100. YILINDA 1905 DEVRİMİ
"...Daha sonra bütün politik grevlerin yasaklanmasına karar verildi. 11 Kasım'da donanma kışlasının kapısına silahlı bir bölük dikildi. Tuğamiral Piserevski, herkesin duyacağı şekilde şu emri yayınladı: 'Hiç kimsenin kışladan kaçmasına izin verilmeyecektir. Emre uymama durumunda ateş edilecektir.' Bu emrin daha yeni ulaştığı bir bölükte, Petrov adında bir denizci ileri çıktı, tüfeğini herkesin gözü önünde doldurdu, bir atışta Brest alayından Binbaşı Stein'i öldürdü, ikinci atışta Pisarevski'yi yaraladı. Subaylardan biri 'tutuklayın onu!' diye emretti hemen. Hiç kimse kıpırdamıyordu. Petrov tüfeğini yere attı. 'Niye bekliyorsunuz? Alın beni.' Petrov tutuklandı. Dört bir yandan akıp gelen denizciler, onun serbest bırakılmasını istiyor ve ona kefil olmayı öneriyorlardı. Heyecan zirveye ulaşmıştı. Bir subay çözüm bulmaya çalışarak Petrov'a sordu:
'Petrov kazara mı ateş ettin?'
'Nasıl kazara? İleri çıktım, tüfeğimi doldurup nişan aldım. Bunun neresi kazara?'
'Ama onlar senin serbest bırakılmanı istiyorlar...'
Ve Petrov serbest bırakıldı..."
Henüz 26 yaşında en büyük işçi kenti Petrograd'ın sovyet başkanı olan Troçki, 1905 Devrimi adlı kitabında, tarihte ilk kez bir savaş gemisinin mürettebatının yönetici sınıfa karşı devrim bayrağını çektiği Potemkin kruvazöründe askerlerin ve denizcilerin isyanından bir kesiti bu şekilde anlatıyor.
Kanlı Pazar
Çarlık yönetimi, 1900-03 yıllarında işçi sınıfı hareketinin ivme kazanması üzerine, işçi sınıfına ve sosyalistlere karşı sıradan baskı yöntemlerinin yanı sıra yeni bir yöntem olarak polis sendikacılığını denedi. Böylelikle işçi sınıfı mücadelesi sosyal demokratların etkisinden yalıtılarak düzen sınırları içinde tutulacaktı. St.Petersbug'da bir hapishane papazı olan Gapon'un kitleleri denetimi altına almadaki başarısıyla, söz konusu polis sendikalarının liderliği için biçilmiş kaftandı. Böylelikle, papaz Gapon önderliğinde legal işçi örgütlenmeleri kuruldu. İşçilerin sorunlarını tartışıp bunları çözümlemek için yollar arayan toplantılar düzenleyen Gapon kısa sürede işçiler için sevilen bir lider haline geldi. Ancak durum çok geçmeden çarlığın kontrolünden çıktı. Gapon, işçi sınıfının radikalliğinin ve kendisinin işçiler üzerindeki muazzam saygınlığının etkisiyle işçi sınıfı içindeki ajan rolünün ötesine geçti.
Ocak 1905 başında devrimin ilk kıvılcımı, Putilov fabrikasında, öteki fabrika işçilerinin de desteklediği bir grevle alevlendi. İşten çıkarılan 4 işçinin geri alınması, ustabaşlarının değiştirilmesi, sekiz saatlik işgünü, günlük askeri ücretin 60 kopekten 1 rubleye yükseltilmesi, temizlik olanaklarının iyileştirilmesi ve ücretsiz sağlık yardımı talepleriyle başlayan grev, genel greve dönüştü. Resmi raporlar bile grevcilerin sayısının 100-150 bin olduğunu söylüyordu. 9 Ocak Pazar günü 200 bin işçi, papaz Gapon önderliğinde Kışlık Sarayına doğru ellerinde bayraklar, ikonalar ve Çar portreleriyle yürüyüş geçti. Kışlık sarayı koruyan askerlere, işçilerin üzerine ateş açmaları emredildi. Bin kişiden fazla insan öldü. Papaz Gapon, kalabalığa "artık bizim çarımız yok" diye sesleniyordu. Kanlı Pazar olarak anılan bu olay, 1905 devriminin başlangıcını işaret ediyordu.
1917'deki devrimin genel bir provası olan 1905 Devrimi, ortaya çıkardığı yeni yöntemler, sonuçlar, sorunlar, deneyimler açısından müthiş zenginlikler içerir. 1905 Devrimi'nde basit ekonomik grevler bir çığ gibi kendiliğinden büyüyerek bir genel greve dönüşmüş, bu da uluslararası işçi sınıfının tarihsel hafızasına kitle grevi olarak yerleşmiştir. Tüm ekonomik, siyasal yaşamı felç eden kitle grevi silahlı ayaklanmaya varmış, oradan da ayaklanma organları olarak sovyetler kendiliğinden doğmuştur. Tarihte ilk defa 1905 Devrimi'nde ortaya çıkan bu organlar bir işçi hükümeti olarak işlemeye başlamıştır. Yine, devrimci süreçte sınıf çatışmasının orduları da sardığının, böyle devrimci süreçlerde orduların da dağılabileceğinin en iyi örneklerini 1905 Devrimi sunmuştur.
Kitle Grevi ve Sovyetler
1905 Devrimi tüm dünyanın sınıf savaşımı tarihinde politik kitle grevinin muazzam bir güç olarak ortaya çıktığı ilk büyük devrimdi. "Göze çarpan ilk özellik, devrim sırasında siyasal grevlerle ekonomik grevlerin birbirine karışmasıydı. Harekete o büyük gücünü veren şeyin özellikle bu iki grev biçimi arasındaki sıkı beraberlik olduğuna hiç şüphe yok." "Dünyada hiçbir kapitalist ülke... 1905 Rusya'sındaki büyük grev hareketine tanık olmamıştır. Grevlere katılanların sayısı iki milyon sekiz yüz bine çıktı. Bu sayı ülkedeki toplam fabrika işçileri sayısının iki katıydı." (Lenin, 1905 Devrimi Üzerine Konuşma, 1905 Devrimi Üzerine Yazılar, Yöntem Yay s.10). Yine aynı yazısında Lenin, "1905'e değin insanlık proletaryanın gerçekten büyük ve gerçekten devrimci amaçlar için dövüşmesi gerektiğinde, gücünü nasıl korkunç biçimde yükseltebileceğini bilmiyordu." (Lenin, age, s.10) der. Gerçekten de kitle grevinin etkisi muazzamdı. Tüm üretim durmuş, hayat felce uğramıştı. Egemen sınıflar adeta kör, sağır ve yatalak olmuşlardı. Ayağa kalkan işçi kentlerine asker gönderilemiyordu, çünkü demiryolu çalışanları rayları mühürlemişlerdi. Posta ve telgraf da işlemiyordu, egemen sınıflar birbirleriyle dahi haberleşemiyorlardı. Kitle grevi ile işçi sınıfının devasa potansiyeli açığa çıkmıştı.
Marks'ın sosyalizmi kurmaya yetenekli tek sınıf olarak proletaryayı göstermesinin haklılığının ilk ayağı 1905 kitle grevleri sırasında gözüktü. İşçi sınıfı kapitalist sistemin merkezindedir; bu, onun muazzam güçlere sahip olmasına yol açar. Politik kitle grevleri ve ardından gelişen işçi ayaklanmaları proletaryanın kapitalist aygıtı tümüyle ortadan kaldırabileceğini göstermiştir.
Marks'ın haklılığının ikinci ayağını ise sınıf savaşımı tarihinde ilk defa 1905 Devrimi'nde ortaya çıkan sovyetler gösterir. Sovyetler işçi temsilcilerinin oluşturduğu işçi meclisleridir. Bu temsilciler işçiler tarafından doğrudan seçilip, işçiler tarafından geri çağırılabilirler. Sovyetleri tarihsel yapan asıl nedeni Troçki şöyle ifade ediyor: "Bu nüfuzun sırrı, Sovyetin, olayların gerçek akışı tarafından belirlenen proletaryanın dolaysız iktidar mücadelesinin doğal organı olarak belirmesinde yatmaktadır. Bir yandan bizzat işçilerin diğer yandan gerici basının Sovyete işçi hükümeti adını vermesi, Sovyetin gerçekten de embriyo halinde bir işçi hükümeti olması olgusunun bir ifadesiydi." (Lev Troçki, 1905 Devrimi, Tarih Bilinci Yay, s.226). "Sovyet işçi kitlelerini örgütledi, politik grevleri ve gösterileri yönetti, işçileri silahlandırdı ve halkı pogramlara(*) karşı korudu." "Bir grev devlet örgütünü ne kadar eksiksiz biçimde kullanılamaz hale getirirse, bizzat grevin örgütü devlet fonksiyonlarını o kadar üzerine almak zorunda kalır." Gerçekten de sovyetler işçi kentlerinde yaşamın sosyal organizasyonunu üzerine almıştı. Troçki aynı kitabında Sovyetin halk üzerindeki saygınlığına örnek olarak bir anısını anlatır: " Paltova vilayetinden yaşlı bir Kazak, katipliğini yaptığı 28 sene boyunca kendisini sömüren ve sonra haksız yere işten çıkaran Prenses Regnin'den şikayetçidir ve adamcağız Sovyet'ten kendisini adına Prenses ile görüşülmesini istemektedir. Bu garip dilekçe, üzerinde sadece 'İşçi hükümeti, Petersburg' yazan bir zarfa konulmuştur, fakat devrimci posta servisi bu mektubu anında yerine ulaştırır."
1905 Devrimi ve Bolşevikler
1905 Devrimi aynı zamanda tüm siyasal grupları etkiledi, aralarındaki ayrım noktalarını berraklaştırdı. 1905 Devrimi sayesinde tüm eğilimler yaklaşımlarını sınama olanağı elde ettiler. Bolşeviklerin bu konuda oldukça başarılı bir sınav verdikleri söylenmelidir. 1905 Devrimi'nin Bolşeviklerin önüne getirdiği ilk ve en önemli sorunlardan biri ilk defa ortaya çıkan Sovyetlere karşı nasıl bir tavır alınacağıydı. Troçki bunu şöyle anlatıyor: "Bolşevik Merkez Yürütme Kurulu'nun Petrograd bürosu, Bogdanov'un etkisiyle Kasım 1905'te bir karar çıkardı: Petrograd Sovyeti'nin parti liderliğini kabul etmesi istenecek, reddedilmesi halinde Sovyetten çıkılacaktı... Kısa bir süre sonra Lenin yurtdışından geldi ve şiddetle azarladı ültimatomcuları. 'Ne siz ne de başkaları' dedi onlara, 'ültimatomlar yoluyla kendi politik gelişmelerinin zorunlu evrelerini atlatmak zorunda bırakamaz işçileri'" (Lev Troçki, Faşizme Karşı Mücadele, Yazın Yay, s.176). Lenin, Sovyetin tüm işçi, memur ve tarım işçilerinin mücadeleye katılmak isteyen tüm kesimlerini -Kara Yüzler hariç- kapsaması gerektiğini savunuyordu. Ona göre Bolşevikler ilkelerinden taviz vermeksizin, bağımsızlıklarını koruyarak Sovyete katılmalıydı.
1905 Devrimi'nin Bolşevikler üzerindeki en önemli etkisi, partinin örgütlenme anlayışı konusunda oldu. Lenin Ne Yapmalı'da işçilerin kendiliğinden ancak sendikal bilinç kazanabileceklerini belirtip, devrimci bilincin ise onlara ancak dışarıdan, aydınlar tarafından taşınabileceğini iddia ediyordu. Ve parti örgütlenmesini bu düşünce doğrultusunda yürütüyor, parti üyelerini profesyonel devrimcilik yapan orta sınıf aydınlar oluşturuyordu. Bu yanlış anlayışa Rosa ve Troçki karşı çıkmıştır. Troçki bu yüzden Menşevik ve Bolşevik bölünmesinde Bolşevikleri desteklememiş, ikisine de katılmamıştır. Ne var ki kitlelerden öğrenmesini en iyi bilen insan belki de Lenin'di. İşçi sınıfının kendiliğinden şahlanışının ifadesi olan 1905 Devrimi, onun işçilerin kendiliğinden ancak sendikal bilinç kazanabileceklerine olan inancını değiştirdi. Lenin, artık, işçi sınıfın doğuştan devrimci olduğunu belirtiyordu. Partinin kapıları işçilere açılmalıydı. Partide bir aydına karşılık 100 işçi bulunmasında ısrar ediyordu. Ve bu çabasında da başarılı oldu. 1905 yılı sonunda Bolşevik Parti'nin üyelerinin %90'ınana yakını işçilerden oluşuyordu. Lenin proletaryanın kendiliğinden mücadelesinin kapasitesini yeniden ele almış ve sonunda partiyi devrimci bir işçi örgütlenmesi haline getirmişti. Ne var ki bu Bolşevik Parti'nin kaderciliğe kaydığını ya da Menşeviklerin savunduğu gibi gevşek bir örgüt modeline geçtiği anlamına gelmez. Bolşevizm artık şekillenmişti: Bolşevik Parti, işçi sınıfının en ileri bilinçli devrimci kesimlerinden oluşan, sınıf mücadelesine aktif bir şekilde müdahale eden, işçi sınıfına liderlik etmeyi amaçlayan bir anlayışı ifade ediyordu. Bolşevizm, 1905 Devrimi'nin yenilmesinden sonra gericiliğin baskısında geçen 12 yıllık illegal mücadele döneminde 1905 Devrimi'nin deneyim ve derslerini 1917'ye taşımayı başarmıştır. Ve bu sayede Ekim Devrimi başarılı olmuştur.
Güner Gövenç
Nisan 2005