"Taraf" Kimin Tarafını Tutacak?

Radikal Gazetesi'nin zarar ettiği ve kapanacağı dedikodularının etrafta dolaştığı bugünlerde Taraf Gazetesi yayın hayatına girdi. Taraf'ın liberal burjuvazinin Radikal'in yerine hazırladığı yeni yayın organı olduğunu görmek pek de mesele değil aslında. Peki Türkiye'de gerçekten liberal burjuvaziden bahsedilebilir mi? Egemen sınıfın iki parçaya bölündüğünü, bunlardan TÜSİAD ile ifade edebileceğimiz büyük sermaye çevresinin egemen sınıfın diğer kanadı askeri-sivil bürokrasiyle karşılaştırıldığında liberal kaldığını düşünürsek, Türkiye'de ancak bu anlamda bir liberal burjuvaziden söz edebiliriz.

Türkiye toplumunun tarihsel gelişimi, güçlü bir liberal burjuva geleneğin oluşmasına elverişli koşulları yaratmamıştır. Büyük sermaye kesimi, egemen “devletlü” bürokrasinin bir toplumsal mühendislik projesinin sonucu olarak yaratılmıştır, bu nedenle uzun uzun yıllardır sermayenin devletlü bürokrasi özellikle de askeri bürokrasi karşısında boynu büküktür, çünkü onun saksısında yetişmiştir. Ayrıca bu kesimle çeliştiği her mevzuda karşı gelmenin bedelini ağır biçimde ödemiştir. Bu nedenle, eğer gerçekten liberal burjuvaziden söz edebilirsek, siniklik, korkaklık ve ikiyüzlülük bu kesimin içine işlemiştir.

Büyük sermaye, liberalliği kendi yapamaz (iktisadi anlamda karşıtları da liberaldir zaten) onun yerine kamuoyu yaratma ve etkide bulunma işini radikal burjuva demokrat ya da liberal aydın, gazeteci, akademisyenlere vs bırakır. Burjuva medyanın bazı önemli yerlerinde bulunan kimi “önemli” gazetecilerin “önemli” işlevi budur. Sözgelimi, büyük sermaye ordunun hala iktidar mekanizmalarında bulunmasından oldukça rahatsızdır ve hatta bu durumu kendi önündeki en büyük engel olarak görür, Kürt sorununda siyasal çözümden yanadır, bürokrasinin yönetim mekanizmalarından tümden tasfiyesini ister, Kuzey Irak operasyonuna ise külliyen karşıdır, AB ve ABD ile yüzde yüz sıcak ilişkilerden yanadır… Ama bunları dillendirmeye cesaret edemez ve çoğu zaman nefret ettiği devletlülere tamamen boyun eğer; ama yine de karşı koyacaksa bunu en kaypak yöntemle yapar. Yani, kendileri kayıtsız kalıp susarken finanse ettiği burjuva demokrat ve liberal aydın, gazeteci ve akademisyenleri konuşturarak.

Radikal Gazetesi, bu anlamda, “liberal” burjuvazinin misyon gazetesidir. Belli ki bu konuda bir değişikliğe gidiliyor. Taraf, bu bağlamda çıkan bir gazetedir. Taraf'a öncülük eden Ahmet Altan'ın 17 Kasım'da çıkan köşe yazısı egemen sınıf içindeki iç çekişmenin ana hatları konusunda fikir vermesi anlamında ilgiye değer.

Yanılıyorsunuz Sayın General
 
Ahmet ALTAN

Benim hayat anlayışım basittir ve iki kuralım vardır. Kimse hatasının bedelini başkasına ödetmemeli, kimse hak ettiğinden fazlasını istememelidir.

Bizim ordunun duruşuna da bu iki nedenle karşı çıkarım. Çünkü generallerimiz hatalarının bedelelini bize ödettiriyorlar. Ve hak ettiklerinden fazlasını istiyorlar.

Önc eki akşam Kara Kuvvetleri Komutanı Dağlıca baskınında "yönetim zaafı" olmadığını söylüyordu televizyonda. Ve bu olayda "askeri bir hata yok"tu.

Sanırım Sayın General bu açıklamanın ne kadar dehşet verici olduğunun pek farkında değil. Bu olayda hata olmaması, olmasından daha kötü çünkü.

...