Ankara'da 1 Mayıs Kutlamaları
2010 yılı 1 Mayıs'ı dünyanın her yerinde emekçiler tarafından büyük bir coşkuyla kutlandı. Uzun bir aradan sonra 1 Mayıs'ın yeniden böylesine büyük bir coşkuyla kutlanmasının sebebi kapitalizmi derinden sarsan ekonomik krizin işçi sınıfına amansızca, pervasızca saldırması ve çok iyi bildiğimiz bir hikayenin tekrarı gibi ortaya çıkardığı manzaralardır: işten atmalar, kazanılmış haklara saldırılar,açlık… Ancak hayatı yaratanların,sermayeye cevapları dünyanın her yerinden yükseldi; işçi sınıfı ‘bedeli biz ödemeyeceğiz' dedi; masaya yumruğunu vurdu. TEKEL işçilerinin, Marmaray işçilerinin, İSKİ işçilerinin, Tariş işçilerinin, Çemen Tekstil işçilerinin sesleri krizin adeta kanını emdiği Yunanistan emekçilerinin sesine ses umuduna umut kattı. Avrupa'da çeşitli iş kollarında büyük grevler yaşandı, fabrika işgali ve direniş haberleri daha fazla duyulur oldu. Böylesine bir sınıf hareketliliği içinde 1 Mayıs coşkusuna bir de Taksim'in kazanılmış olması da eklenince, dikkatle incelenmesi, emek mücadelesinin seyri açısından bazı dersler çıkarılması gereken bir dönemden geçtiğimiz açıktır.
1 Mayıs Ankara'da ise genel havadan daha farklı geçti. Taksim'deki kutlamaların etkisi oldukça büyük elbette. Saat 11.00'da gardan Sıhhiye meydanına doğru başlayan yürüyüş miting alanındaki kutlama programıyla devam etti. Bizim de ‘Bütün dünyanın işçileri birleşin' ‘ Yaşasın sosyalist dünya devrimi' ‘ İşçinin Yolu' ve ‘ Marksist Liseliler' pankartlarımızla ve 100 kişiyi aşkın kortejimizle yer aldığımız mitinge toplam katılım 10.000 ile 20.000 arasında idi. Ankara üniversitesi yemekhane işçileri de alanda bizimle birlikte yürüdüler. 1 Mayıs'ta işçileri çalıştırma hazırlığı yapan yönetime karşı tepki koyan işçiler alanda yerlerini aldılar. Yürüyüşler coşkulu olsa da miting başladıktan kısa bir süre sonra dağılmaya başlayan kitle coşkunun yerini bir anda cansız bir ortama bıraktı. Bunda sendika bürokrasisinin hem 1 Mayıs öncesi süreçte hem de 1 Mayıs'ta oynadığı rolün önemi büyük. Nitekim sendika bürokratları 1 Mayıs öncesi işyerlerinde çalışma yapmadılar ve Sıhhiye alanında kitlenin dağılmasında da başat rolü oynadılar.

Uzun süredir iletişim halinde bulunduğumuz ve devrimci dayanışmayı yükselttiğimiz İranlı yoldaşlarımız da kortejimizde bizimleydi. Onlar da 1 Mayıs alanında enternasyonalist bir perspektifle yazdıkları ve İran işçi sınıfının durumunun Türkiye işçi sınıfınınkinden farklı olmadığını, kurtuluşun dünya işçilerinin birleşmesinden geçtiğini anlattıkları bildirilerini alanda dağıttılar. Ayrıca bu bildiri platformdan alana okunarak da Türkiyeli emekçilerle paylaşıldı.
Sonrasında konfederasyonların temsilcilerinin yaptıkları konuşmalar gerçekleşti ve güne Memur-Sen temsilcisinin yapmaya başladığı konuşma damgasını vurdu; zira kendisi her fırsatta AKP hükümetinin marifetlerini kazanım gibi göstermeye çalışma gafletinde bulundu. TEKEL işçilerine yapılan ihaneti unutmayan hafızalarımızla Sürekli Devrim Hareketi olarak pankartlarımız ve bayraklarımızla platformun önünde kalmış yaklaşık bin kişilik kitlenin içerisine girerek konuşmayı sık sık bölen sloganlarımızla ‘emekten' dem vuran bu ikiyüzlülüğü teşhir etmeye başladık.' TEKEL işçisi yalnız değildir', ‘Kahrolsun sendika ağaları', ‘ Bizi satanı biz de satarız' ve ‘Sarı sendika istemiyoruz' sloganlarının ardından Memur-Sen Ankara İl Başkanı Mustafa Kır'ın konuşma sırasında bocaladığı görüldü. Memur-Sen AKP yanlılığıyla bilinen bir sendika. Hatırlanacağı gibi kamu emekçilerinin 25 Kasım'daki genel grevinde Memur-Sen'li sendikacılar grev kırıcı rolünü oynamış; TEKEL direnişi boyunca da bulundukları her platformda AKP hükümetine arka çıkmışlardı. Bu şartlar altında 1 Mayıs gibi işçi sınıfının mücadele tarihi açısından azami öneme sahip bir günde emekçi düşmanı AKP yancısı bir sendika bürokratına gösterilecek tepki devrimci bir zorunluluktu. Protestomuz, KESK üyelerinin de olduğu alandaki pek çok emekçinin katılımıyla daha da güçlü hale geldi. Sloganlar alanda sendika bürokratının konuşmasının sonunda yuhalamalara dönüştü. Böylece 1 Mayıs alanının işçi sınıfına açıkça ihanet edenlere bırakılmayacağı görülmüş oldu. Bu durum da yine gösterdi ki emekçiler açık ihanetlerin farkındaydı ve tepkilerine önderlik edecek bir an beklemekteydiler.

Alandaki protestodan sonra emekçilere yönelik attığımız '26 mayıs'ta genel greve' sloganımızla alandan ayrılırken pankartlarımız ve bayraklarımızla coşkumuzu Sıhhiyeden Sakarya, Ziya Gökalp ve Selanik Caddesine taşıdık. Yürüyüşümüz sırasında Ankara halkı alkışlarıyla desteklerini gösterdiler ve geçtiğimiz sokaklarda sloganlarımızı bizimle birlikte haykırdılar.
Gün sonunda ise iki sonuç ortaya çıkmıştı. Birincisi; İranlı yoldaşlarla beraber gösterdiğimiz çabaların 1 Mayıs alanında enternasyonalizmin en iyi ifadelerinden biri olmasıdır. Kapitalizmin saldırılarının giderek şiddetlendiği ve uluslararası alanda kendisini tüm çirkinliğiyle göstermekte olduğu günümüzde, Ankara'da 1 Mayıs Alanı'nda yankılanan “Tüm dünyanın işçileri birleşiniz” cümlesi yalnızca bir slogan değil işçi sınıfının kurtuluşunun yegane yoludur. İkinci sonuç ise emekçiler kendilerine yapılan ihanetlerin ve saldırıların farkındadır. Ancak ne farkındalık ne de öfke, bu öfkeyi eylemle başarıya taşıyacak devrimci bir önderlik olmadığı sürece sermayenin saldırılarını ve onun işbirlikçilerini püskürtmekte yeterli değildir.
Yaşasın 1 mayıs!
Yaşasın işçi enternasyonalizmi!
Yaşasın sosyalist dünya devrimi!