1 MAYIS: İşçi Sınıfının Yüzyıllık Mücadele Tarihi

1886'dan bu yana 1 Mayıs, işçiler tarafından, uluslararası düzeyde enternasyonalizm ve dayanışma bayramı olarak kutlanıyor. 1 Mayıs, geçen yüzyıl birçok baskıcı rejimlere, askeri diktatörlüklere karşı işçi sınıfı mücadelesinin sembolü oldu. 1917'de Rusya'da, 1974'de Portekiz'de işçi iktidarı kutlamalarına dönüştü.
Amerikan İşçi Sınıfının Yükselttiği 1 Mayıs Mücadele Dalgası
ABD ve Kanada Örgütlü Meslek Kuruluşları ve İşçi Sendikaları Federasyonu (FOTLU) kongresinde, 8 saatlik işgünü mücadelesine ivme kazandırmak ve işçilerin kararlılığını göstermek adına 1 Mayıs 1886'da bir günlük grev yapma kararı alındı. 1 Mayıs 1886'da ülke çapında 350 bin işçi greve gitti. Yaşam durmuştu.
Bir gözlemci o zamanın ABD'sindeki gelişmeleri şöyle aktarıyordu: "Hareket bütün beklentileri aştı. Mayısın ikinci haftasına kadar 80.000'i Chicago'da, 45.000'i New York'ta, 32.000'i Sinsinnati'de 340.000 işçi greve çıktı. Ajitasyon toplumsal atmosferin tümüne nüfuz etmiş durumda. Kalifiye ve kalifiye olmayan işçiler sendikalar veya dernekler kurdular. Erkekler ve hatta kadınlar hem zaman hem de para ayırarak katkıda bulunuyorlar. İşyerlerinde, sokakta, evlerde yemek masalarında konuşulan yegane konu bu."
ABD'nin en politik kentlerinden olan Chicago'da kapitalistler, mücadeleyi ezmek için saldırdılar. Olaylar 3 Mayıs günü McCormick Harvester fabrikasının önünde patlak verdi. Fabrika ücret artışı ve 8 saatlik işgünü talebiyle greve katılan 1400 işçiyi işten çıkarmıştı. Aynı gün 350 kişilik Pinkerton çetesi koruması altındaki grev kırıcıları fabrikada çalışmaya başladı. Bu durumu protesto eden grevci işçiler, grev kırıcıların üzerine yürüyünce, polis topluluk üzerine ateş açtı. 4 işçi öldürüldü, çok sayıda işçi yaralandı. Fakat gösteriler hızını kaybetmedi. Kapitalistler mücadelenin hızla büyümesinden korktuğundan işçi hareketinin önünü kesmek için tüm güçlerini kullandılar. Bunlardan biri de provokasyondu: Bir gösteri sırasında muhtemelen derin güçlerin koyduğu bir bombanın patlaması ve bir polisin ölmesi sonucunda 4 sendika aktivisti tutuklandı. İşçi hareketini ezmek isteyen egemen sınıf o günkü eylemde bile bulunmayan tutukluları acilen yargılayıp hemen idam etti. Asılanlardan biri, August Spies şöyle diyordu: "Eğer bizi asarak işçi hareketini durduracağınızı sanıyorsanız, durmayın! Ateşin üstünde yürüdüğünüzün farkında değilsiniz bile, fakat o her bir yanınızı sarmış durumda. Onu söndürebilmek adına yapabileceğiniz hiçbir şey yok, emin olun!"
Amerikan işçi sınıfı ağır bedeller ödeyerek giriştiği bu mücadelenin sonunda iş saatlerinin kısaltılmasını sağladı. Ne var ki, harekete karşı gelişen baskı dalgası ayaklanmayı durdurdu. Fakat bu mücadelenin diğer dünya işçilerine vermesini engelleyemedi. Sekiz saatlik iş günü mücadelesi işçi sınıfının olduğu her yere yayıldı.
1889'da, o zamanlar dünyadaki tüm sosyalistlerin örgütü olan 2. Enternasyonal, sekiz saatlik işgünü için mücadele çağrısında bulundu ve 1 Mayıs'ta bütün ülkelerdeki işçileri iş bırakmaya çağırdı. Bir yıl sonra bütün dünyada gerçekleşen grevler 1 Mayıs'ın ilk kez "uluslararası işçi günü" olarak kutlanmasını sağladı. Almanya'da yüz binler iş bırakarak gösterilere katıldı, İtalya'da kitlesel grevler ve mitingler gerçekleşti. Fransa'dan İspanya'ya, Portekiz'den Polonya'ya işçiler eylemde ve grevdeydi. Marks'ın kızı Elenor Londra'da gösterilerin organize edilmesinde anahtar rol oynadı. Marks Komünist Manifesto'da "Bütün ülkelerin işçileri birleşin" çağrısının hayata geçirildiği bu günü göremedi. Ancak, onun mücadele arkadaşı Frederick Engels bu ilk 1 Mayıs'ta Hyde Parkı dolduran 300.000 kişiye bir konuşma yaptı.
1890'da işçi gösterileri o kadar yoğundu ki birçok ülkede hükümetler 1 Mayıs'ı resmi tatil ilan etmek zorunda kaldılar. Bu tarihten sonra yıllar boyu 1 Mayıs , işçiler için birleşme noktası haline geldi.
"Savaşa hayır!"
1. Dünya Savaşı sırasında II. Enternasyonal'in liderleri emperyalist savaşta kendi ülkelerini destekleyerek işçi sınıfının uluslararası birliğine ihanet ettiler. Her ülkenin kapitalistleri kendi çıkarları için farklı ülkelerin işçilerini ve yoksul köylülerini birbirlerine boğazlatıyorlardı. II. Enternasyonal'in liderlerinin aksine Rusya'da Bolşevikler ve Almanya'da Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht önderliğindeki komünistler emperyalist savaşta kendi burjuvazilerini desteklemeyi, işçi sınıfını onların peşine takmayı reddederek "asıl düşman içerde" sloganını yükselttiler. Bu mücadelenin kıvılcımı da 1 Mayıs'a denk geldi.
1886'dan sonra Almanya'da görkemli 1 Mayıslar kutlanmıştı. Ancak sınıf mücadelesi açısından en kritik dönemeç 1916 1 Mayıs'ıydı. Bu 1 Mayıs, Almanya'da 1. Dünya Savaşı'nın yarattığı katliama karşı çıkan herkesin buluşma noktası oldu. Karl Liebknecht bu gösteride yaptığı konuşmadaki "savaşa hayır, hükümet istifa!" sözlerinden dolayı tutuklandı. Onu izleyen günlerde 50.000 metal işçisi Liebknecht'in serbest bırakılması için greve çıktı. Bu dalga, Almanya'da sınıf mücadelesinin dönüm noktası oldu. Bundan sonraki süreçte Almanya 3 tane devrimci duruma tanıklık edecekti. Alman ka-pitalistleri bir dördüncüsünü ancak Hitler'i iktidara taşıyarak engelleyebildiler.
Toplama Kampında Enternasyonal
Çok ağır koşullarda dahi işçiler 1 Mayıs'ı kutlamaya devam ettiler. 2. Dünya Savaşı boyunca Naziler'in 300.000 Yahudi'yi ölüm kamplarına götürmeden önce tuttukları Varşova Gettosu'nda bulunan sosyalistler 1 Mayıs'ı kutlamakta kararlıydılar. Toplama kampında bulunan bir sosyalist, Marek Edelman, o günleri şöyle aktarıyor: "Bütün dünya 1 Mayıs'ı kutluyordu ve her yerde anlamlı, güçlü sözler söyleniyordu. Ancak Enternasyonal Marşı daha önce hiçbir zaman bir çok insanın öldüğü ve birçoğunun da ölümle yüz yüze olduğu bu kadar farklı ve trajik koşullarda söylenmemişti."
Devrimci Süreçlerde 1 Mayıs
Birçok ülkede 1 Mayıs, büyük işçi mücadelelerinin patlak verdiği dönemlerde gerçekleşti. Portekiz'de 48 yıllık faşist diktatörlük 25 Nisan 1974'de devrildi. Bir hafta sonra başkent Lizbon'da gerçekleşen 1 Mayıs gösterisi o kadar güçlüydü ki takip eden 18 ay boyunca sürecek devrimci mücadelelerin kapısını açtı.
1 Mayıs 1968, Fransa'da da devrimin ateşleyicilerinden biri oldu. 1 Mayıs'ı takip eden gösteriler ve grevler devrim hayaletinin yeniden Paris sokaklarında dolaşmaya başladığını haykırıyordu. 6-9 Mayıs'ta şiddetlenen kitlesel mücadeleler ünlü "10 Mayıs Barikatları Gecesi" ile doruğa ulaşacaktı. 13 Mayıs günü "işçi, öğrenci, öğretmen beraberdir" yazılı dev pankartın arkasında, Paris'te yaklaşık 800 bin-1 milyon gibi bir kalabalık yürüyecekti. 22 Mayıs'ta 8 milyon işçi grevdeydi.
Afrika'da 1 Mayıs
Güney Afrika'da siyah işçiler ırkçı rejime teslim olmayı reddettiler. 1 Mayıs'ı kutlamaları işçi mücadelelerinin önemli bir dinamiği oldu. Güney Afrikalı işçilerin, 1 Mayıs 1986'da, uluslararası işçi bayramının ücretli tatil olması talebiyle yaptığı genel grev yaşamı felç etti. Lüks semtlerdeki zenginler uyandıklarında günlük gazete ve sütlerinin dağıtılmadığını gördüler. Bu yaşadıkları korkuyu bir başkası izledi; varoşlarda yaşayan hizmetçileri de işe gelmemişlerdi. Sanayinin kilit sektörlerinde üretim durdu. 270 bin madenci grevdeydi.
Zamanın işçi mücadeleleri İngiliz destekli ırkçı Apartheid rejiminin yıkılmasına giden yolu açtı.
Stalinist rejimler ve 1 Mayıs
Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa'da Stalinist rejimlerin iktidarda olduğu dönemlerde 1 Mayıs'lar içi boşaltılmış resmi bir gösteriye dönüştürüldü. Yöneticiler, işçilerin dayanışması ve enternasyonalizmini kutlamak yerine kitle imha silahlarının tanıtıldığı 1 Mayıs gösterileri yapmayı tercih ettiler.
Ancak bazı dönemlerde 1 Mayıs bu ülkelerde de gerçek benliğini yansıtabildi. 82'de Polonya'sında Dayanışma Konseylerini ezen hükümet darbesinden hemen 8 ay sonra işçiler 1 Mayıs'ı kutlamak üzere yasa dışı eylemlere katıldılar. 1989'da Çin'de, işçiler ve öğrenciler 1 Mayıs'ın gerçek anlamını gösterdiler. Tienenman Meydanı ayaklanmasında rejime karşı besledikleri öfkelerini haykırdılar. Ne var ki, Tienanman Meydanı Stalinist Çin Komünist Partisi'nden gelen emirle işçilerin ve öğrencilerin katledilmesine tanık oldu.
Türkiye'de 1 Mayıs
Türkiye'de işçiler tüm baskılara rağmen 1 Mayıs'ta gösteriler düzenlediler. Türkiye'de ilk 1 Mayıs 1906'da kutlandı. Ne var ki Kemalist rejim 1926'dan sonra 1 Mayıs gösterilerini yasakladı. Türkiye'de 60'ların ikinci yarısından itibaren işçi hareketi güçlenmeye başladı. DİSK'in kuruluşu, 15-16 Haziran şanlı direnişi, 1 Mayıs'ın yolunu açtı. Böylelikle 1976'da 50 yıl aradan sonra ilk kez 1 Mayıs kutlandı. Yüz bine yakın işçi "Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşin" pankartı altında slogan ve marşlarla Taksim Meydanı'na yürüdüler.
1977 1 Mayıs'ı Türk egemen sınıfının işçi mücadelelerinden ne derece korktuğunu, gerekirse bunları bastırabilmek için katliamları İstanbul'un göbeğinde örgütleyebileceğini kanıtladı. 500 bin kişilik dev kalabalığa açılan ateş sonucu 36 kişi öldü. Ancak bu saldırı bir sonraki yıl 300 bin işçinin mitinge katılmasına engel olmadı.
1996 1 Mayıs'ında Kadıköy'de mitinge katılan 3 kişi polis tarafından vuruldu, ama 100 bin işçinin alanlara çıkmasına engel olunamadı.
1 Mayıslarda Mücadele Devam Ediyor, Edecek!
8 saatlik işgünü mücadelesi ile başlayan 1 Mayıs işçi sınıfının mücadeleci geleneğinin bir parçasıdır ve öyle olmaya da devam edecektir. Bu yıl da, gelecek yıllarda da dünyanın dört bir köşesinde her renkten, her ulustan, sayısız dilden, dinden milyonlarca işçi 1 Mayıs'ı kutlamaya devam edecek. İşte bu, dünyayı değiştirecek olan asıl güçtür.

Haziran 2005