Bildiri

KAPİTALİZMİN KRİZİ DERİNLEŞİRKEN DEVRİMCİ OLASILIKLAR GÜÇLENİYOR

2008 1 Mayıs'ına kapitalizmin derinleşen krizi, egemen sınıfların şiddetlenen kendi iç kavgaları, burjuva politikanın istikrarsızlaşması ile şiddetlenen sınıf çatışması eşliğinde giriyoruz. Geçtiğimiz yıllarda mayalanan kapitalist krizin gerçek sonuçları açığa çıkmaya başladı: Kitlelerin yaşam standartlarında dramatik düşüşler, burjuva iktidarların istikrarsızlıklara sürüklenmesi, artan hoşnutsuzluk ve işçi sınıfının artan direnişi. Sömürü sisteminin yapısı zayıflarken bu 1 Mayıs ve sonrasının önemi büyük.

8 saatlik işgünü mücadelesinde onlarca yiğit evladını kaybeden Amerikan işçi sınıfının dünya proletaryasına armağanı olan 1 Mayıs, içinden geçtiğimiz süreçte “işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü” olma niteliğine uygun bir mücadele atmosferinde kutlanmalıdır. Uluslararası kapitalizm ve krizi, her renk ve ırktan tüm dünya emekçilerini açık bir ikilemle yüz yüze bırakıyor: Ya yoksullaşma ve açlık ya da patron düzenine karşı mücadeleye katılmak.

Derinleşen kriz karşısında kapitalistler emekçilerin kazanılmış haklarına saldırarak krizin bedelini işçi sınıfı ve yoksul halka ödetme çabasındalar. Emekçiler dur demedikçe Genel Sağlık Sigortası yasası gibi yasaların ardı arkası kesilmeyecektir. Bu gibi yasaları ve bunlara karşı verilen mücadelelerin kapitalistlerle emekçi sınıfları arasındaki mevzi savaşları olduğunu unutmamız, meselenin uluslararası kapitalist sisteme ilişkin olduğu asla gözden çıkarmamız gerekmektedir. Emekçiler olarak mücadelemizi en çok baltalayan ulusalcı reformizmin dar görüşlülüğüdür. Bu nedenle işçileri bölen ulusalcı-laikçi-vatansever tantanalara karşı devrimci enternasyonalizmin bayrağını yükseltmek zorundayız.

Kriz Derinleştikçe Mücadele de Yükseliyor

Uzun zamandır kapıda olduğu tartışılan büyük bir ekonomik kriz, ABD'deki 10 trilyon dolarlık mortgage piyasasındaki çöküş tarafından tetiklendi. İnşaat, kredi ve bankacılık sektöründe yaşanan iflaslar hızla diğer sektörlere sıçrıyor. Daha şimdiden mali kriz dünya çapında gıda ve enerji krizine dönüşmüş durumda. ABD inşaat sektörü %25 küçüldü, yaklaşık 300 bin inşaat işçisi işini kaybetti. Önümüzdeki iki yılda 2 milyondan fazla aile evsiz kalacak. Her şey çorap söküğü gibi geliyor. Yaşanan krizin etkileri ABD sınırlarını aşarak tüm dünyaya yayılıyor. Burjuva iktisatçılar arasında bile söz konusu krizi 1929 kriziyle karşılaştıranlar az değil.

ABD'den başlayarak yayılan kriz dalgasına çok sayıda ülkedeki yoksul insanları açlık tehdidiyle karşı karşıya getiren gıda fiyatlarında yaşanan artış da eklenince süreç, yeni gelişmelere gebe bir duruma doğru ilerliyor. Krizin derinleşen etkileriyle artık süreç Haiti'de, Mısır'da olduğu gibi ayaklanmalarla evrilmiş durumda. 30 yıllık bir süreden sonra ilk defa emekçiler açlık tehlikesine karşı eş zamanlı eylemlere gidiyorlar. Dünya kitle gösterileri, grevler ve ayaklanmalarla sarsıldı.

En büyük kabusu “devrimler”le sarsılmak olan uluslararası sermayenin bu tehlikenin varlığı karşısında etekleri tutuşmuş durumda. “İstikrarsızlık, savaşlar, sosyal kaos” sözcükleri BM, AB gibi burjuva kurumların ağızlarından eksik olmuyor.

Mücadele isteği ve öfkesi bilenmiş, sınıf bilinci ve özgüveni artmış olan işçi sınıfı, kapitalizmin krizlerinin bedelini ödememek için mücadele bayrağını daha da yükseltmelidir.

Türkiye'de de Hem Kriz Hem Mücadele İvmeleniyor! Sendikal Bürokrasiyle İpleri Koparalım

Türkiye'de de krizin açık göstergeleriyle karşı karşıyayız. Gıda fiyatları son bir yılda yüzde yüze yakın bir artış içinde. Büyük oranda küçültülen resmi rakamlara göre bile işsizlik oranları giderek tırmanıyor. Bu rakamlara göre Türkiye'de toplam 2,5 milyonun üzerinde işsiz var ve çalışabilen genç nüfus içindeki işsizlik oranı yüzde 21'e çıkmış durumda.

Türkiye'de sadece uluslararası alandaki krizin etkileri hissedilmiyor, dünyadakine benzer şekilde sınıf hareketi de bir ivmelenme içinde. Türk Telekom grevi, Tekel, Novamed, Arçelik, Tega, SCT, Tuzla, Yörsan ve birçok işyeri ve fabrikada direnişler yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor. İstanbul Üniversitesi'nde 600 temizlik işçisi sendikalaşmak için mücadeleye başladı, Tariş'e grev kararı asıldı… Son bir yılda Türkiye'de toplumsal eylemler ve grevde geçen gün sayısında muazzam artışlar yaşandı. Üstelik tüm bu eylemlilikler toplumun politikleşmesiyle el ele gidiyor. Bu da sınıf mücadelesinin politik bir karakter kazanmasının ortamını hazırlıyor.

Öte yandan, sınıf mücadelesinin önünde aşması gereken ideolojik ve fiziki engeller bulunmaktadır. SSGSS yasasına karşı mücadelede bir kez daha görüldüğü gibi sendikal bürokrasi işçi mücadelelerinin önünde bir dalgakırandır. İşçiler, tekelci sermayenin en büyük işbirlikçisi durumunda olan “sendika patronlarının” güdümünde kaldıkları sürece kaybetmek durumundadırlar. Bu yüzden sendika bürokrasisine karşı mücadele vermek en önemli görevlerden birisidir.

Krizler Devrimci Fırsatlar Demektir, Bu Fırsatlar Ancak İşçi Sınıfı ve Gençliğin Bolşevik Öncüsü ile Değerlendirilebilir

Kriz derinleştikçe etkileri giderek artacak. Yaşamın normal işleyişinin dışında akmaya başladığı zamanlar, yani kapitalistlerin olaylar üzerindeki hakimiyetlerini kaybettiği zamanlar olanaklarla doludur. Krizler devrimlerin kapılarını aralar. Kapitalistlerin gündelik yaşam üzerindeki hegemonyasını kaybettiği kriz anlarında kitlelerin tepkileri de olağanın dışına çıkar. Krizin yarattığı yıkımın yükünü taşımak istemeyen işçi sınıfı büyük mücadelelere omuz verebilir.

Kapitalizmin uluslararası ölçekte girdiği krizin doğrudan yansımaları olan, bu yüzden de birbirine son derece bağlı olan bu saldırılara karşı, bütünlüklü bir karşılık vermek her zamankinden daha önemlidir. 1 Mayıs'ta proletarya enternasyonalizmi çerçevesinde, sosyalist dünya devrimi mücadelesinin kızıl bayrağını mümkün olduğunca güçlü dalgalandırmak çok acil bir görevdir. Ayrıca, Kürt halkıyla dayanışmayı örgütlemek ve devlet baskısına, şovenizme ve faşist teröre karşı mücadeleyi yükseltmek için 1 Mayıs önemli bir fırsattır. 1 Mayıs uluslararası sınıf mücadelesiyle enternasyonalist birlik ve mücadelenin güçlendirilmesi için önemli bir araçtır. Tıkanan, bu yüzden de savaşlarla ayakta kalmaya çalışan kapitalizmin mezar kazıcısı olmak istiyorsak, işçi sınıfının devrimci Marksist öncüsünü inşa etmeli, 1 Mayıs'ta ve sonraki mücadelelerde devrimci Marksist saflardaki yerimizi almalıyız.