Bildiri:

"Türban Kavgasına Değil, Sınıf Kavgasına!"

Türban tartışmaları hararetli bir şekilde devam ederken, bugünlerde sokaklarda emekçilerin sesi sıkça duyulmaya başlandı. Yörsan'da sendikalaştıkları için 402 işçi patron tarafından işten atıldı. TEGA'da greve çıkan işçilere yönelik gözaltı terörü ve şiddet dalgası artarak devam ediyor. Özelleştirmeye karşı çıkan TEKEL işçileri geleceklerini kurtarmak isterken Ankara ayazında polisin tazyikli sularıyla tanışıyor. Tuzla Tersaneleri'nde işçi ölümlerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Bütün bunları görmek için burjuva medyayı veya egemen sınıfların sözcülerini takip etmenize hiç gerek yok. Çünkü onlardan açlığa, yoksulluğa, sömürüye ve geleceksizliğe karşı mücadele bayrağını yükselten emekçileri bölmekten başka hiçbir işe yaramayan türban tartışmalarından öte bir şey duyamayacaksınız.

Egemen sınıflar tarafından önümüze her biri sömürüye, piyasacılığa, ayrımcılığa, geleceksizliğe açılan iki yol gösteriliyor. Yollardan biri, birkaç bakanlığın toplamından fazla bütçeye sahip Diyanet İşleri, devlet eliyle imam yetiştirilen imam hatip liseleri ve zorunlu din dersleri göz önünde durduğu halde sahte laiklik söylemleri atan ulusalcı rektörlere, CHP'ye ve yargı organlarına açılıyor. Bunların emekçilere ne kadar yakın olduklarını yaydıkları şoven milliyetçilikten, yoksulluk konusunda bir şey yapmak şöyle dursun, sömürü çarkının işlemesi sarfettikleri çabadan görüyoruz. Diğer yol ise ulusal ve uluslar arası sermayenin programını harfiyen uygulayan, ulusalcılar karşısında mazlum edebiyatı çekerek, iktidar olmanın bütün imkanlarını sömürüyü derinleştirmek için kullanan AKP ve liberal işbirlikçilerine açılıyor.

Bizler, bu iki yola da sapmayacağız. Ne türban karşısında devletin yasaklarını savunup hazırola geçerek; ne de “türbanlı arkadaş hoşgeldin!” diyerek AKP'nin ikiyüzlü özgürlükçülük anlayışını meşrulaştırmasına alet olacağız. Özgürlükler, YÖRSAN'da TEGA'da, TEKEL'de kapitalizmin getirisi sömürü politikalarına karşı koyan emekçilerin açacağı üçüncü bir yolda. Hepinizi emekçilere açlık, yoksulluk, sömürü ve geleceksizlikten başka bir şeyi reva görmeyen düzenin kavgasına taraf olmak yerine, emekçilerin mücadelesinin yanında saf tutmaya, özgür ve demokratik üniversite taleplerimizi birlikte haykırmaya çağırıyoruz.