Greif'de İşgal, Grev, Direniş!

13 Şubat, 2014

Bugün Greif işçilerinin mücadelesiyle Türkiye işçi hareketi adına çok değerli bir harekete tanıklık ediyoruz. Son dönemlerde artan işçi direnişleri zincirinde, Greif İşçilerinin de kapsamlı örgütlenmeleriyle örnek bir halka olacakları muhakkak.

Greif Fabrikası direnişi Pazartesi günü işçilerin taleplerinin fabrika yönetimi tarafından kabul edilmemesi ve işçilerin işten çıkarılmakla tehdit edilmesi sonucu fabrikanın işgaliyle başladı. İşçilerin talepleri yılda dört ikramiye, maaşlara yüzde otuz zam ve de en önemlisi de fabrika içerisinde faaliyet gösteren 44 taşeron firmanın kaldırılmasıydı. Greif yönetiminden ret cevabı gelmesi üzerine bir buçuk yıllık bir örgütlenme çabasının meyvesi olarak Greif işçileri sendika bürokrasisini de aşıp yüksek bir kararlılıkla yönetime tepki koymayı başarabildi.

En çok üzerinde durdukları taşeron sisteminin kaldırılması için kadrolu ve taşeron işçiler el ele vermiş durumda. Yasal olmayan taşeronluğun üstünün kapatılması için üretim yapılan yerlerin depo olarak gösterildiğini söylüyorlar. Ancak onlar da iktidarın taşeron çalıştırmaların farkında olduğunun ve her zamanki gibi patronlarla işbirliğine gittiklerinin farkında. İllegal bir duruma karşı mücadele eden işçilere, hükümetin kolay kolay kolluk güçleriyle müdahale edemediğini buna kalkışırsa foyalarının ortaya çıkacağını ekliyorlar.

Diğer bir önemli sorun ise patronların yanında sendikaya karşı da direnmeye çalışmak mecburiyetinde olmaları. İşgale başlamaları ile DİSK-Teksti İşçileri Sendikası’nın internet sitesinde direnişin yürütülen toplu sözleşme görüşmeleriyle bir alakası olmadığını içeren bir yazının paylaşılması işçilerin tepkisine neden oldu. İşçiler Salı akşamı DİSK’in Şişli’deki binası önünde toplandılar. DİSK’in önünde saatlerce sloganlarla bekleyerek, sendikanın siteden yazıyı kaldırmasını sağladılar. Yakın zamanda fabrika işgallerini kooperatif kurarak ve bir satış mağazası açarak taçlandıran Kazova işçileri de DİSK binası önüne gelerek direnişi desteklediler. Ardından “Yaşasın Sınıf Dayanışması” sloganları eşliğinde Greif ve Kazova işçileri beraber Kazova mağazasına giderek direnişler üzerine karşılıklı paylaşımda bulundular.

Direnişin üçüncü gününde ise Greif işçileri fabrikalarında olası bir polis müdahalesine karşı kapılarının arkasında barikatları sıkılaştırarak mücadelelerine devam ediyorlar. Mücadeleyi başlatmış olan işçiler fabrikaya yeni girmiş veya mücadeleye çekingen yaklaşan işçileri de bilinçlendirerek gitgide kalabalıklaşıyor ve güçleniyorlar. Hâlihazırda 700’ün üzerinde işçi direnişte; üretimin yan aşamalarında çalışan işçiler de direnişe katılma yönünde adımlar atıyor. İşçiler aralarında sistemin yarattığı suni ayrışmalara karşı sürekli tetikte olma uyarısında bulunuyorlar ve provokasyonlara mahal vermiyorlar. Çuvaldan el arabasına poşetten yiyecek ambalajına kadar çok geniş bir çapta üretim yapan Greif işçileri, kendi üretimleri durduğu takdirde diğer fabrikalarda da üretimin bir çok aşamasının tıkanacağının farkında. Sermayesi Amerikan kökenli olan ve dünyanın birçok yerine yayılmış olan Grief fabrikası işçilerinin kazanması durumunda işçi sınıfının genelinde bir yankı uyandıracaktır ve sömürü düzenine bir darbe vuracaktır. Bugün Greif işçileri Kazova işçilerinin tecrübeleriyle nasıl daha da güçleniyorsa, onların kazanımıyla da işçi mücadelesi geleceğe güçlenerek taşınacaktır.

***

Direniş birinci haftası, net yorumlar yapmayı zorlaştırsa da, Greif işgalinin Türkiye işçi sınıfının tarihinde adı anılacak bir mücadele olması kuvvetle muhtemel. Gerek yüzlerce işçinin fabrikayı işgal ederek, burada yarattıkları kolektif planlama, gerek de kar getirisi yüksek olan bir sektörde sermayeye vuracakları darbeler bunu gösteriyor. Ayrıca sendikanın hantallaşmış bürokratik yapısına karşı, tabandan gelen zorlamayla direnişin sürdürülmesi de, işçi sınıfının kendi aygıtlarını devrimci bir şekilde kullanmasının önünü açan örneklerden biri. İşçiler sermaye karşısında sahip oldukları gücün farkında. Oldukça da öfkeliler. Ve bir o kadar da örgütlü. Greif işçileri, sınıf hareketinin yükselişe geçtiğinin son göstergesi. İşçilerin ne kadar kararlı olduğunu hatırlarken, direnişte en çok atılan sloganla yazıyı sonlandıralım:

İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek!