NASIL KAZANIRIZ, NE YAPMALI?

Konfederasyonların Perşembe yaptığı toplantıdan tatmin edici bir sonuç çıkmamıştır. Tayyip Erdoğan, “onlar orada yatsın” derken hala dayanışma grevlerinden bahsetmek, bunu da 27 Ocak’ta görüşülecek bir mevzu olarak ifadelendirmek açıkçası işi savsaklamaktan başka bir şey değildir. Hatırlanırsa Türk-İş Cuma günleri her hafta birer saat arttırmak suretiyle “dayanışma grevi” örgütlüyordu! Şimdi hiçbir tarifi yapılmayan ve görüşmesi bile ertelenen bu dayanışma grevine güvenilebilir mi?

İşçinin Yolu, Tekel işçilerini uyanık olmaya ve karar alma süreçlerine daha aktif katılımı sağlayacak olan işçi komitelerini örgütlemeye çağırıyor.

  •  Tekel direnişinde zafer elde edilmesi için taban inisiyatifinin mücadele sürecinde daha belirleyici olması gerekmektedir. Tekel direnişi bugünlere adeta tarih yazarcasına gelebilmişse bunun yegane sebebi, Tekel işçilerinin mücadeledeki azimleridir. İşçilerin basıncı sendikayı hep daha mücadeleci bir çizgi izlemeye zorlamıştır. Bugün, Tekel direnişi, çoklarının öngöremediği bir noktaya gelmiştir, bunun sebebi de işçilerin mücadeledeki kararlılığıdır. Buradan şu sonucu çıkarmak gerekiyor. İşçiler aralarında il il kendi temsilcilerini seçmek suretiyle bir işçi komitesi oluşturmalı ve bu komite direnişin kaderinde doğrudan söz sahibi olmalıdır. İşçi sınıfı, yaratıcılığını, iradesini ve dinamiğini kendi öz mücadele aygıtı olacak komiteler ile yansıtacak ve sonuç alıcı eylemleri üretmekte zorlanmayacaktır. 
  • 17 Ocak Pazar günü yapılan büyük mitingde taban inisiyatifi maalesef çiğnenmiştir. Yüz binlerce işçi emekçi ve devrimcinin biraraya geldiği bu mitingde işçiler Türk-İş üzerinde genel grev yönünde bir basınç yaratmak için alanı terk etmek istememiştir, fakat tabanın iradesi maalesef yukarıda kırılmıştır. Tekel işçilerinin kürsüden konuşması engellenmiştir, aynı muamele direnişçi itfaiye işçilerine de reva görülmüştür. Buradan çıkacak sonuç, işçilerin komiteler şeklinde örgütlenerek kurumsal biçimde direnişin kaderine karar alma süreçlerine katılarak etki etmesi gerektiğidir.
  •  Genel grev kuşkusuz AKP hükümetinin direncini kırarak Tekel mücadelesini başarıya götürecektir. Ama bu, genel grev kararı çıkana dek Türk İş önünde beklenilmesi ile yetinilmesi anlamına gelmez. Genel grev kararını çıkartana kadar etkili eylemliliklere gidilmelidir. Etkili eylemlilikler sadece AKP hükümetini sıkıştırmayacak bir yandan da Türk İş yönetimini genel grev kararına zorlayacaktır. Şu bir gerçektir ki genel grev için Türk İş yönetimini de dize getirmek gerekmektedir. Bu durumda genel grev kararı çıkana kadar etkili eylemlere gitmemek, belirli belirsiz bir kaderciliğin doğmasına ve yapacak fazla bir şey yok düşüncesine zemin hazırlamaktadır. Oysa sonuç almak için yapılacak daha birçok sonuç alıcı eylem bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki oldukça kararlı binlerce Tekel işçisi ve onların her daim yanlarında olan binlerce genç işçi ve emekçi başkentin göbeğinde eylem halindedir. Kamuoyunun büyük desteği de hesaba katıldığında korkması gerekenin, çaresiz olanın AKP hükümeti olduğu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla her şekilde seferber edilecek binlerce kararlı insana sahip olan Tekel direnişi, müthiş bir eylem zenginliğine sahipken salt genel grevi beklemek doğru değildir. Yapılması gereken genel grev talebini yükseltirken genel grevi de besleyecek olan sonuç alıcı eylemsel zenginliği ortaya koymaktır.  
  •  Açlık grevini takiben bir eylem takvimi ve genel bir mücadele stratejisi hazırlanmalıdır. Mücadele asla beklemeye ya da belirsizliğe teslim edilemez. Direnişçi itfaiye işçileri ve İzmir’den Ankara’ya yürüyüp Abdi İpekçi parkında günlerce direnen Kent AŞ işçileri, mutlaka, Tekel işçilerinin yanına kendi çadırlarını açmaya davet edilmelidir. AKP hükümetini sıkıştırmanın en iyi yolu direnişi genelleştirmek ve ülke sathına yayarak genel bir emek mücadelesine dönüştürmektir. Bu anlamda ataması yapılmayan öğretmenler, emekli örgütleri, işsizler ve diğer emek örgütleri aktif desteğe, kendi çadırlarını açmaya davet edilmelidir. Direnişçi Tekel işçileri, aktif bildiri dağıtımı ve sloganlarla Kızılay’ın her yerini aktif bir eylem alanına dönüştürülmelidir.