Murat Yetkin: 'Uçakta, Diyarbakır'da ve seçimde söylenenlere inanma'

(29.08.10)

BDP’li Gülten Kışanak önceki akşam CNN Türk’teki programda doğrusu hepimizi güldürdü. Soru, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın 3 Eylül’de Diyarbakır’da yapacağı konuşmadan ne bekledikleri idi. Kışanak, “Uçakta, Diyarbakır’da ve seçime kısa süre kala verilen sözlerin bir hükmü yoktur” dedi; “Artık sözlere kanma pozisyonunda değiliz.” Arada “Siz de Diyarbakır’da konuşuyorsunuz, ona da mı inanmayalım” diye takıldık. Kışanak şakaya şakayla karşılık vermeyi bildi; “Benim de İstanbul’da söylediklerim öyle sayılır”.

Aslında daha önce gerek BDP sözcüleri, gerekse ‘özerklik’ peşindeki Demokratik Toplum Kongresi Başkanı Ahmet Türk talepleri açıklamıştı. Bu talepler, PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan yaptığı açıklamalara paralel olarak, 12 Eylül’deki referandumun son gününe, sembolik olarak 11 Eylül gününe dek bir şekilde yerine getirilirse, BDP de Anayasa değişikliklerini boykot tutumunu, Erdoğan’ın istediği ‘evet’ yönünde değiştirebilirdi.

Başta yüzde 10 barajının kaldırılması, Türk vatandaşlığı tanımı dahil Anayasa’nın değiştirilmesi, KCK tutuklularının serbest bırakılması, Öcalan ile müzakere yapılması ve kapsamlı bir af gibi zor maddeler vardı. Zamanla bu maddeler, Başbakan’ın 3 Eylül’de Diyarbakır’da (vatandaşlık konusu dahil) yeni bir Anayasa sözü ve yüzde 10 barajının düşürülmesi sözü vermesine kadar geriledi.

Bunun nedenleri vardı. İlk olarak, Kürt burjuvazisi, Diyarbakırlı tüccar ve sanayiciler, şaşırtıcı bir çıkışla PKK otoritesini tanımadıklarını ve 12 Eylül halkoylamasında ‘evet’ diyeceklerini açıkladılar. Bu BDP’nin ‘boykot’ elini zayıflattı.

İkinci olarak, Öcalan ile devletin zaten konuştuğu, ilk kez Başbakan düzeyinde ilan edildi. Hükümet yetkililerinin açıklaması, ‘istihbarat topluyoruz’ olunca, BDP’liler kızdı. Selahattin Demirtaş, ‘Diyalog var, ama müzakere yok’ diye küçümsedi ve diyaloğun da ‘istihbarat çalışması’ ya da ‘kullanma’ şeklinde küçümsenmesine tepki gösterdi. Yani o konuda artık 3 Eylül’de ilan edilecek bir sürpriz etkisi kalmadı.

Üçüncüsü, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bu Kürt meselesinde Erdoğan ve AK Parti’nin ezberini dağıtmaya başladı. Daha birkaç ay öncesine dek ‘CHP-MHP elele’ söylemini alabildiğine kullanan AK Parti, şimdi bunu yapamıyor. Kılıçdaroğlu temel olarak dört konuda AK Parti’nin Kürt ezberini dağıttı ve elindeki kozları zayıflattı:

1- Seçildiği Kurultay’dan itibaren düzenli olarak yüzde 10 barajının düşürülmesi gerektiğini söyledi, hâlâ da söylüyor,

2- PKK ile görüşme konusunda AK Parti ile zıtlaşmadı, ‘Kan dökülmesini durduracak, barış getirecekse görüşülür’ dedi; yalnızca görüşmenin 12 Eylül halkoylamasında ‘evet’ pazarlığına dönüşmesine karşı çıktı,

3- AK Parti-BDP eksenini en zayıf yerinden ‘genel af’ söylemiyle vurdu. Gerçi ‘PKK silah bırakırsa, Meclis mutabakatıyla’ gibi önemli koşulları vardı. Ama sözün telaffuzu bile yetti ve Erdoğan’ın ‘af olmaz’ demesiyle o kapı kapandı,

4- ‘Bir kişi bile olsa konuşurum’ söylemiyle, yüzlerce kişilik gruplara bile olsa, Kürt seçmenin ayağına gitmeye ve ‘Kabahat sizde değil, bizde’ özeleştirisi yapmaya başladı. Soru şu: Erdoğan 3 Eylül’de Diyarbakır’da daha önce bin defa söylediği ‘Yeni anayasa yapacağız’ söylemini başka ayrıntı vermeden tekrarlasa bile, BDP tabanının sesini dinleyip ‘İşte anayasa sözü verdi’ diye ‘Evet’e döner mi? Kışanak, ‘Mümkün değil’ diyor. Bütün bunların üzerine iki gelişme daha var 3 Eylül umutlarını şimdiden söndüren:

1- Yeni Genelkurmay Başkanı Orgerenal Işık Koşaner, 27 Ağustos devir teslim konulmasında ‘demokratik özerklik’ çerçevesinde BDP’nin ortaya koyduğu ilkelere kesinlikle karşı olduklarını, bu konuda taraf olduklarını söyledi. Törenden sonra Başbakan’ın tepkisini sorduk, “Güzel bir konuşmaydı” dedi.

2- Artık herkes şundan emin ki, Türkiye’de seçim dönemlerinde köklü reformlar yapılamıyor. Türkiye referandumun ertesi günü seçim kampanyasına başlayacak (ya da devam edecek) ve Başbakan’ın yeni bir anayasa dahil vaatlerini yerine getirme ihtimali tartışmaya açık.

Yine de hükümet kaynakları Erdoğan’ın 3 Eylül için önemli bir konuşma hazırladıklarını söylüyor; bekleyip görelim.

Radikal