TSK’nın “Bu Kalp Seni Unutur Mu” Alerjisi!
1960’ların başlarında dünyanın dört bir yanında esen devrimci rüzgâr Türkiye’de de dünyadaki gelişmelere paralel olarak adım adım kendisini hissettirmeye, işçi sınıfını mücadelenin içine itmeye başladı. 1970’li yılların sonunda dünyada meydana gelen ağır ekonomik bunalım işçi sınıfının kazanımlarını bir bir sökerken, Türkiye proleteryası, yoksul köylülüğü ve gençliği cesaret ve kararlılığını gözler önüne sermekteydi. Ve burjuva düzenin zemini çatırdamaya, tehdit altına girmeye başlamıştı. Faşist saldırılar, katliamlar ve 12 Eylül sürecine götüren süreçler devlet eliyle bir bir yaratıldı. Maraşlar, Çorumlar örgütlendi; emekten yana, insanca bir yaşam adına verilen mücadele postallar altında ezilmek istendi. Esasında 12 Eylül işçi ve emekçi kitleleri sindirmek, direnişlerini kırmak adına yapılan bir müdahale idi. Nitekim başarılı da oldu. 650 binden fazla insan gözaltına alındı, bunların büyük bir çoğunluğu işkencelerden geçirildi, insanların geleceği ipotek altına alındı, emekçiler, aydınlar, öğrenciler cezaevlerine konuldu, öldürüldü. 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 7 bin kişi için idam cezası istendi, 517 kişiye idam cezası verildi ve bunların 50’si asıldı.
Son günlerde gösterime giren ve 12 Eylül sürecini belli ölçülerde yansıtan “Bu Kalp Seni Unutur Mu “ adlı diziye karşı TSK, kaynağını 12 Eylül darbesinden alan RTÜK’ün basın ve yayın kuruluşlarını yönlendirme çabası ile birlikte, yayın kuruluşlarının insanların kişilik haklarına özen göstermesi ve TSK personeli ve ailelerini de düşünerek duyarlı bir yayıncılık yapması söylemini içeren açıklamalarda bulunuyor. Ve gerekçe olarak da dizideki işkence sahnelerinin çok fazla olması öne sürülüyor.
“Bu Kalp Seni Unutur Mu” dizisinde anlatılanlar yaşananların milyonda birine ışık tutamazken, kirli bir geçmiş ve gelecek yaratanlar yaptıklarının ortaya konmasına karşısında öfkeye kapılmaktadır. Büyük bir yüzsüzlükle bu dizi aracılığıyla gerçeklerin küçük bir kısmının yansıtılmasına karşı TSK personelinin(işkenceci darbecilerin) harekete uğradığından dem vurarak açıklamalar yapmaktadırlar. Türkiye emekçi halkına büyük zulüm ve işkence yaşatan generallerin bugüne kadar yargılanmamış olması, işkencecilerin ödüllendirilmesi, işte egemenlerin görmek istediği manzara budur! Sanmaktadırlar ki bu devran hep böyle dönecektir! Ne var ki tarih, bize, toplum hafızasının bu tür vahşetleri unutmadığını ve vakti geldiğinde hesap sorduğunu göstermektedir.
İşçiler, emekçiler kısacası sömürülen sınıf devrimci kalkışmasını yükselttiği ve sermaye köşesine sindiğinde, üzeri örtülmek istenen bu vahşetlerden hesap sorma saati gelecektir. O zaman bugün gerine gerine dolaşanlar kaçacak delik arayacaktır!