"8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" Kızıldır, Kızıl Kalacak!

Ankara'da 8 Mart, sol tarafından kadın sorununda sahip olunan ideolojik perspektiflere uygun düşen farklı eylemlerle kutlandı.

Eylemlerden biri "8 Mart Kadın Platformu" tarafından Kolej meydanından Ziya Gökalp caddesine gerçekleştirilen yürüyüş oldu. 8 Mart'ı "Dünya Kadınlar Günü" olarak ele alan bu eyleme, egemen sınıfların Birleşmiş Milletler aracılığıyla, emek mücadelesi tarihine katledilen 129 tekstil işçisi kadının kanıyla kazınan Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün içini boşaltıp onu "Dünya Kadınlar Günü"ne dönüştürmesine destek olan bir anlayış hâkimdi. 8 Mart'ı, "Dünya Kadınlar Günü" olarak ele almanın altında feminist bir perspektif ve "emekçi" sözcüğünün vurgulanmasından duyulan bir hoşnutsuzluk var. Hoşnutsuzluk duyulmakta çünkü bu bakış açısı her sınıftan kadınları "kızkardeşler" olarak görmekte ve özel olarak emekçi kadınları öne çıkartmak istememektedir. "Emekçi" sözcüğünün kullanılmak istenmemesinin bir diğer nedeni de kadınlar üzerinde ideolojik hegemonya kurmak konusunda devrimci komünistlere karşı duyulan rekabet hissidir ve emekçi kadın söylemi devrimci söylemi güçlendirdiğinden sadece kadının vurgulanmasını istenmektedir.

Bu eylemin örgütleyicileri eyleme erkeklerin katılımını engellemekte ve kadının özgürleşme mücadelesinin sadece kadının işi olduğu ve sadece kadın tarafından başarılacağı söylemiyle bilinç bulanıklığı yaratmaktadır. En basit bakış açısıyla bile her gün aynı evde, aynı işyerinde, aynı okulda, kısacası hayatın her yerinde ayrılmaz şekilde kadın ve erkek birarada yaşamakta, üretmekte iken erkek değişmeden kadın özgürleşebilir mi?

Geçtiğimiz yıl, biz Sürekli Devrim Hareketi olarak KESK’li, DİSK’li kadınları bu feminist söyleme terk etmemek için bu eyleme kadınlı erkekli kortejimiz ve kadın sorunundaki devrimci Marksist bakışımızı ifade eden şiarlarımızla katılmak istediğimizde büyük tartışmalar ve tacizlerle karşılaşmıştık. Bir kortejin dahi kadınlı erkekli yürümesine ve daha da ötesi kendi perspektifleri dışında bir söyleme sahip olmasına karşı bu büyük tahammülsüzlüğün altına daha önce de belirttiğimiz gibi kadınları etkilemek ve örgütlemek konusunda devrimci komünistlere karşı duyulan yoğun rekabet hissinden başka bir şey yoktur. O eylemde, bu zihniyetle aynı eylem içinde yer almanın mümkün olmadığını yaşayarak görmüş olduk.

Gelelim diğer 8 Mart eylemine... Devrimci 8 Mart Platformu'nun 7 Mart günü örgütlediği "8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü" eylemi Yüksel caddesinden Abdi İpekçi parkına bir yürüyüşle gerçekleşti.

Dünya üzerinde feminist hareketler, SSCB'de Stalin'in kadın sorununda Ekim Devrimi'nin kazanım ve değerlerinde yarattığı büyük tahribatın sonucunda 1968 hareketiyle birlikte tekrar güçlenme fırsatı buldular. Ekim Devrimi ile birlikte Sovyet ülkesinde kadının ezilmesinin hem maddi hem de manevi temelleri temizlenmesi için büyük adımlar atılmış, iç savaş koşullarında dahi bu duruştan geriye dönülmemiştir. Kadının ezilmesinin kaynağının ev içi emeğin özelleşmesinde olduğunun bilinciyle ev işleri toplumsallaştırılmış, ortak çamaşırhaneler, yemekhaneler, kreşler açılmış; kadını ezen meşru-gayri meşru çocuk ayrımı ortadan kaldırılmış, boşanma kolaylaştırılmış, eşcinsellik suç olmaktan çıkarılmış, kadınlar toplumsal üretim ve yönetim bir parçası haline getirilmiştir. Ancak SSCB'nin Stalinizasyonu ile birlikte kadın tekrar eve hapsedilmiş, ortak yemekhaneler, çamaşırhaneler, kreşler kapatılmış; meşru-gayri meşru çocuk ayrımı tekrar getirilmiş, eşcinsellik yasaklanmış, boşanma zorlaştırılmıştır. Sadece bununla da kalınmamış burjuva toplumda kadına en büyük görev olarak atfedilen çocuk doğurma misyonu devam ettirilerek çok sayıda çocuk doğuran kadınlara "üstün analık" madalyası verilmiştir. Kadının tekrar köleleştirilmesine tekabül eden Stalin sonrası bu süreç, daha sonraları feminist akımlar tarafından "varsayıldığının aksine sosyalizmde de kadın sorunun çözülmediği, kadın sorununun devrim sorunundan bağımsız olduğu, bir kadın-erkek çatışması olduğu" propagandası için büyük bir malzeme kaynağı olmuştur. Dolayısıyla Stalinizm, diğer konularda olduğu gibi kadın sorununda da devrimci mücadeleye yapabileceği en büyük ihaneti yaparak kadının ezilmesini devam ettirmiş, erkek egemen bir bakış açısı geliştirmiş ve böylece feministlerin kadınlar arasında güçlenmesinin zeminini yaratmıştır.

Dolayısıyla kadın sorununda devrimci Marksist bir perspektif geliştiremeyen, erkek egemen bir bakış açısına sahip Stalinist hareketlerin örgütlediği 8 Mart eylemi de feminist içerikli eylem de olduğu gibi kadın sorununa yanlış bir yaklaşımı ifade eder, sadece kurgu tersten örülmektedir. Kendine referans olarak Ekim Devrimi’nin kadın için kazanımlarını bertaraf edip kadını tekrar ezilmeye mahkûm eden Stalinizmi alanların farklı bir rota çizmesi de mümkün değildir.

8 Mart eylemleri için yaptığımız değerlendirmeler ışığında 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde bir eylemin devrimci Marksist perspektifle örgütlenmesi gereğinden yola çıkarak Sürekli Devrim Hareketi olarak “Kadınlar Sınıf Kavgasında En Öne” şiarıyla ayrı bir eylem örgütledik. Selanik caddesinden Yüksel’e yürüyüş ve sonrasında basın açıklaması ile devam eden eylemimizde kadının toplumsal üretim ve mücadelenin bir parçası olarak özgürlük kavgasında yol alabileceğini ve bu kavgada ancak erkek emekçiyle omuz omuza ilerleyip kurtuluşa ulaşabileceğini vurguladık. 40 kişiyi aşkın kitlemiz, coşkulu sloganlarımızla yaptığımız eylemde kadın emekçilerin kanıyla sulanan 8 Mart’ın kızıl bir gün olarak kalmaya devam edeceğini haykırdık. Yine Ekim Devrimi’ne giden yolu açan 1917 Rus Devrimi’nin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde kadın emekçilerin eylemleriyle başlamasının bir tesadüf olmadığını, feminist söylemlerin aksine kadın ve erkek işçinin ayrılmaz şekilde sınıf mücadelesi içinde birbirine bağlandığını, kader ortaklığını ortaya koyduk. Bu sürecin bugün de Tekel direnişinde, Tariş işçilerinin mücadelesinde ve daha nice işçi kavgalarında tekrar tekrar ortaya çıktığını söyledik. Kadının gerçek kurtuluşunun sosyalizmde olduğunu, ancak kapitalizm altında da kadınların hakları(kreş hakkı, regl döneminde ücretsiz izin gibi) için erkek emekçilerle omuz omuza mücadeleyi yükseltmeleri gerektiğini belirttik. Eylemimizi basın açıklamamızın ardından Selanik caddesine yaptığımız yürüyüşle sonlandırdık.

Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!

Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!

Kadınlar Sınıf Kavgasında En Öne!