Çalışma Bakanı Sermayenin 2008'deki Saldırı Planını Açıkladı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, düzenlediği “kahvaltılı” basın açıklamasında işçi sınıfı ve yoksul halka dönük 2008 için planlanan saldırı paketini açıkladı. Pakette Sosyal Güvenlik Reformu'nun yanı sıra, sendikalar yasası, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili düzenlemeler bulunuyor. İstihdam paketi ile birlikte kıdem tazminatının da ele alınması bekleniyor.

Sosyal Güvenlik Reformu ( SSGSS ) İçin Hazırlıklar Tamamlandı

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası (SSGSS) yasa tasarısı şu an Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'na gelmiş durumda. Yasa tasarısının son hazırlıkların tamamlanmasının ardından 15 Ocak'a kadar meclis gündemine gelmesi bekleniyor. AKP hükümetinin kapitalistler adına çok kararlı olmasına rağmen hükümet üyeleri yasanın meşrulaşması adına görüş ve önerilere açık olduklarını, 3 Ocak'taki Ekonomik Sosyal Konsey (ESK) toplantısının ardından “olumlu” önerileri tasarıya yansıtacaklarını belirtiyorlar.

Sosyal Güven(siz)lik ve Genel Sağlık(sız)lık yasa tasarısının yasalaşması halinde emekçilerin kaybedeceklerinin en önemlilerini bir kez daha hatırlamakta fayda var... Emeklilik yaşı 65'e, prim ödeme gün sayısı 9 bine çıkarılıyor (bu da sayıları bir milyonu bulan geçici işçi için emeklilik yaşının 100'e çıkması anlamına geliyor), Emekli Sandığında yüzde 3, SSK ve Bağkur'da yüzde 2.6 olan emekli maaş bağlama oranı bütün çalışanlar için 2015'e kadar yüzde 2.5'e daha sonraysa yüzde 2'ye düşürülüyor, sağlık hizmetlerinin tanımı daraltılarak “paran kadar sağlık” hayata geçiriliyor, Sağlık Bakanlığı artık sağlık hizmeti sunmaktan çekilecek; sadece planlama yapan stratejik bir örgüt yapısına dönüşecektir. Bütün bunlar sağlık hizmetlerinin kamusal bir hizmet olmaktan çıkarılıp özelleştirileceğini ve piyasanın vahşi koşullarına terk edileceğini açık olarak ortaya koymaktadır.

İstihdam Paketi

7 Ocak günü Bakanlar Kurulu gündemine gelecek olan istihdam paketi, patronların talepleri doğrultusunda SSK primlerinde yüzde 5'lik bir indirim öngörüyor. İstihdam paketinin bir diğer köklü saldırısı da kıdem tazminatlarının kaldırılmasını ifade ediyor. Hükümetin bu konudaki gerekçesi güya kayıt dışı çalışma ile mücadele. Bu, tiksindirici bir yalandan başka bir şey değil. Üç, beş, on beş yıl çalışacaksınız ve bunun karşılığında işten atıldığınızda beş kuruşsuz bir durumda işsiz kalacaksınız. SSK primlerinde yapılacak indirimler ile kıdem tazminatlarının kaldırılması işçiden alıp patronların cebine koymak demektir.

Türk-İş bürokratları, “kıdem tazminatlarının kaldırılması genel grev nedenidir” şeklinde açıklama yapmışlardı. Bu, saldırının büyüklüğünü ortaya koyarken, diğer taraftan sendika bürokratlarına hiçbir şekilde güvenilemeyeceğini akıldan çıkarmamalıyız. SSGSS gündemi boyunca kıllarını kıpırdatmayan, en ucuzundan işler ve beyanlarla kapitalistlere yardım eden sendika bürokratları yumurta kapıya dayandığında, o da zoraki biçimde, henüz kesinleşmemiş olan merkezi Ankara mitingine iştirak ediyorlar.

Emekçilerin sermayenin uluslararası boyutta yürüttüğü bu kapsamlı saldırılara direnebilmesi için sendika bürokratlarının kontrolünden çıkmaları zorunludur. Bu köklü saldırıların yaşama geçirilmesi yahut geri teptirilmesi kapitalizm açısından günümüzde yaşamsal bir noktaya tekabül etmektedir. Bu nedenle, sisteme kopmaz bağlarla bağlı olan sendika bürokrasisinin, en kararlı gözüktükleri durumlarda bile, bu mücadeleleri sonuca götürmeyecekleri herkes için aşikar olmalıdır. Unutulmamalıdır ki düzen sınırları içerisinde kalınarak bu kapitalist dalga karşısında durulamaz.

Bağımsız devrimci sınıf çizgisinin geliştirilmesinde devrimcilere büyük görevler düşmektedir. Bunun en birincil yolu işçi sınıfı içinde Marksist mevzilerin gelişmesini sağlamaktır.