İkitelli'de Sınıf Mücadelesi

(08.06.10)

1980'lerde Fatih, Eminönü, Alibeyköy gibi semtlerdeki sanayi işletmelerinin şehir dışına taşınması projesinin ürünüdür İkitelli. İkitelli iskan bölgesinin çevresindeki İkitelli Organize Sanayi, Masko, Aymakop, İstoç gibi dev sanayi işletmelerinde yüz binlerce işçi çalışmaktadır. Düşük ücretler, uzun çalışma saatleri ve güvencesizlik bu dev sanayi bölgelerini ucuz emek sömürü cennetine çevirmektedir. İşçilerin en az yarısının sigortasız olarak çalıştığı bölgede iş kazaları kol gezer. İşsizlik ve parasızlık diz boyudur.
İşçilerin örgütsüzlüğünün yaşamları had safhada zorlamasının en uç örneklerini bu bölgede görmek mümkün. Yaşama tutunmak için yüz binlerce genç işçi çok yoğun sömürü şartlarına boyun eğiyor. Böylelikle kuşaklar yaşlanıyor. Peki, bu nasıl mümkün oluyor?
Bu sömürü havzasındaki akıl almaz çekişkileri mümkün kılan kimi basit düşüncelilerin iddia ettiği gibi insanların kanaatkarlığı, cahilliği ya da toplumsal dokunun genel karakteri değil. Cevap aslında basit. Ağır yaşama koşullarına sahipsiniz, vahşi şekilde sömürüldüğünüzü, gençliğinizin sömürü çarklarında boşa gittiğini düşünüyorsunuz. Tamam da ne yapabilirsiniz ki? Genç bir işçi olarak ya çeteleşme ve suç batağına düşeceksiniz ya da her şeye karşın yaşama tutunmak için sömürüye katlanacaksınız. Peki ya mücadele? Bireysel olarak mücadele verilmez. Etraf kimi kızgın işçilerin nasıl kendi başlarına patrona kafa tutup sonra da işinden olduğu ve işçi arkadaşlarına da kendilerini yalnız bıraktıkları için nasıl öfke duyduklarına dair hikayelerle dolu. Mesele o ki direniş ve mücadele örgütle verilir. Ve sorun da o ki işçi sınıfına el uzatacak bir örgütlülük yok. Sendikanın bile çok uzak olduğu böyle bir bölgede darmadağınık işçilerin (şimdilik!) bir alternatifleri yok.
Mücadele etmek ya da boyun eğmek? İki seçenek varmış gibi gözüküyor. Oysa örgütlerin olmadığı ya da işçilere ulaşamadığı bir ortamda mücadele seçeneği ortadan kalkıyor. İşin aslı işçilerin seçim yapma şansının olmamasında yatıyor. Mücadele alternatifi olmayan işçilere maküs talihlerine boyun eğmekten başka çare kalmıyor. Çok ağır sömürü şartlarına dayanılarak yaşama tutunulacak, tutunulamazsa geride çeteleşme, fuhuş, açlık, suç, tarikatlar vb var. Dolayısıyla, yaşama kavgası işçileri sömürü şartlarına boyun eğmeye zorluyor.
Kısacası temel mesele, muazzam gerilim içerisindeki sınıf enerjisinin akacağı kanalların mevcut olmamasıyla ilgili. Enerjiyi açığa çıkaracak kanalların varlığı durumunda işçi sınıfı bitmek tükenmez bir enerjiyle sömürü düzenine karşı savaşa atılacaktır. Bu yüzden, işçileri örgütleyecek, onları derleyip toparlayacak, açık bir mücadele programının taşıyıcıları, bilinçli özneleri durumuna getirecek bir devrimci işçi örgütünün inşa edilmesi bu yüzden hayatiyet kazanıyor.

Bu uğurda verilen mücadele tarihsel bir mücadeledir. Emperyalist kapitalist sistem,krizler içerisinde kıvranırken insanlığa emperyalist savaşlar, işgaller, etnik ve dinsel gırtlaklaşmalardan başka bir şey vaad etmiyor. Sonu gelmez kan banyosu, sömürü ve geleceksizlik karşısında işçi sınıfı kendi devrimci siyasetini reel bir politik özne konumuna yükseltmek durumundadır. Bu öyle bir politik özne olacaktır ki işçilere, gençlere ve yoksul kalkın geniş kesimlerine somut alternatifler sunacak ve yol gösterici olacaktır. Burjuva politikası bundan böyle alternatifsiz olamayacak ve kitlelere hitap eden gündelik siyaset devrimci işçi politikasının doğrudan etkisi altında şekillenecektir.
İkitelli'de bu genel hedefler çerçevesinde bir devrimci işçi örgütlülüğünün kitleselleşme çabasına başlanmıştır. Dolayısıyla İkitelli'de girişilen bu mücadelenin yani devrimci işçi öncülüğünün yaratılması mücadelesinin önemi en geniş düzeydedir, yani dünya çapındadır. Unutulmamalıdır ki işçi sınıfı mücadelesi doğası gereği birleşik ve süreklidir. Bugün İkitelli işçi havzasında yakılan ateşin yarın tüm dünya işçi sınıfının bir kalesi olması önünde hiçbir engel yoktur.

Bu Uğurda İkitelli'de Neler Yapılıyor?
İşçinin Yolu'nun var gücüyle uğruna mücadele ettiği hedef budur. Bunun için haftanın hiçbir günü boş geçirilmemektedir. İşçinin Yolu kapı kapı dolaşıp işçilerle mücadeleyi tartışmakta ve ev ziyaretleri yapmaktadır. Bunun yanısıra haftada en az bir gün sanayi bölge çıkışlarında bildiriler ve gazetelerle İşçinin Yolu işçilere propoganda ve ajitasyon örgütlemektedir. Yine akşamları İkitelli içerisindeki belirli fabrika ve işyeri önlerine giderek işçilerle temasa geçilmektedir. Çalışmalar yaygınlaştıkça ki her geçen hafta bu ilerleme yaşanmaktadır yeni yeni işyerleri ve bölgelere ulaşılmaktadır. Aynı çalışmalar haftada iki kez semt pazarlarında da örgütlenmetedir. Bunun yanısıra liseli çalışması da İkitelli İşçinin Yolu’nun gerçekleştirdikleri arasındadır. Her pazar İşçinin Yolu bürosunda güncel teorik ve politik konularda dışarıya açık eğitim toplantıları örgütlenmektedir. Ve her cumartesi İşçinin Yolu bürosunda düzenlenen işçi filmleri etkiğinliğiyle hayata ve sanata, mücadeleye daha derinlikli bakış kazanmaya çalışılmaktayız.

İkitelli bakmasını bilmeyenler için sıvasız, çatısız evleri, kalabalık, dar ve bakımsız sokakları ile boğucu bir ucubeden başka birşey ifade etmeyecektir. Bizler içinse yeni bir Marksist işçi kuşağının yetişeceği verimli bir fidanlık, insan uygarlığının en ileri ifadelerinin fışkıracağı bir okuldur İkitelli.