| |

- Brezilya'daki Başkanlık Seçimlerinin Anlamı
1 Ekim'de yapılan devlet başkanlığı seçimlerinin ilk turunda halen iktidarda bulunan İsçi Partisi (PT) adayı Lula %48.6'lık oy oranıyla birinci geldi, ama ilk turda seçilmek için gerekli %50 oy oranına ulaşamadı. İkinciliği %42.4 oy oranıyla sağcı Brezilya Sosyal Demokrat Partisi (PSBD) adayı Geraldo Alckmin aldı. Üçüncü ise oyların %6,85 alan aşırı solda yer alan Sol Cephe'nin adayı Heloisa Helena oldu. Bu seçim sonuçları, Latin Amerika'nin en önemli ülkesi olan Brezilya'da sınıf savaşımının içinde bulunduğu kritik durumu ortaya koyuyor. Devamı...
- Seçim Yolsuzluklarına Karşı Direniş: Meksika Proletaryasının Geleceği
Latin Amerika'da yükselen direniş dalgası Meksika'yı da içine almış durumda. Bunun en önemli örneklerinden biri seçimlerden sonra yükselen direniş. 2 Temmuz seçimlerinde yapılan yolsuzluğa karşı yüzbinlerce insan sokağa döküldü, birçok şehirde ve üretimin kalbi Oaxaca'da yaşamı durdurdu. Meksika'da yoksulluğa, sosyal eşitsizliğe, yolsuzluklara karşı öfke kendini seçim gündemiyle sokağa taşıdı. Seçimler öncesinde gerek madencilerin gerek öğretmenlerin ve işçi sınıfının diğer kesimlerinin mücadeleleri seçimlerde yaşanan yolsuzlukların ardından birleşik ve daha büyük bir tepkiye ve daha güçlü bir direnişe dönüştü. Bu yükselen direnişi incelemeden önce Latin Amerika'da esen direniş rüzgarlarına eklenen Meksika'nın sosyal ve ekonomik durumunu ve bu sürece kadar gelişerek ilerleyen mücadele dalgasına bir göz atalım. Devamı...
- Çin'le Yapılan Stratejik Antlaşmanın Işığında Bolivarcı Devrim Stratejisi
Chavez, ABD karşıtlığıyla dünya kamuoyunun yoğun sempatisini kazanırken, bir yandan da Avrupalı emperyalistlerle ve dünyanın diğer emperyalist güçleri Çin ve Rusya'yla ikili anlaşmalar imzalıyor, karşılıklı güvene dayalı ilişkiler” kuruyor ve burjuvazi adına ticari anlaşmalar yapıyor. Chavez'in izlediği temel strateji burjuva devlet mekanizmasını güçlendirerek bölgesel bir güç olmaktır. Bunun için attığı adımların en açığı Çin, Rusya ve AB ülkeleriyle geliştirmeye çalıştığı ikili bazen üçlü ilişkilerdir. Chavez yurtdışına yaptığı sayısız gezide bu devletlerle ve bu devletlere bağlı tröstlerle ticari ve askeri bağlamları olan onlarca anlaşma imzaladı. Ve son altı haftadır yurtdışı gezilerini ara vermeden sürdürüyor. Devamı...
- Latin Amerika'nın Koşusu, Devlet ve Devrim Bir Kez Daha
Latin Amerika'da kazan kaynamaya devam ediyor. Sınıf mücadelesinin radikalliğini sürdürdüğü bu coğrafyada hızla değişen siyasi durum, birbirini kovalayan yeni gelişmeler sınıflararası güç ilişkilerine yeni boyutlar kazandırıyor. Her yeni boyut da politik ilkeler konusunda ve onunla doğrudan bağlantılı biçimde stratejik ve taktiksel yaklaşımlarda hayati tartışmaları gündeme taşıyor, farklı ideolojik duruşların hayatta karşılık bulmasını beraberinde getiriyor. Dolayısıyla, böylesi bir laboratuarın devrimci Marksistlerin gündemine tekrar tekrar taşınması bir zorunluluk haline geliyor. Devamı...
- Chavez: Nereye Kadar?
Devrim süreçlerini hayatın normal seyrinde akıp gittiği anlardan ayıran en önemli özellik kitlelerin tarihsel olaylara doğrudan müdahale etmesidir. Devrimlerde, kitleler kaderlerinin karara bağlandığı anlarda tarih sahnesine dalıverirler. Böyle bir durum, Venezuella'da mevcuttur. Kitleler, önce gelir dağılımında büyük uçurumların olduğu, yolsuzluk ve çürümenin gırla gittiği bir düzene karşı reform vaat eden Chavez'i başkanlığa taşıdılar. Sonra, reformları gerçekleştiren Chavez'i yerli va yabancı sermayenin her türlü saldırılarına karşı dişleri ve tırnaklarıyla korudular. Devamı...
Neoliberal azgın saldırıların var gücüyle yaşandığı, yaşatıldığı bir dönemden geçiyoruz. Sosyal güvencenin ortadan kaldırılması, sendikasızlaştırma, yoksulluğa mahkum edilme, iş saatlerinin uzaması, esnekleşme, kuralsızlaştırmanın güçlenerek yaygınlaştığı günümüzde bu tablonun yaşanmadığı dünya üzerindeki farklı örnekler ilgi çekmeye devam ediyor, edecek de. Bu örneklerin ilk akla geleni kuşkusuz Venezuela. Her ne kadar, Venezuela'da işleyen sürecin içeriği burjuvazinin bilinçli çabalarıyla üstü örtülü bir sansüre uğrasa da, solun gündemini meşgul ettiği açık bir gerçek. Bu meşguliyeti salt kritik sektörlerdeki kamulaştımalar, kısmi toprak dağıtımı, eğitim ve sağlık hizmetlerinden yoksulların yararlanmasının sağlanması örnekleriyle Veneuzela'nın neoliberalizmin iğrenç yüzüne karşı bir alternatif olması bağlamında kavramamak gerekir. Biraz dikkatli gözler, Venezuela tartışmalarında bir kez daha derin ideolojik ayrışmaların su yüzüne çıktığını rahatça görebilir. Devamı...
|