TEKEL İşçisi Kardeş,

Yıllardır çalıştığın Tekel’in 2008 yılında satıldığı yetmezmiş gibi 4-C gibi kölelik koşullarında çalışma dayatmasıyla karşı karşıyasın. Allayıp pullasalar da, ufak tefek iyileştirmeler yapsalar da 4-C’nin geleceksizlikten başka anlamı yok.
Kamuda 4-C statüsünde çalışan 21 bini aşkın emekçinin paylaştığı bu kader, bugün de 10 binden fazla Tekel işçisine dayatılıyor. Bundan sonra özelleştirme listesine alınan bütün kurumlarda çalışanlar için de proje aynı. Dolayısıyla bu mücadelenin Tekel işçilerinin ötesinde anlamı var.
İşte bu nedenle AKP geri adım atmamak konusunda bu kadar kararlı, bu kadar saldırgan.
İşte bu nedenle biz de daha çok kararlı olmalıyız, eylemliliğimizi sonuna kadar taşımalıyız.
Sorun AKP’nin Ötesinde Sistem Sorunu
Patronlara kıyak, işçilere zulüm anlamına gelen özelleştirme politikaları sadece AKP’nin programı değil. Bugün sadece iktidarda olmadıkları için senin yanında boy gösteren CHP’sinden MHP’sine hepsinin uygulayacağı program aynı: sermayenin programı. Sorun partilerin ötesinde, işçileri daha çok sömürerek patronların zenginliklerine zenginlik katmaya programlanmış sistemde.  
Bugün AKP iktidarda olduğu için sloganlarımızı AKP’ye karşı yükseltiyor olabiliriz. Ancak aklımızdan çıkarmalıyız ki; bizlerin iş güvencesi olmadan çalışması, sefaleti, iş kazalarında ölmesi, geleceksizliğe mahkûm edilmesi üzerinden patronların karına kar katmaya; emeğimizin sömürüsüne dayanan bu zorba kapitalist sistem var olduğu sürece yaşayacaklarımız bundan farklı olmayacak. Sadece emekçilerin iktidarı insanlığa gelecek güzel günleri; barış, kardeşlik, özgürlük ve eşitliği getirebilir.
Gücümüz Birliğimiz!
Emek düşmanı politikaların baskısı altında ezilen sadece bizler değiliz. Elektriğe, doğalgaza, ulaşıma, benzine yapılan zamlarla yoksul halk inim inim inletiliyor; kar hırsıyla gerekli önlemleri almadan çalışan maden ve limanlarda işçi kardeşlerimiz iş kazalarında öldürülüyor; hakları için mücadele eden emeklilerin sendikaları kapatılıyor; itfaiyecilere, demiryolculara ve sizlere polis pervasızca tazyikli suyuyla, gazıyla, copuyla saldırıyor. Uygulanan politikalarla mağdur edilen bizler birleşirsek tükürüğümüzle onları boğarız!
Biz emekçilerin kaderi ortak! Dertlerimiz, yaşadıklarımız ortak olduğu gibi sorunlarımızın çözümü de ortak: birlikte mücadele etmek!
Bunun için bugün Tekel işçileri olarak sizlerin yükselttiği mücadele, diğer emekçilerin de sesi oluyor. Olmalı! Bu mücadeleyi bugün emek düşmanı politikaların mağdurlarının direniş odağına çevirelim. Birleşirsek güçlüyüz ve ancak birleşirsek kazanabiliriz!
Saldırıya uğrayan emek güçleriyle güçlerimizi birleştirelim. Grev, toplu sözleşme hakkı için yürüttüğü mücadelede nedeniyle açığa alınan demiryolu çalışanlarının sendikalarını, BTS’yi ziyaret edelim!  25 Kasım grevi nedeniyle cezalar yağdırılan eğitim emekçilerinin sendikalarını, Eğitim-Sen’i ziyaret edelim! Güçlerimizi birleştirmek istediğimizi, desteklerini istediğimizi söyleyelim!
Mücadelemizin zamlar karşısında ezilen yoksul halkın da, mücadele ettiği için açığa alınan kamu emekçisinin de, bundan sonra özelleştirme saldırısıyla bizimle aynı konuma düşürülecek olan işçilerin de sesi, mücadelesi olduğunu haykıralım. Emek düşmanı politikaların altında ezilen emekçilerin, yoksul halkın sesiyiz, yumruğuyuz.   
Mücadele Ederek Kazanacağız!
İnisiyatifi sendika yöneticilerinin değil kendi ellerimize alalım! 4-C yasası geçerse gidip 500 TL’ye çalışacak bizleriz! Öyleyse canhıraşhane mücadele etmesi, Tekel direnişini emekçi düşmanı politikalara karşı mücadele odağı haline çevirmek zorunda olan da bizleriz! Güvenmemiz gereken kendi gücümüz!
Ankara’ya gelişimizin ilk 3 gününde yaptığımız eylemlerin yarattığı etkiyle bugün hükümet cephesi “4-C’yi iyileştireceğiz”, “Tekel işçilerinin mağduriyetini çözeceğiz” demek zorunda kalmıştır. Daha güçlü şekilde sesimizi yükseltir, kararlılığımızı yansıtarak yeni eylemler örgütlersek ancak başarıya ulaşabiliriz. Türk-İş önünü diğer emekçiler için de bir direniş odağı haline getirmenin ötesinde kararlı bir şekilde burada durduğumuzu tekrar hatırlatan eylemler örgütlemeliyiz, bekleyiş havasının ötesine geçmeliyiz!  
Eylemsiz bekleyiş umutsuzlaştırır, zayıflatır. Ancak bir eylemlilik içine girmek kendi gücümüzü görmemizi, kamuoyunda etki yaratmamızı ve sesimizi, kararlılığımızı ortaya koymamızı sağlar. Etkisini giderek artıran eylemlere dayanan bir eylem programına ihtiyacımız var! Ancak kararlılığımızı ortaya koyabilecek nitelikte eylemler sonuna kadar gideceğimizi gösterip hem bütün emekçilerin destek vereceği bir direniş odağı olmamızı sağlayacak hem de AKP’yi zorlayacaktır! Ancak birlikte mücadele edersek kazanırız!
Zafer Direnen Emekçinin Olacak!
Direne Direne Kazanacağız!