz' bir şey. Bu
ifadede en küçük bir övünme yok. İki Enternasyonal'in çöküşü, bu
Enternasyonallerin şeflerinden hiçbirinin altından kalkamayacağı bir
sorun yarattı. Kişisel yazgımın özel koşulları beni bu sorunla karşı
karşıya getirdi, ciddi bir tecrübeyle tepeden tırnağa silahlanmış
olarak. İkinci ve Üçüncü Enternasyonal şeflerinden gına getirmiş
yeni kusağı devrimci bir metotla donatmak, ben hariç hiç kimsenin
başaramayacağı bir görevdir." Devamı...
|
|
|
18 Ağustos 2007 |
|
Türk Hava Yollarında Grev Tartışması
|
|
12 Eylül darbesiyle başlayan, sermayenin işçi sınıfı
üzerindeki baskı ve sömürü aracı haline gelen neoliberal
politikalar, uluslararası ve yerli sermayeyle sıkı bir işbirliği
içerisine giren AKP iktidarı tarafından olanca hızıyla
sürdürülmektedir. Bu saldırıların ana eksenini de işçi haklarına
yönelik saldırılar ve devletin yerine getirmekle yükümlü olduğu
sosyal hakların gaspedilmesi oluşturmaktadır. Bu uygulamalar
emekçilerin sırtına her geçen gün daha büyük sıkıntılar yüklemekte
ve yoksulluğu artırmaktadır. Tarihin çeşitli dönemlerinde, burjuva
sınıfın sömürü politikalarına karşı işçi sınıfı elinde tuttuğu
toplumsal gücü sınıf savaşında bir araca dönüştürerek kendisine
yönelen saldırıları bertaraf etmiştir. Devamı
|
|