Yaşasın 1 Mayıs!

TEKEL Direnişinden 1 Mayıs'a Sınıf Mücadelesini Yükseltelim!

2010 1 Mayıs'ına 10 günden az bir zaman kaldı. Her sene olduğu gibi 1 Mayıs yeniden devrimci hareketin, işçi ve memur sendikalarının temel gündem maddesi olarak yerini aldı. Gerisinde 100 yılı aşkın bir geçmişi, çetin mücadeleleri barındıran ve tüm dünyada işçi sınıfını aynı gün içerisinde sokağa döken 1 Mayıs yine içinde bulunduğumuz dönemin gündem maddeleri ve sınıf mücadelesinin içine girdiği yeni seyir tarafından şekilleniyor.

2010 yılı Türkiye işçi sınıfının yıllardır süren suskunluğunu bozacak gelişmelerle açıldı. Sınıf yeniden gücünü ortaya koydu, sokaklarda kendisini var etti. Bunun mimarı ise Ankara sokaklarını 78 gün çadırlarıyla donatan, sermayenin başkentini emeğin kürsüsü haline dönüştüren TEKEL işçileri oldu. Ancak, öncesinde bahsedilmesi gereken bir diğer konu da sermaye iktidarı AKP'nin 8 yıllık iktidarı boyunca sürdürdüğü emekçi sınıfların haklarını budaması gerçeğidir. Geçtiğimiz senelerde sosyal güvenlik reformu ve SSGSS yasa tasarıları meclisten geçirilerek emekçi sınıfların kazanımlarına birer tırpan vurulmuş ve 1 Mayıs bu saldırılara karşı verilen cevabın önemli bir sahnesi olmuştu. Ancak, sendikal bürokrasi geçtiğimiz yıllarda saldırılara karşı koyma iradesini göstermeyince işçilerin sendika tarafından örgütlenmeyen muhalefeti sonuçsuz kalmıştı. Bu sene de benzer şekilde işçi sınıfı yeni saldırılarla yüz yüze bulunuyor ve kaçınılmaz bir şekilde 1 Mayıs bu saldırılara karşı bir cevap niteliği taşımak zorundadır. İşçi sınıfının ileriye atılımı açısından 1 Mayıs önemli bir dönemeç olabilir. 1 Mayıs sınıf mücadelesinin şekillenmesi açısından da özel bir önem taşıyor. Konfederasyonların TEKEL direnişini yatıştırma amacıyla aldıkları, tanımlanışında büyük muğlaklıklar içeren 26 Mayıs'taki eylem kararının başarısı 1 Mayıs'la sıkı sıkıya bağlantılıdır.

Verilcek cevabın şekillenmesinde şüphesiz 2010'u direniş yılına dönüştüren TEKEL işçilerinin direnişinin önemli bir katkısı olacak. Uzun yıllar boyunca topyekün saldırılar karşısında susmuş işçi ve emekçilerin bu seneki 1 Mayıs'ı TEKEL işçilerinin yarattığı umutla karşılayacağı bir gerçek. Dahası sadece TEKEL işçileri değil; İtfaiye işçileri, Marmaray işçileri, Esenyurt Belediyesi işçileri, Tariş işçileri, Çemen Tekstil işçileri ve burada sayamadığımız bir çok direnişçi işçi 1 Mayıs öncesinde işçi sınıfına güç ve moral kazandırıyorlar.

Her sene olduğu gibi bu sene de 1 Mayıs'ın İstanbul'un neresinde kutlanacağı başat konu oldu. Geçtiğimiz senelerde yaşananlar Türkiye'de egemen sınıfların emekçilerin mücadelesinin canlanışından, Taksim'de kutlanacak bir 1 Mayıs'ın yaratacağı özgüvenden ne kadar korktuklarını göstermişti. Nitekim, korkularını neredeyse bütün İstanbul'u gaza boğarak göstermişlerdi. Ancak, son 3 yıldır Taksim için yürütülen mücadele sonuçlarını verdi ve Taksim 33 yıl aradan sonra yeniden 1 Mayıs'ta işçi ve emekçi sınıflara açıldı. Taksim'in açılmasının tek nedeni geçmiş yıllarda verilen mücadelelerden ibaret değil. İşçi sınıfının yükselttiği hareketlilik, TEKEL direnişinden bu yana imajı iyice yıpranan AKP'nin yeni bir polis terörüyle kuşatılmış Taksim 1 Mayıs'ını göze alamamasına sebep oldu. Egemen sınıflar arasındaki çatışmada AKP'nin gereksindiği meşruiyet arayışı da Taksim'in açılmasında önemli faktörlerden biri. Ancak, yinede hala Taksim 1 Mayıs'ının güllük gülistanlık geçeceğini bekleyemeyiz. 1 Mayıs'ın kitlesel bir şekilde Taksim'de kutlanmasının işçi ve emekçi sınıflar nezdinde yaratacağı moral ve motivasyonu engelleme ihtiyacı egemen sınıfları kaçınılmaz bir şekilde 1 Mayıs'ı terörize etmeye yöneltecektir.

Taksim'in 1 Mayıs alanı olarak açılması, diğer sendikaların da kutlama yeri olarak Taksim'i göstermelerine yol açtı. Geçtiğimiz senelerde yaşanan çatışmalarda hükümetle karşı karşıya gelmenin yarattığı sıkıntıların da etkisiyle DİSK ve KESK dışındaki sendikalar Taksim'den köşe bucak kaçıyorlardı. Bu sene ise 1 Mayıs'ı Taksim'de kutlama kararı aldılar. Özellikle, TEKEL direnişi boyunca sergilediği ihanetçi tutumla sefil durumlara düşen Türk-İş için Taksim'den uzak kalmak işçi ve emekçi sınıfların gözünden tamamen düşmek anlamına geleceğinden kutlamaları birleştirme kararı aldılar. Mustafa Kumlu ''Ama bu yıl izin verilmiştir ve Türk-İş, başbakan başta olmak üzere bu iznin verilmesine katkıda bulunan herkese teşekkür etmektedir.” açıklamasıyla, TEKEL direnişi sırasında benzerlerini çokça gördüğümüz şekilde başbakanın eteği önünde eğilirken, nedense Taksim'in kazanılmasında geçmiş yıllarda yaşanan kararlılığı hatırlama gereği bile duymadı.

Bu sene bir ilk gerçekleşerek altı konfederasyon Taksim konusunda uzlaştı. Ancak, kesin olan bir gerçek var ki; DİSK'inden Hak-İş'ine sendikal bürokrasinin bütün renkleri Taksim 1 Mayıs'ını düzenin baskısıyla devrimci muhalefetten arındırmaya, işçi ve emekçi sınıfları devrimci hareketten uzak tutmaya çabalayacaklardır. AKP'nin planı da bu. AKP sendikalara karşı devrimcileri hedef gösterip, 1 Mayıs'ları devrimcilerden yalıtmalarını salık veriyor. Dikkat edilmesi gereken nokta budur. AKP'nin sözcüleri “1 Mayıs'ta biz de inelim sokağa biz de kutlayalım” derken 1 Mayıs'ın içini boşaltmaya çalışıyorlar.

2010 1 Mayıs'ı ataması yapılmayan öğretmenlerden, taşeronlaştırmaya, sendikasızlaştırmaya maruz kalan işçilere; güvencesiz, esnek çalışma altında köleliğe mahkum edilen emekçilerden, yaygın sefalet ve yoksulluğun pençesinde kıvranan milyonların öfkesinin sokağa akıtılacağı bir gün olarak kutlanmalıdır. Devrimci hareketin önünde bu görevi yerine getirme sorumluluğu durmaktadır. 1 Mayıs'ı asıl anlamına kavuşturmanın yolu işçi ve emekçi sınıfların enternasyonalist bir bilinçle alanlara taşıyacak bir mücadeleyi örgütlemekten geçmektedir.