Okur Mektubu

“İŞTE KIZILAY, İŞTE DİRENİŞ!”

Mecliste görüşülmekte olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası(SSGSS) Yasa Tasarısı'na karşı KESK, DİSK, TMMOB, TTB ve TDB eylem planını 28 Mart günü açıklamışlardı. Bu plana göre 3 gün sonra “ Yasanın görüşülmeye devam edildiği 1 Nisan Salı günü saat 14:00'te Türkiye'nin her yerinde işyerlerinden çıkıp alanlarda kitlesel eylemler” gerçekleştirilecek ve “Aynı gün Ankara'da saat 14:00'te TBMM Dikmen kapısı önünde bir araya gelinerek, sesimizi bir kere daha Meclis'e” duyuracaktık. Üzerine fazlaca konuşmaya gerek yok, 3 gün öncesinden eylemi örgütlemekten bahsetmenin ne kadar ciddiyetsiz ve yapmış olmak için yapmak anlamı taşıdığı aşikar. Ancak yasaya karşı emekçilerin öfkesinin yoğunluğundan ciddi bir örgütlenme çabasının olmamasına rağmen Türkiye çapında kitleler (mütevazi sayılarla da olsa) alanları doldurdu.

1 Nisan günü için Türkiye çapında belirlenen 14:00'da Ankaralı emekçiler Meclisin Dikmen kapısı önünde olunacaktı. Meclis önüne gidiş için 3 eylem kolu oluşturuldu. ATO ve SES Numune Hastanesi; TMMOB ve DİSK Akay Caddesi; KESK, Türk-İş'e bağlı sendikalar, devrimci yapılar ve siyasi partiler de YKM önünde biraraya geldiler.

SES ve ATO, 12:00'da Numune hastanesi önünde toplanmaya başladı. Polisin ilk müdahalesi, YKM önündeki kitleyle birleşerek Meclis önüne geçmeyi planlayan SES ve ATO üyelerine oldu. SES Ankara Şube yöneticilerinin de içinde bulunduğu 60 kişilik kitleyi çevik kuvvet tarafından ablukaya aldı. Kitle ablukayı kırmak için barikata yüklenince polis müdahalede bulundu. Numune Hastanesi önünden yürütülmeyen kitle, ara yollardan Hacettepe ve İbni Sina önünde toplanan kitleyle birleşmeye çalıştı. Bu sırada çevik kuvvetle kovalamacalar ve arbede yaşandı. İbni Sina ve Hacettepe'de toplanan kitle yolu işgal ederek oturma eylemiyle yolu trafiğe kapattı. Çevik kuvvetin bütün anonslarına ve kitlenin üzerine yürümesine rağmen kitle kararlı bir şekilde militan eylemini devam ettirdi.

Eylemin 2. kolu ise Akay caddesinden ilerleyecekti. Saat 12.00'da Süleyman Sırrı Sokak'taki DİSK Bölge Temsilciliği önünde DİSK/Genel-İş ağırlıklı kitle ve Atatürk Bulvarı'nda bulunan TMMOB Genel Merkez önünde de TMMOB kitlesi toplanmaya başladı. Bu iki ayrı kitlenin önü Akay Kavşağı'na kadar yüründükten sonra polis barikatıyla kesildi. Akay Kavşağı'nda yaklaşık bin kişilik kitle sloganlarla beklemeye başladı. Bu koldaki kitle, Kızılay'ın işgal edilmesinden sonra polisle kısa süreli bir arbenin ardından Karanfil Sokak üzerinden Kızılay Meydanı'ndaki kitleyle birleşti.

Bizim de içinde bulunduğumuz eylemin 3. kolu ise 13:00'dan itibaren YKM önünde toplanma başladı. Saat 15:00 civarına kadar “Barikat kalksın yürüyüş başlasın”, “Hak verilmez alınır, zafer sokakta kazanılır”, “Bu yasa sokakta yırtılacak” sloganlarıyla YKM önünde beklendi. "Akay Caddesindeki arkadaşlarımızla buluşacağız ve birlikte Meclis'e yürüyeceğiz" açıklamasının ardından barikata yüklenmeye başladık. Polis bu kararlı tutumu beklediği için arbedeler yaşansa da barikat birkaç yerinden kırıldı ve Kızılay meydanına çıkmayı başardık. Meydana ilk çıkan kitleye polis müdahale etmeye çalışsa da kararlı duruş sayesinde geri çekildi. 7 yıldır girilemeyen Kızılay meydanına fiili bir eylemle girmek büyük bir motivasyon yarattı. Barikatı yarıp Kızılay meydanına akarken 2 emekçi kadın arasında tanık olduğumuz şu diyalogda kitlenin ruh halini anlatması açısından manidar: Kadın emekçilerden biri diğerine “Kızılay'a illegal olarak giriyoruz” deyince diğeri de “Çocuklarımızın geleceğine karşı bu yasayı izinli eylemlerle durduramayacak değiliz, tabii ki gireceğiz” diye yanıt verdi. Zaten ertesi günkü burjuva medyanın Kızılay'ı birkaç saatliğine işgal eden, izinsiz eylem yapan, polise yüklenerek barikatı aşan emekçileri suçlayan değil de polisin saldırısını ortaya koyan haberleri toplumda bu yasaya karşı öfkenin ve ona karşı emekçilerin mücadelesinin meşruluğuyla ortaya çıktı.

Kitle Kızılay meydanına girdikten sonra KESK yönetimi, alanı boşlatıp kitleyi Karanfil sokğa yönlendirmek istedi. Ancak emekçilerin “Kızılay'a girdik, neden bahsediyorsunuz?” demesi ve oradan ayrılmak istememesi üzerine bu tutumunda başarılı olamadı. Biz de “İşte Kızılay, işte direniş” sloganlarımızla alanı terk etmemek gerektiğini koyduk. Sloganımız alanda etkisini buldu ve hızla yayıldı.

Polisin sürekli olarak kitleye dağılmadığı takdirde müdahale edileceği anonslarına karşın Kızılay'ı zapt eden kitle eylemini bırakmaya niyetli değildi.

Akay kavşağı üzerinde barikatla karşılaşıp yürüyüşü engellenen TMMOB ve DİSK'in küçük bir kısmı Karanfil üzerinden geri dönerek yaşanan arbedeler sonrası Kızılay meydanındaki eyleme katıldı. Sendika yönetimleri alanı boşlatmaya kitleleri ikna edemeyeceğini anladıktan sonra 16:00 civarında TMMOB'un da gelmesinden sonra basın açıklaması yaparak alanı boşalttı. Sendikaların alandan ayrılması üzerine geri kalan kitlede alandan ayrılmak zorunda kaldı. Her şeye rağmen Kızılay'a 7 yıldır süren ablukaya rağmen girmek ve 1-2 saatliğine orayı işgal etmek büyük bir motivasyon yarattı.

Zafer Direnen Emekçinin Olacak

Hak Verilmez Alınır, Zafer Sokakta Kazanılır

Ankara'dan Marksist Bakış Okurları