Faşistler Yine İş Başında: Hedef Romanlar

Geçtiğimiz günlerde Türkiye tarihindeki faşist saldırılara bir yenisi daha eklendi. Yıllarca Kürtlerin, Ermenilerin, Alevilerin ve daha nicelerinin maruz kaldığı saldırılar bu kez de Romanları hedef aldı.

Selendi’de bir kahveye alınmayan Romanların kahve sahibine tepki göstermesiyle başlayan olaylar kahve çalışanları ve Romanlar arasında kavgaya dönüştü. Bu olayın ardından akşam saatlerinde kahvenin önünde toplanan yaklaşık 1000 kişilik grup Romanların evlerinin olduğu mahalleye doğru yürüyüşe geçtiler. Grup mahallede bulunan Romanların evlerini taşlamaya başladı. Bu sırada 3 Roman yaralandı.   

Polis ve jandarmaysa olay yerine teşrif etmişlerdi sonunda. Ancak kalabalığı durdurmak yerine izlemeyi tercih eden polis, 1 Mayıs’ta ve grevlerde işçilere uyguladığı terörü bir kenara bırakın, olaylara müdahale bile etmedi. Bunun üzerine daha da cesaret alan kalabalık, Romanların evlerini arabalarını yaktılar. Hatta bazı güruhlar evleri basmaya kalktı.

Çok derinlere inmeye gereği yok. Olaya şöyle bir baksak bile olayın tamamen faşist güruhların iplerinin salınması ve kışkırtılmasıyla başladığı anlaşılabilir. Öncelikle olayda MHP’li belediye başkanının açık bir kışkırtması var. Saldırgan güruhun belediye önünde toplanması için çağrı belediye hopörlerinden yapıldı. Görgü tanıklarının anlattıkları durumun vahimliğini gözler önüne seriyor. Faşist saldırıya maruz kalan bir Roman, "Olayların yılbaşı gecesinde sigaraya tartışmasıyla başladığını söylüyorlar; alakası yok. Anlamak için o günü görmek lazım. Öyle bir şey ki anlatılması mümkün değil. Belediye Başkanı’nın kışkırtması var. Belediye’nin imkânlarıyla arabalar tahrip edildi. Evlere saldırdılar” dedi. Romanlara ait arabalar belediyenin iş makineleri tarafından tahrip edildi. İkinci olarak olay sonrası haklı bir panik havasına kapılan Romanlara yapılan teklif burjuva devletin olaylar karşısındaki tavrını yeterince ortaya koydu. Vali, Romanlara tehdit yoluyla “kendi istekleriyle mahalleden göç ettiklerine” dair bir belge imzalatılıp sürgüne göndermeye çalıştı. Kaymakam “ellerine birkaç kuruş sıkıştıralım gitsinler” diyerek olayı örtbas etmeye çabalarken, Vali ise “Romanların yaşam tarzı 21. yy’a yakışmıyor, siz hiç aynaya baktınız mı, önce aynaya bakın” dedi.
Şimdi ise Romanlar kışın ortasında Gördes’de yapılan prefabrik evlerde yaşamaya zorlanıyor. Romanlar ise kışkırtmalar son bulmadan ve can güvenlikleri sağlanmadan Selendi’ye dönmeyeceklerini söylüyorlar. Zaten bu da hiçbir zaman olmayacak gibi görünüyor. Selendi’deki faşist güruhlar, “sakın geri dönmesinler, dönerlerse huzursuzluk olur, rahat edemezler” diye tehdit etmeye devam ediyorlar.
Devlet-faşist işbirliğiyle süren saldırılar tüm dünyada devam ediyor. Daha dün İtalya’da göçmen bir işçi faşistler tarafından linç edilerek öldürüldü. Bunu protesto edenleri de polis linç etti. Türkiye’de de Maraşlar, Sivaslar yaşanalı çok uzun yıllar olmadı. Devletin Kürt halkına uyguladığı zulüm ise hala devam ediyor…

Sistemin dayattığı tek millet dayatması sürdüğü sürece yani sistem sürdüğü sürece bu baskı hep sürecek. Kapitalizm mezara girmediği sürece ne onun kışkırtmaları bitecek ne de faşist güruhların ezilen halklara karşı saldırıları… Ve yine olaylar dönüp dolaşıp aynı çelişkiyle karşılaşacak: Ya Barbarlık Ya Sosyalizm!