Sağlıkta Dönüşüm Tam Gaz!
1 Ekim 2008’de yürürlüğe giren GSS(Genel Sağlık Sigortası) yasasıyla başlatılan sağlıkta katılım payı uygulamasında Eylül ayında yapılan düzenlemeye göre birinci basamak sağlık kuruluşlarında(sağlık ocağı) her muayene için 2 lira, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında(devlet ve üniversite hastanesi gibi) 8 lira ve özel sağlık kurumlarında 15 lira alınacak. Bu katılım payı da eczaneler aracılığıyla tahsil edilerek hedef şaşırtılıyor ve AKP’nin “herkese sağlık” yalanlarının ortaya çıkması engellenmeye çalışılıyor. Ancak takkenin düşüp kelin görünmesi fazla zaman almıyor.
Yaklaşık 2 milyon 300 bin kamu çalışanı ve bakmakla yükümlü oldukları aile bireyleriyle birlikte 8 milyonu bulan bir kitlenin yılda bir kez devlet hastanesinde yalnızca bir doktora muayene olmasıyla 64 milyon lira katılım payı toplanıyor. Bir memurun ailesinden biri ayda bir kez devlet hastanesinde muayene olduğunda kendisinden alınan katılım payı 96 lira olacak. AKP hükümetinin gelecek yıl için memura vereceği yüzde 2,5+2,5 zamla en düşük maaşı alan memurun aylık maaş artışının 25 lira olacağı düşünüldüğünde tablo daha çok açığa kavuşuyor. Aileden bir kişinin ayda bir kez muayene olması 4 aylık maaş artışını götürdü bile. Zaten maaş eline geçmeden sağlık için vergi veren, prim kesilen çalışanlardan üstüne bir de katkı payı alınmakta.
GSS yasası ile ücretsiz sağlık hizmeti tarih olmuş, yeşil kartlı da dahil herkesten katkı payı alınmaya başlanmıştır. GSS’nin marifetleri bununla sınırlı değildir. Bu yasa ile 18 yaşını doldurup üniversiteyi kazanamayan kız çocukları sağlık hizmetinden yararlanamaz duruma getirilmişlerdir. Yine 25 yaşını doldurduktan sonra çalışmayan kız çocuklarına ebeveynleri üzerinden sağlık hizmeti alma hakkı gasp edilmiştir. Borcu olan Bağ-Kurluların sağlık hizmeti ellerinden alınmış; iş kazası, meslek hastalığı, acil hallerde dahi borçlu olanlar zor duruma düşmektedir.
Sağlıkta dönüşüm çerçevesinde sağlık hizmeti paralı hale getirilirken devlet hastaneleri personel, imkan yetersizliği ile işlevsizleştirilerek vatandaş özel hastanelere yönlendirilmektedir. Özel hastanelerin Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinden hasta kabulünün başladığı 2006 yılından bu yana değişim dikkate şayandır. 2003 yılında özel hastanelerin sağlık hizmetlerindeki toplam payı %8 iken bu rakam %30’a yükselmiştir. 10 milyar TL’lik bir pay özel hastanelerin kasasına akmaktadır ve her geçen gün dengeleri özel sektör lehine bozacak hamleler yapılmaktadır.
Sağlıktaki dönüşümün en önemli ayaklarından birisi de çalışanların sömürüsünü katmerleştiren taşeronlaştırma ve sözleşmeli personel istihdamıdır. Sağlık Bakanlığı, 300 bin kamu çalışanına karşılık 108 bin taşeron işçi çalıştıran en fazla taşeron çalıştıran bakanlıktır. Taşeronlaştırma öncelikle temizlik ve güvenlik hizmetlerinde başlayıp yardımcı sağlık personelini de kapsayarak genişlemiştir, genişlemeye devam da etmektedir. Yoğun bir tempoyla fazla mesai ücreti verilmeksizin çalıştırılan; her yıl fesh edilen sözleşmeleriyle izin ve tazminat hakları gasp edilen taşeron işçiler, işten atılma tehdidi altında hak arama mücadelelerinin, sendikalaşmalarının önü kesilmektedir.
Sonuç Olarak
Kamu çalışanların eylemlerinin “Susma sustukça sıra sana gelecek”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber a hiçbirimiz” meşhur sloganlarının haklılığını yaşam tekrar tekrar kanıtlıyor. Sağlık emekçileri hedef alan saldırılar dönüp dolaşıp yoksul halkı da vurmaktadır. Sağlıkta taşeronlaşma, kaynakların özel hastanelere peşkeşi ile başlayan dönüşüm, katılım payı adı altında sağlık hizmetinin adım adım paralı hale getirilmesiyle sürmektedir. Bu topyekûn saldırıyı durduracak olan da yoksul halkın desteğini alan sağlık emekçileri başta olmak üzere emekçilerin mücadelesidir.