2008 1 Mayıs'ı sınıf mücadelesinin yükseldiği, toplumun politize olduğu bir döneme denk gelmesi açısından önemliydi. Öte yandan İstanbul'da sendikaların ve devrimcilerin devletle Taksim üzerine girdiği kutuplaşma ve devletin bu konudaki pervasız tutumu 1 Mayıs'ın toplumsal meşruiyetini artırdı. Bizde Marksist Bakış okurları olarak sermayenin emeğe yönelik saldırılarını, SSGSS yasasını ve bunlara karşı yükselen sınıf mücadelesini dikkate alarak 1 Mayıs çalışmalarını bu mücadelenin yükseltilmesinin bir aracı olarak gördük ve haftalar öncesinden kitlesel bir 1 Mayıs için çalışmalara başladık.
1 Mayıs çalışmalarımızın ana eksenini oluşturan kitle çalışmalarımızı bulunduğumuz her alanda yoğun bir şekilde gerçekleştirdik. Çalışmalarımızda 1 Mayıs'ın emekçiler açısından önemini anlatmanın yanında, propagandamızın ana eksenini 1 Mayıs'ın tekil bir gün olarak ele alınmaması gerektiğine ayırdık. Devletin 1 Mayıs'ı “bayram”laştırma ve resmi normlara sıkıştırma çabalarına karşı; uzun zamandır grevlerle, direnişlerle sermayenin saldırılarını püskürtmeye çalışan işçi sınıfının mücadelesinin yükseltilmesi yönünde söylemler geliştirdik. Özellikle Eryaman'da gerçekleştirdiğimiz kitle çalışmasında, bu bölgede yaşayan emekçilerden olumlu tepkiler aldık. Zaten uzun zamandır gitgide artan toplumsal huzursuzluk, hak gasplarına yönelik öfke ve iktidarın emekçilere saldırıda sınır tanımaz tutumu bizlere coşkulu ve kitlesel bir 1 Mayıs'ın sinyallerini veriyordu. Bulunduğumuz alanlarda 1 Mayıs havasını yoğunlaştırmak adına çalışmalarımızı fiziki anlamda da destekleyecek, içinde bulunduğumuz dönem hakkındaki söylemlerimizi en kısa yoldan topluma sunacak çalışmaları da artırdık. Bu anlamda Kızılay'da, Eryaman'da, Ankara'nın birçok semtinde ve hemen hemen bütün üniversite kampüslerinde yaptığımız afişlemeler etki alanımızı artıran bir çalışma oldu. Bunun yanında Kızılay'da bildiri dağıtımı gibi faaliyetlerimizi ciddi bir çalışmayla devam ettirdik. 1 Mayıs'a çağrı yapan binlerce bildiri dağıttık.
Bu süreçte içine girdiğimiz faaliyetlerimizi emekçilerin yoğun olarak yaşadığı yerlerin yanında üniversite kampüslerinde de devam ettirdik. Özellikle ODTÜ'de yürüttüğümüz çalışma 1 Mayıs'ta meyvelerini verdi ve ODTÜ'den ciddi bir katılım sağladık. ODTÜ'deki çalışma ve bir haftayı aşkın bir süre astığımız pankartla, sınıf mücadelesini çevreleyen ulusalcılık, reformizm, sol liberalizm, şovenizm gibi hastalıklara karşı devrimci enternasyonalizmin sloganlarını ön plana çıkardık.
Bu seneki 1 Mayıs'ta da geçen sene olduğu gibi aklımızın bir köşesini İstanbul'da yapılacak mitinge ayırdık. Türkiye'de sınıf mücadelesinin içine girdiği evrede Taksim'in kazanılması hem biz devrimciler açısından hem de işçi sınıfı açısından önemli bir moral kazandıracaktı. Devletin bunu engellemek adına gösterdiği baskı ve uyguladığı terör karşısında geriye yapılacak tek bir şey kalıyordu: O da bulunduğumuz her alanı 1 Mayıs alanına dönüştürmek ve devlet terörüne karşı işçi sınıfının taleplerini daha gür bir şekilde haykırmaktı. Zaten bakıldığında Türkiye çapında ilk göze çarpan şey, daha önce 1 Mayıs'ların kutlanmadığı pek çok ilde kitlesel eylemlerin gerçekleşmesiydi. Ankara'da bu dalgadan nasibini aldı ve geçtiğimiz yıllara oranla daha coşkulu bir miting gerçekleştirildi.
Bu seneki 1 Mayıs Marksist Bakış açısından da önemli bir hamle oldu. Uzun süredir yürüttüğümüz disiplinli çalışma, ortaya koyduğumuz politik tutum oldukça etki yarattı ve 100 kişiye yaklaşan bir kitleyle 1 Mayıs alanına çıktık. Özellikle eylem sırasında ortaya koyduğumuz militan duruş ve coşkumuz, etrafta yürümek için örgütleri dolaşan insanların dikkatini fazlasıyla çekti. Öte yandan pankartımızda resimlerini taşıdığımız devrimci Marksizm'in önderleri Lenin ve Troçki'nin bizlere miras bıraktığı enternasyonalist söylemleri alana fazlasıyla yansıttık ve bu topraklarda devrimci Marksizm'in emekçiler arasında gördüğü ilgi bizleri bu mirası geleceğe taşımak isteyen devrimciler olarak oldukça heyecanlandırdı. Belki de eylemin en anlamlı tablosu DTP korteji yanımızdan geçerken gerçekleşti. Linç timlerinin saldırılarına, yükseltilen şovenist dalgaya karşı Kürt sorunu konusunda yükselttiğimiz enternasyonalist söylemler, DTP kortejinde ilgiyle karşılandı ve zafer işaretleriyle bizim bu tutumumuzu selamladılar.
Ankara'daki 1 Mayıs mitinginin eksik kalan yanı ise sendikaların genel olarak İstanbul'a gitmiş olmaları nedeniyle işçilerin alanda sayısal olarak azlığıydı. Fakat devrimcilerin coşkusu bu eksikliğin üzerini örten bir faktör oldu. Miting alanına gireceğimiz sırada başlayan çatışma ise miting alanında önemli bir kitlenin eksilmesine neden oldu. Özellikle polisin saldırısı karşısında etrafa bilinçsiz bir şekilde kaçışanlara rağmen disiplinimizi bozmayarak, polis terörünü teşhir eden sloganlarımızı yükselttik.
Genel olarak ele alındığında Türkiye sınıf hareketi gelecek için önemli ve bir o kadar da değerlendirilmesi gereken sinyaller veriyor. Sistemli ve disiplinli bir çalışma yürütüldüğünde Türkiye'de devrimci örgütlerin büyüyebileceğinin bir örneğini bu 1 Mayıs'ta sergiledik. Bu bizim adımıza önemli bir atılımdı ve bu atılımı daha da ileriye taşıyacak mücadelenin bizler için yeniden başladığının farkındayız. Devrimci Marksizm'in kızıl bayrağını her 1 Mayıs'ta daha da yüksekte dalgalandırmak için mücadelemizi kararlı bir şekilde devam ettireceğiz.
Ankara'dan Bir Marksist Bakış Okuru