SAVAŞ ÇIĞLIKLARINA KARŞI HALKLARIN KARDEŞLİĞİ!
17 Ekim Çarşamba günü meclis, 19 ret oyuna karşılık 509 kabulle tezkereyi onayladı. Liberalinden ulusalcısına bütün sermaye uşakları zafer naralarıyla karşıladılar tezkerenin çıkışını. Uzun süredir çalınan savaş tamtamları böylece zirvesine ulaştı.
Siyasal süreçlerde etkisi son dönemde azalmaya başladığından elini güçlendirmede bir koz olarak gördüğü sınırötesi operasyon için uzun süredir bastıran TSK, son dönemde artan çatışmalarda ölenlerin yasları, acıları üzerinden istediği tezkereyi çıkarttı. Generaller, onlarca gencimizi kendilerinin olmayan bir savaşta ölüme yollamakla yetinmeyip ölülerini de kendilerine malzeme yapıyorlar.
Hep bizim evlatlarımızın öldüğü bu savaşın nedenini arıyorsanız bakmanız gereken tek yer var: Her türlü barış talebine kulaklarını tıkayan, 23 yıldır bu kirli savaşı devam ettirenler. Ateşkese operasyonlarla yanıt verenler. Köyleri boşaltanlar, bir halka dışkı yedirenler, onların kimliğini “kart kurt” saçmalılarıyla inkar edenler.
Acılarımız Bile Ortak
Her iki tarafta da aynı acı yüreklere düşüyor, analar ağlıyor. Ağıtların dili farklı olsa da acılar ortak. Ağlamayanlara bakın hele! Karına kar katan sermayedarlarla bürokrat elitlere bakın! Onların çocukları ölmez Gabar'da, Lice'de... Ölenler Mehmet, Memiş; bu ülkenin yoksul köylü ve işçi çocukları.
Genelkurmay Başkanı, PKK'ye yardım eden muhtarlardan, imamlardan ve dağdaki 1 kişiyi destekleyen köydeki 10 kişinin varlığından söz ediyor. Generaller, dağa çıkışları engelleyemediklerinden dem vuruyorlar.
Düşünün bir kere, hangi ana evladını bile bile ölüme yollar. Bu anaların sayısının binlerce olduğunu düşünün. Bağırları yanmasa bu mümkün olabilir mi? Bir halk terörist olabilir mi? Ne kadar gözlerinizi kapamak isterseniz isteyin ortada ezilen, dışlanan, baskı gören bir halkın direnişi var. Egemenler de artık bu hareketin bir halkın hareketi olduğunu gizleyemiyorlar. O yüzden de bir halkı toptan düşman ilan ediyorlar. Linçler tetikleniyor.
Kürt Sorunu Askeri Operasyonlarla Çözülmedi, Çözülmeyecek De!
Türkiye devleti, 1983'ten bu yana 24'ten fazla sınırötesi operasyon yaptı, halihazırda sınırötesinde azımsanmayacak bir askeri varlığı var ve bu varlıkla askeri operasyonlara devam ediyor. Birliklerini konumlandırdığı sınırdan Kuzey Irak'ın içlerini topçu ateşiyle de bombalayan bir ülkede bu sorunun askeri operasyonlarla yok edilemeyeceği herşeyden çok açık. Bugüne kadar yapılan bunca operasyon hiçbir şeyi değiştirmediği gibi bugünkü bir operasyon da çözüme yönelik bir açılım yaratmayacak. Yaratacağı tek şey Ortadoğu denkleminin Türkiye ve İran'ın da içine çekilmesiyle daha da büyük bir cadı kazanına dönüşü, Kürt sorununun çözümsüzlüğe itilmesi, halklar arasında kin ve düşmanlık, uçurumların derinleşmesi, daha çok acı, gözyaşı olacak. Onlarca, yüzlerce gencimiz daha ölüme yollanacak, bu topraklarda daha çok evden acı dolu feryatlar yükselecek.
Barış çağrılarına kulaklar tıkanarak, askeri operasyonlara hız verilerek, Kürt hareketinin meclisteki temsilcilerine ve DTP'ye yönelik saldırılara girişilerek, Batı'da Kürtlere yönelik linçler teşvik edilerek, barış, demokrasi ve adil bir çözüm söylemiyle sokağa çıkanlar ezilmeye çalışarak Kürt sorununa olsa olsa çözümsüzlük dayatılıyor. Yeni bir sınırötesi operasyonun bu konuda çözümsüzlüğü derinleştirmekten başka bir anlamı olmayacaktır. Böyle bir operasyon yıllarca farklı sınırlar içinde sürekli baskı, yoksulluk ve eziyetlerin mağduru olmuş Kürt halkının üzerindeki baskıları, zulmü ve dolayısyla ezilmişliğini daha da artıracaktır. Halklar arasında düşmanlığı körükleyecektir. Operasyon sırasında tek vücut olma söylemiyle içeride bütün muhalif seslere yönelik ağır bir baskı mekanizması işleyecek, Türkiyeli diğer ezilenlerin ve işçi sınıfının üzerindeki baskıların, yoksulluğun artışına neden olacaktır.
Düzenin egemenleri bizi bir çatışmaya sürüklemekteler. Onların yarattığı havaya kapılırsak daha büyük kin, düşmanlık, kan ve gözyaşı bizi bekliyor. Bu topraklar daha önce de bu acıları yaşadı. Yeni acılara fırsat vermeyelim. Halklar arasında büyüyen şiddeti körükleyenlere, savaş çığlıklarına karşı halkların kardeşliği şiarını yükseltelim! Kürt sorununun çözümünün askeri operasyonlarda değil; Kürt halkının taleplerine kulak vermek ve uygulamakta olduğunu bulunduğumuz her alanda haykıralım!