2010 1 Mayıs'ının Gösterdikleri

(06.05.10)

2010 1 Mayısı tüm Türkiye'de daha geniş katılımlarla kutlandı. 1 Mayıs Taksim'i, sadece Türkiye'deki katılımın kalbi olmakla kalmadı dünyadaki en önemli 1 Mayıs alanı haline geldi. Her şeyden önce Taksim'deki gösteri yüz binlerce işçi, emekçi ve gencin mücadele ruhunun alana yansımasına sahne olarak Türkiye'de sınıfın ve gençliğin canlılığını ortaya koydu. Bu, sınıf muhalefetinin gücünü, potansiyelini göstererek egemen sınıfları geniş ölçüde tedirgin etti. Taksim Meydanı'nı yasaklayan ve geçtiğimiz yıllarda amansız bir terör uygulayarak İstanbul'u savaş alanına çeviren egemen sınıfın korktuğu biraz da buydu. Taksim'de buluşan emekçilerin, gençlerin moral bulması, yeni bir eğilimin başlaması, kitlelerin yüzünü radikal sola dönmesi gibi korkular egemen sınıfı saldırganlaştırıyordu.

Ama 1 Mayıs alanı dişle tırnakla kazanıldı. İlk olarak geçen yıl 1 Mayıs resmi tatil ilan edildi. Ardından bu sene 1 Mayıs alanı Taksim kazanıldı. AKP hükümeti ve egemen sınıfın bir sene daha İstanbul'u emekçiler ve gençlere karşı savaş alanına çevirmeye gücü yoktu. AKP hükümeti 1 Mayıs konusunda sadece ülke içindeki meşruiyet sorunu ve tıkanmayla yüz yüze değildi; aynı zamanda dünya çapında da zor durumlara düşüyordu. Sonuçta 1 Mayıs Taksim mücadelesi emek cephesi açısından net bir zafere dönüştü. Bu zafer sadece psikolojik etkilerle ifade olmadı, aynı zamanda Taksim meydanındaki mücadeleci ve kararlı duruş da bu zaferi mutlak bir etki haline getirdi. Bunun taçlanması işçi sınıfının öncü müfrezesi durumunda olan Tekel işçilerinin kürsüyü işgal etmeleri ile gerçekleşti. İşçi sınıfının öncü katmanının 1 Mayıs'ta kürsü işgalini gerçekleştirerek sendika ağalarına alanı dar etmesi, gençliğin ve emekçilerin geniş katılımı, genel canlılık ve kararlılık 2010 baharının sınıf mücadelesindeki ivmelenme emarelerinin daha da güçlenmesi anlamına geldi.

Buradan çıkarılması gereken bir ders geçmiş yıllarda Taksim direnişini küçümsemeye çalışan işçici eğilimin iflası ile ilgili. Türk İş nerede ise, işçiler oradadır mantığından kalkarak Taksim direnişini sınıf mücadelesinden kopuk bir macera olarak yorumlayanlar şimdi şapkalarını önlerine koyup düşünmelidirler. Taksim'in kazanılmasının hakkını veren 1 Mayıs coşkusu işçi sınıfı ve sosyalist solun bir zaferi olmuştur.

Tekel işçilerinin sendika ağalarına alanı dar etmelerinin ardından KESK başkanı Sami Evren'in Mustafa Kumlu'ya gönderdiği geçmiş olsun mesajları ve eylemi gerçekleştirenleri (Tekel işçilerini, işten atılan itfaiye işçilerini) kınaması KESK'li kamu emekçilerinin gözünden kaçmamalıdır. Sami Evren gerçek yüzünü her geçen gün daha net bir şekilde sergilemektedir. KESK'i de Türk İş'e benzetmek isteyenler tabi ki de Mustafa Kumlu'ya sahip çıkacaktır. Bu durumda sınıf mücadeleci kamu emekçileri de Tekel ve itfaiye işçilerinin Kumlu'ya reva gördüklerini Sami Evren'den esirgememelidirler.

Bu arada 1 Mayıs'ın görece daha coşkusuz geçtiği Ankara'da da benzer bir durum yaşandı. AKP'nin yan kuruluşu sahte sendika Memur-Sen'in lideri hiç sıkılmadan bir de 1 Mayıs alanında konuşma yapıyordu ki SDH korteji protestoya başladı. KESK'li emekçilerin de protestolara katılmasının ardından şaşkınlığı artan Ahmet Gündoğdu konuşmasını kısa kesmek zorunda kaldı.

Toparlayacak olursak 2010 1 Mayıs'ı sınıf hareketindeki toparlanmanın kendisini geliştirerek devam etmesinin önemli bir köşetaşı oldu. Türkiye'de giderek derinleşen toplumsal gerginliğin kendisini sınıf hareketindeki radikalleşme eğilimi olarak göstermesi önümüzdeki dönemin hareketli geçeceğini ve gençlik kuşağının artan oranlı bir şekilde politikleşmesinin mümkün olduğunu bizlere göstermiştir.