Güler Zere'nin Katili Sermaye Devleti!
(08.05.10)
Sağlık raporlarına, bütün uyarı ve eylemlere rağmen uzun bürokratik işlemler sonucu ölümün kıyısındayken serbest bırakılan Güler Zere, tahliyesinden yedi ay sonra 7 Mayıs'ta evinde yaşamını yitirdi. "Anayasal düzeni zorla değiştirmek" suçundan hakkında 34 yıl mahkumiyet kararı verilen ve Elbistan Cezaevi'nde kaldığı dönemde, mahkumiyetinin 14. yılında damak kanserine yakalanan Zere için avukatları cezasının ertelenmesini istemiş ama buna izin verilmemişti.
İlk olarak 2008 yılı Ağustos ayında doktora başvuran, biyopsi örneği için 2 ay bekletilen, 1 ay boyunca hastanede mahkum koğuşu olmadığı için ameliyata alınmayan, Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Bölüm Başkanlığının “Cezanın infazının ertelenmesi gerektiği ve hastalığın son evresinde olduğu” şeklindeki raporu göz ardı edilen, mahkum koğuşunun tedavisinde yetersiz kalacağı belirtilen, 14 saat yolculukla İstanbul'a getirilen, Adli Tıp Kurumu'nun infazının cezaevinde devam edebileceğini bildirdiği ve 8 hafta tedavisinin başarılı olup olmadığını gözlemlemek için bekleme kararı verdiği Güler Zere ancak 6 Kasım 2009'da Cumhurbaşkanlığı tarafından, kendisi için yapılan onlarca eylemin neticesinde serbest bırakılmıştı. Zere serbest bırakıldığında yazdığı mektupta "Geç bırakıldım. Beni ölümün kıyısına getirip öyle bıraktılar. Yaşam hakkım gasp edildi. Dışarıda 'ölme hakkı' verildi. Bunu da unutmayacağım. Henüz içeride hasta tutsaklar var. Hala tecrit var. Ki tecridin ta kendisidir ölüm." demişti.
Aslında Güler Zere'nin yaşadıkları ne ilk ne de son. 2000-2009 yılları arasında 306 tutsak benzer koşullarda ölüme terk edildi. Güler Zere de kapitalist devletin tüm siyasi tutsaklara uyguladığı işkence koşullarının en yakın ve canlı örneği oldu. Emekçilerin ve ezilen ulusların kurtuluşu için mücadele edenlerin karşı karşıya kaldığı tecrit, sağlıksız koşullar ve işkence, kapitalist sınıfın iktidarı sürdüğü müddetçe devam edecek. Bizlerin yapması gereken ise bu sömürü düzenine son vermek için örgütlü mücadele etmek.