2009 Haziran’ında Ahmedinecat’ın %62 gibi bir oyla “kazandığı” seçimlerin yenilenmesi talebiyle başlayan protestolar, radikal bir kitle hareketine dönüşmüştü. Yükselen halk hareketi karşısında paniğe kapılan Molla rejimi, dizginsiz bir şiddet dalgasına hız verdi. Tutuklama, işkence, idamlar, sokakta katledilme dahil uygulanan baskılara karşı hareket kanını akıtma pahasına daha da güçlenerek sokağa inmeye, rejimin sadık güçleri Besiçlerle çatışmaya devam etti. Egemenler yaşadıkları sarsıntıyı kanlı bir baskı rejimini yürürlüğe sokarak çözmeye çalışsa da toplumsal meşruiyetini geri dönülmez biçimde kaybede Molla rejimi, olsa olsa kendi çıkmazını, kendi çözülme eğilimlerini ortaya koymaktadır.
Haziran’daki eylemler sırasında 118 kişi rejim tarafından katledilmiş, Haziran olaylarından bu yana tutuklananların sayısının ise 4 bini bulmuştur. Baskı rejimi güçlenerek devam etmekte ve kitleleri bastırmak için her yolu kullanmaktadır. ABD'nin Tahran Büyükelçiliğinin İranlı öğrencilerce basılmasının 30. yıl dönümündeki törenleri, protesto gösterisi için fırsat olarak kullanan kitlelere Besiç milisleri ateş açıp, 109 kişiyi gözaltına almış ve bunlardan 62’si ise tutuklanmıştır. Rejimin muhaliflerine yönelik kanlı saldırılarına toplumsal tepki ve eylemliliği sindirmek için idamları da eklemektedir. 11 Kasım günü Komala üyesi Ehsan (Esma’il) Fattahian’ın idamıyla başlayan süreç, son olarak Aşure günündeki eylemlere katılanlara idam cezası verilmesiyle devam etmektedir. 28 Ocak’ta Arash Rahmanipour ve Mohammad Reza Ali Zamani, seçimler sonrasındaki eylemlerde aldıkları rol nedeniyle, seçimler öncesinde tutuklanmışlardı oysa, gizlice idam edildiler.
Son olarak radikalliğin iyice arttığı, karakolların basıldığı Aşure eylemleri sonrasında ağır bir tutuklama dalgası yürürlüğe sokuldu. Eyleme geçmek için her fırsatı değerlendiren kitlenin İslami rejimin yıldönümü kutlamalarında eylemlerini engellemek için rejim uzun süredir hazırlıklara girişmiş durumda. Özel askeri birlikler Tahran’ın merkezinde konumlandırıldı ve rejim ülke çapından Tahran’a güç aktarmaya çabalıyor. Her Besiç üssünden Tahran’a en az bir araba yola çıkarken Tahran’a yakın şehirlerin maksimum güçlerini göndermeleri zorunlu kılındı. Molla rejimi, özellikle Ahmedinecat’ın konuşma yapacağı alandaki ana meydan, bulvar ve caddelerde tam bir kontrol sağlayacak şekilde Tahran’da birliklerini toparlamakta. Bu hazırlıklara ek olarak eyleme çıkacak kitleyi yıldırmak için önemli cadde ve bulvarlar güvenlik kameralarıyla donatılmış durumda. Azadi ve Enghelab caddeleri, ki İmam Hüseyin ve Azadi caddeleriyle bağlantılılar, sayısız gelişmiş kısa-devre güvenlik kameraları ile izleniyor. Azadi ve Enghelab caddelerinin her iki yanı 50 adımda bir kamerayla donatıldı. Molla rejimi, 11 Şubat için hazırlanan kitlenin önemli iletişim araçlarından interneti keserek örgütlenmeyi engellemeye çalışmakta.
11 Şubat, 1979’da yaşanan olayların anısına her yıl “İslami Devrimin zafer Günü” olarak kutlanıyor. Ancak bu yıl, olağan devlet güdümlü gösterilerin yerine yüzbinlerce İranlı eşitlik ve özgürlük talepleriyle sokağa protesto için inecek. Giderek artan baskı rejimine karşın 11 Şubat eylemlerinin nasıl geçeceği, hareketin gelişiminin, en azından kısa vadede, nasıl ilerleyeceğini ortaya koyacaktır.
Haziran’daki eylemlerden bugüne kadar İran mücadele geleneğinin yiğit evlatları canları pahasına da olsa sokaklarda, mapusta, işkencede de inandıkları değerler uğruna savaştılar, kanlarını akıttılar. Ancak Molla rejiminin paniği ve korkusu arttıkça ki artmaktadır, saldırganlığını da kuduz bir köpek gibi artırmaktadır. Bu yoğunlaşan baskı dalgasının kitlesel ve şiddetli geçmesi beklenen 11 Şubat eylemleriyle başlamak üzere harekete hız kestirip kestiremeyeceğini göreceğiz. Bu çerçevede hareket, 11 Şubat eylemleriyle güçlenerek ilerlerse önemli bir viraj da alınmış olacaktır.
Böyle de olması umuduya...
Yaşasın devrim ve sosyalizm!
Yaşasın Sosyalist Ortadoğu Federasyonu!