93 Yaşındaki Mihri Belli'nin Ayak Oyunu
Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP)'nin 22 Temmuz seçimlerinden sonra içine girdiği bölünme süreci geçtiğimiz aylarda resmileşerek noktalandı. SDP, ÖDP'den kopanlarca kurulmuştu. Tıpkı ÖDP gibi SDP'nin de temel söylemi ve iddiası, sosyalist solda birlik partisini inşa ederek sosyalizmi yeniden bir alternatif katına yükseltmekti. Yine tıpkı ÖDP gibi SDP de tüm bu birlik iddialarının tam tersine birçok bölünme ve ayrılıkla siyaseten kendisini tüketti, inananlarını büyük bir hayal kırıklığına sürükledi. Bu süreçlerde binlerce aktif üye pasifizme itildi ve tasfiyecilik başgösterdi. SDP'deki son bölünme de SDP saflarında mücadele eden birçok insanı daha umutsuzluğa sürükleyecektir.
ÖDP ve SDP süreçlerinde var olan “sosyalist birlik temelinde yeni atılım yapma” projesi zaman içinde zıddına dönüşerek “bölünme temelinde çözülmeye” dönüşmüştür.
ÖDP ve SDP projeleri üzerine daha ayrıntılı ve derinlikli çalışmalar yapmak mümkün. Ancak Mihri Belli ağzıyla burjuva medyada çarşaf çarşaf konu olan SDP'deki bölünme sonrası ortaya saçılan pislikler durumun hızlı bir değerlendirilmesini gerektiriyor.
22 Temmuz seçimleri SDP açısından saklanamayacak, inkâr edilemeyecek bir tıkanmanın habercisi oldu. SDP siyasetinin temel çizgisi, hatta giderek varlık sorununa dönüşen hattı Kürt sorununda DTP'ye soldan destek olmaktı. Söz konusu olan Kürt sorunu dışındaki alanlarda siyasetsizleşmekti. Politik literatürde kuyrukçuluk olarak geçen çizginin en net örneklerini sunan partide Barzani eleştirisinin bile yasaklandığı söyleniyor. SDP, kendisini DTP çizgisine adamışken, DTP'nin parlamenter ittifaklarda SDP'yi hiçe sayması, SDP'nin bir anlamda ortada kalması, SDP'deki politik tıkanışın en bariz göstergesi oldu. Öyle ki Kürt sorununda her daim milliyetçi tutumlar içinde olmuş ÖDP başkanı Kürt oylarıyla meclise taşınırken, EMEP başkanı İzmir'de ciddi bir yerden aday konurken, SDP de seçimlerde temsil edilmeliydi. Bu dahi olmadığında gözlerini kapatanlar için bile SDP'nin siyaseten durduğu yer, yaptıkları ve anlamı çok tartışmalı hale geldi.
Hatırlanırsa, esas enerjisi ve vizyonunu parlamenter umutlara bağlamış olan ÖDP de 1999'daki 0.8'lik seçim hezimetinin ardından başlayan dağılma sürecine girmişti. 22 Temmuz seçimleri de SDP'nin siyasal iflasının bir dışavurumu olarak parti içinde hesaplaşmayı beraberinde getirdi.
Siyaseten tıkanma aşılamazsa iflas kaçınılmaz hale gelir. Bu nedenle tıkanma tespit edilmeli, çıkış yolları aranmalıdır. Olması gereken tarihle (en başta Türkiye solunun 12 Eylül darbesiyle biten altın dönemi ve SSCB olmak üzere) hesaplaşma temelinde devrimci Marksizme ve onun örgütsel biçimi olan Bolşevizme dönülmesiydi. Ancak bu sağlanarak kapitalist sisteme karşı gerçekçi bir sosyalist alternatif yaratılabilir. Sınıf mücadelesi temel savaş alanı olarak saptanmalı, işçi sınıfının kapitalizme karşı sosyalist dünya devrimi programı temelinde mücadele eden öncü partisi için mücadele fikri benimsenmeliydi. Bu bağlamda Stalinizmle kökten bir hesaplaşmaya gidilmeli, sol liberalizm, post-modernizm, feminizm gibi anti-Marksist burjuva ideolojilerinden arınma sağlanmalıydı.
Bırakınız yukarıda ana hatları ifade edilen politik sıçrayışı SDP'de bu süreç boyunca ciddi bir politik tartışmanın dahi yaşanmadığı gözüküyor. Yaşananlar sadece politik ideolojik çöküşün değil, devrimci samimiyet noktasında da sıfırın altına inildiğinin kanıtı. Bireyler arasındaki çekişmeler, karşılıklı suçlama ve karalamalar, her türden ayak oyunu, kirli çamaşırların ortaya dökülmesi vb. En çok ortaya atılan konu da taciz skandalı. Taciz karşısında takınılan ilkesiz durumla tacizi diğer tarafa karşı bir koz olarak kullanma samimiyetsizliklerinin kol kola gittiğini gösteriyor tartışmalar.
Cinsel taciz gibi bir konunun ulu orta her yerde bir suçlama aracı olarak kullanılması, daha düne kadar aynı yola baş koymuş insanların birbirlerine karşı bu kadar saygısız ve saldırgan olması, yapılan ayak oyunları vb aslında sürpriz değil. Zira, SDP içinde çok sayıda samimi devrimcinin varlığının yanı sıra yukarı katmanlarda bulunan epey bir miktarda eski Stalinist bürokratın varlığı da biliniyordu. Bunlar yukarıda saydığımız burjuva siyasete mahsus ince ayarlar konusunda oldukça deneyimli ve bunları uygulamakta da yetenekli kişilerdir.
Bu kişilerden biri olan 93 yaşındaki Mihri Belli'nin tutumu ise özellikle mide bulandırıcı. Halen SDP olarak yoluna devam eden ayrıldığı tarafa öldürücü darbe vurmak maksadıyla Mihri Belli burjuva basına taciz skandalını ballandıra ballandıra anlatıyor. Eski kurt burjuva politikacı bunu yaparken, emin olun, bunun sadece eski yoldaşı, yeni rakibi olan gruba değil tüm sosyalist harekete yazılacağını gayet iyi biliyor. Ki beklenebileceği üzere 11 Ocak Cuma günü Yeni Şafak haberi “ Sosyalist tacize isyan” başlığıyla verdi, Ntvmsnbc aynı gün bu olayı ana başlıklarına taşıdı. Ama anlaşılan sosyalist sola zarar gelmesi Mihri Belli'nin umurunda değil. Onun derdi SDP'yi nakavt etmek, her ne pahasına olursa olsun. 93 yaşına gelmiş ama formundan bir şey kaybetmemiş. Nazlı Ilıcak gibiler dalga geçme, aşağılama fırsatı yakalamışlar Mihri Belli sayesinde, elbette ki kaçırmayacaklar.
Devrimci Marksistler bu gibi çürümüş alışkanlıkları teşhir etmeli, bu alışkanlıkların özellikle genç devrimciler üzerinde yaratacağı tahribata karşı mücadele vermelidir. Zaman bu kokuşmuş siyasi geleneği tasfiye ederken devrimci Marksizmin temiz bayrağını daha da yükseltmek görevi bizlerin omuzlarındadır.
Ankara'dan Bir Marksist Bakış Okuru