Son Mücadele Dalgasının Katılımcısı İranlı Devrimci Marksist Yoldaşla Yapılan Röportajı Tüm Okurlarımıza Sunarız

Başlarında bulunduğumuz 21.yy tıpkı bir önceki yüzyıl gibi “savaşlar ve devrimler çağı” tanımlamasına uygun bir şekilde ilerliyor. Kapitalizm, tarihinin en önemli krizlerinden birinden geçerken dünyanın birçok bölgesinden, son olarak Çin'e bağlı Uygur bölgesinden, kanlı etnik çatışma ve savaş haberleri birbirini takip ediyor. Etnik çatışma, emperyalist müdahale ve savaşlar gençliğin ve emekçilerin dünya çapında özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle yan yana şekilleniyor. Nepal'den Venezuela'ya Bolivya'dan Yunanistan'a Hindistan'dan İran'a bu mücadele dalgası kendi ulusal özgünlükleri çerçevesinde üstünlükleri ve eksiklikleri ile şekillenerek burjuva düzenle çarpışıyor. Her durumda mücadelelerin kaderini belirleyen en büyük eksiklik ise önderlik boşluğu. Bütün deneyimler, işçi sınıfı ve gençliğin bir komünist dünya partisine olan ihtiyacını gözler önüne seriyor.

Kitle atılımının dünyadaki son durağı ise İran oldu. Komşu ülke İran, canlı devrimci gelenekleri, politik bir gençlik kuşağı ile tüm dünya devrimcileri için çok önemli bir konumda. Biz, Türk ve Kürt komünistleri için İran'da olup bitenler daha da farklı bir ilgiyi gerekli kılıyor. İran'daki olası kırılmalar ve devrimci atılımlar, Ortadoğu'da bölgesel bir devrimci atılımın kapısını aralayabilecek yetenekte olacaktır. Ayrıca, coğrafi ve kültürel yakınlık, İran devrimcileri ile somut bağlar geliştirilmesini kolaylaştırmaktadır.

Bu durumun bir örneği olarak İranlı devrimci Marksistlerden biri olan Anahitta Hosseini yoldaş ile Ankara'da İşçinin Yolu gazetesi tanıtımı ve krize karşı mücadele kampanyamız esnasında tanıştık. Anahitta yoldaş, sonradan bize “kızıl bayrağımızı görmesiyle yanımıza gelmesinin bir olduğunu” söyleyecekti. Kendisi, Tahran'daki üniversitelerin birinde aktif sosyalist bir öğrenci örgütünün üyesi. İran gençliğinin son atılımında aktif olarak yer almış, en son kameraların önünde vurularak öldürülen Nida'nın da katıldığı protestolara katılmış, ve bu, son olmuş. Birçok arkadaşının tutuklandığı birçoğunun da ülkeyi terk etmek zorunda kaldığı bir durumda o da İran'ı en azından geçici bir süreliğine terk etmek zorunda kalmış.

Çok cana yakın olan ve üst düzey bir bilgi birikime sahip olan Anahitta ile İran'daki son olaylar hakkında bir repörtaj yapmanın, yani olaylar hakkında birinci ağızdan üstelik devrimci Marksist bir siyasal analizle bilgi edinmenin Türkiyeli emekçiler ve gençlik açısından oldukça faydalı olacağını düşünüyoruz.

----------------

www.bolsevik.org : Röportaja başlarken İran gençliği ve emekçi sınıflarının eşitlik ve özgürlük mücadelelerinde şehit düşen sayısız onurlu savaşçıyı saygıyla andığımızı belirtmek isteriz. Anıları sürekli devrim mücadelemizde yaşayacaktır.

Seçim hilelerinin ardından başlayan büyük protestolar tüm dünyada büyük yankı uyandırırken tartışmalar en çok göstericilerin kimlerden oluştuğu ve neyi amaçladığı konusunda yoğunlaştı. Protestocuların hali vakti yerinde orta sınıflardan oluştuğu oldukça fazla dillendirilen iddialardan biriydi. Öyle ki Tahran'ın kuzeyinin daha çok orta sınıfların yaşadığı bir bölge olduğunu tüm dünya öğrenmiş oldu. Bu noktadan hareketle burjuva medya bu gösterileri bir renkli devrimmiş gibi göstermek istedi. Yine aynı tespitten hareketle kimi Stalinist ve küçük burjuva akım, Ahmedinecat'ı antiemperyalist ve ilerici saydıklarından göstericileri turuncu devrim taraftarı olmakla itham etti. Bunun bir örneği de Ahmedinecat'a açık çek veren Chavez. Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz? İşçi sınıfı ve yoksul halk gösterilerin neresinde duruyor? Otobüs şoförleri sendikasının bu süreçte aktif olduğu, gösterilere destek grevleri yaptığını duymuştuk örneğin.

Anahitta: Gerçekte renkli bir devrim söz konusu değil İran'da. İran'ı eski doğu Bloku ülkeleri ile karıştırmamak gerekir. Hem İran devletinin yapısı ve geleneği hem de göstericilerin düşünce yapısı ve talepleri renkli devrimlerden oldukça farklı. Bir kere İran halkı, ABD'nin Irak'taki kıyımına acı bir şekilde tanık oldu. Diğer taraftan, Musavi ve Hatemi gibi isimler de İran Molla düzenin bir parçasıdır. Belki Musavi'nin yeşil rengi kullanması böyle bir benzetmeye neden olmuş olabilir, fakat galiba bilinmeyen şu: İran'daki son seçimlerde dört adayın da seçtiği ve sembolleştirdiği bir rengi vardı. Ahmedinecat kırmızıyı, Rızai ise maviyi kullanıyordu örneğin. Ahmedinecat ve Hamaney bir savunma mekanizması olarak derhal Britanya ve ABD'ye suçlayarak meseleden sıyrılmaya çalıştılar. Aslında ne yapmak istedikleri çok açıktı. Yine de birileri görmek istedikleri şeyi görebiliyor.

Ahmedinecat'ın genelde yoksullardan oy aldığı yer aldı batı medyasında. Bu gerçek anlamda doğru değil. Nüfusun üçte birini oluşturan köylüler arasında Ahmedinecat'ın büyük bir desteği olduğu kesin. Çünkü tarihte birçok kez olduğu gibi İran'da da değişim istemi şehirlerden yükseliyor. Köyler hala muhafazakarlığın etkisi altında. Ayrıca Ahmedinecat'ın köylülere yönelik tarım desteği vb kimi popülist icraatları bulunuyor. Bu da Ahmedinecat'ın köylüler arasında destek bulmasında etkili oldu. Kent yoksullarına gelirsek bu kesimler içerisinde Ahmedinecat'ın bir önceki seçime göre büyük destek kaybı yaşadığı görülüyor. Çünkü bir önceki seçimlerde Ahmedinecat Rafsancani ile yarışmıştı. Rafsancani, İran'ın en zengini ve halk arasında açıkça hırsız olarak bilinen birisi. Bu, önceki seçimlerde yoksulların Ahmedinecat'ı desteklemesinde önemli bir rol oynamıştı. Musavi ise kişiliği ve mal varlığı ile dürüst bir politikacı imajına sahip. Çok açık olan seçim hileleri olmasaydı Ahmedinecat'ın oylarının Tahran'ın güneyinde nasıl azaldığı çok net bir şekilde ortaya çıkacaktı.

Gösterilerin sınıfsal mahiyetine gelirsek. Son gösterilerin bir işçi sınıfı hareketi olduğunu söyleyemeyiz doğal olarak. Ama aynı şekilde bunu zengin İranlıların eylemi olarak düşünmek de oldukça yanlış olur. Açıkçası göstericiler için “halk” kelimesi uygun düşecektir. Sadece kuzeyinde değil Tahran'ın fırsat bulunan her cadde ve sokağında eylemler oldu. Aksine kolluk kuvvetlerinin tavrı sertleştikçe kuzeydeki eylemler ilk sona erenlerdi. Katılımcılar, genelde gençliktendi. İran'da üniversite gençliğinin toplumsal muhalefette belirgin bir ağırlığı var. Ve sosyalistler de üniversitedeki muhalefet içinde belirgin bir eğilim durumuna gelmeyi başardılar. Ayrıca dediğiniz gibi “Şirkete Vahed” Sendikası son derece muhalif ve çok saygı duyulan bir sendikadır. Onlar da gösterilere destek verdiler. Ayrıca Khodro otomotiv işçileri de açık destek sundular. Fakat grev girişimleri genelde bireysel boyutta kaldı. Muhalif işçiler tüm bir işletmeyi durduramayacalarını düşündükleri ölçüde bireysel olarak grev çağrılarının yapıldığı günler işe gitmediler. Tabi bu da etkili bir mücadele yöntemi olamaz. İşçi sınıfının temel sorunu oldukça örgütsüz olmasıdır. Güvenebilecekleri bir örgütlülük yok. Maalesef büyük bir önderlik sorunumuz bulunmakta ve işçi sınıfı da bundan büyük ölçüde etkilenmektedir.

Chavez'e gelirsek. Chavez, İran'a geldiğinde Besiç üniforması giyiyor. Böyle olunca İran'daki solcuların gözünden tam anlamıyla düşmüş durumda. Molla rejiminin baskıcı yapısına karşı büyük bir öfke var İran'da. İnsanlar özgürlük istiyor. Durum son derece açık. İran'da sol gelenek ve anılar hala canlı ve yeni bir kuşak sosyalist gençlik uç veriyor. Değişimin antikapitalist bir yönelime girmesi, işçi sınıfının devrimci atılıma geçmesi bizim amacımız. Bizim yeteneklerimiz ve çabamız son kertede sonucu belirleyecektir.

www.bolsevik.org : Bizim de sitemizde kullandığımız bir fotğraf dünya çapında epey meşhur oldu. Fotoğrafta yeşil bant takan orta yaşlı bir adam kolunda Che Guevera ve yıldız dövmesini gazatecilere gösteriyordu. Bu, gösterilerde sosyalistlerin veya sosyalist fikirlerin belirgin bir etkisi olduğu anlamına gelir mi? Yoksa, bu adam çok istisnai bir kişilik mi?

Anahitta: Hayır bu orta yaşlı adam istisna değil. Göstericilerin içerisinde küçük bir azınlık da olsalar ciddi ölçülerde sosyalist ya da sosyalizmden etkilenmiş insan bulunmakta. Ama şu çok belirgin: Değişim isteği, Molla düzeninin baskılarından kurtulma isteği çok yaygın. Yani, kitleler Musavi'den çok daha fazla radikaller. Kendilerini Musavi ile asla sınırlandırmıyorlar. Diğer taraftan hareketin belirli bir programı yok. Reformist beklentiler yine de oldukça yaygın. Diğer taraftan sosyalistler halka kızıp sizin sosyalist amaçlarınız yok diyerek gösterilere tavır alamazlar. Özgürlüğün nasıl gelebileceğinin anlatıcısı ve yaşayan anlatıcısı olmak zorunda sosyalistler.

www.bolsevik.org : İran'da devrimin bu sene 30.yıldönümü. Türkiye'de İranlı solcuların Şah'ın devrilmesinde çok etkin oldukları ve çok dramatik bir hata yaparak Humeyni'yi destekledikleri biliniyor. Ne var ki genel kamuoyunda bilinenler sadece bununla sınırlı. İran'da sınıf mücadelesini daha iyi anlayabilmek için İran solunun bugünü ve geçmişi hakkında biraz bilgi verebilir misin? Geçmişte neler yaptılar, yaptıkları bugüne neler bıraktı? Örneğin Tudeh gibi, Fedailer ve Mücahitler gibi sol grupların süreçteki rolleri ne oldu, bugün ne durumdalar? Yine Türkiye kamuoyunda çok bilinmeyen ama Humeyni sonrasında en etkili yapı olduğunu bildiğimiz İran Komünist İşçi Partisi nasıl ortaya çıktı, rolleri ne oldu, bugün neler yapıyorlar?

Anahitta: Öncelikle şunu söylemek zorundayız. Mücahitler solcu sayılmıyor İran'da. Bu hareket 70'li yıllarda İslami sol olarak adlandırılırdı. Şimdilerdeyse daha çok İslami yönleri ağır basan bir örgüt olarak algılanıyor. Bu yüzden İran'da solcular tarafından pek sevilmezler. İran-Irak savaşında Irak'ın yanında aldığı tutum nedeniyle de halk arasında sevilmiyorlar. Mesela sosyal demokratlarla ortak çalışma yürütürüz ama asla Mücahitlerle iş yapmayız.

İran soluna gelecek olursak kökeni 100 yıl önceye, yani İran'daki Anayasal Devrim'e kadar uzanıyor aslında. Ancak ilk önemli ve ciddi anlamda ele alınabilecek parti Tudeh'tir. Kurucuları arasında aristokratik unsurlar da bulunuyor. SSCB –Moskova yanlısı politikalar izleyen bir örgüt. 1940'lar oldukça etkili bir partiydi. Çok fazla üyeleri vardı, hem de ordu içerisinde de tahmin edebileceğinizden çok daha yaygın bir örgütlülük düzeyine ulaşmışlardı. İsteseler devrim yapabilirlerdi. Musaddık'a karşı 1953'te yapılmış darbeyi isteseler önleyecek güçleri vardı. Ancak Tudeh liderliği hiç sesini çıkarmadı. Devrim stratejisi olarak aşamalar teorisine bağlılık İran'da devrimcilerin elini kolunu bağlıyordu. İlk önce demokrasi mücadelesi ya da ilk önce anti-emperyalist mücadele gibi. Tabi ki Tudeh'i SSCB'den bağımsız ele alamayız. O yıllarda, 50'lerden önce komünizm-fobi yoktu ve bu sayede güçlü bir örgütlülük yaratılmıştı. Koşullar her şey için uygundu. Ama Tudeh darbeye karşı çıkmayarak kendi sonunu da hazırlamış oldu. Bir daha da eski gücüne kavuşamadı. Darbeden sonra Şahlık rejimince öldürülen, parti sırlarını açıklayan, çözülen birçok lidere karşın, Ermeni devrimci Vartan Salahanyan gibi Tudeh üyeleri bugün çok saygıdeğer bir şekilde anılıyorlar.

Tudeh'in Şahın devrilmesinden sonra yaptıklarının ihanetten başka bir adla anılması mümkün değil. İran solunun neredeyse diğer tüm parçaları Humeyni'yi destekledi ama hiçbiri Tudeh kadar teslimiyetçi ve kuyrukçu olmadı. Mesela, bugün rejimin en büyük cellatları olan Sepah'ın (Özel Polis Timleri, Besiçler bunların bir kolu) kurulması fikrini ortaya atan bizzat Tudeh'tir. Hatta Humeyni rejimine karşı mücadele eden diğer grupların üyelerini Humeyninin cellatlarına ihbar eden yine Tudeh'tir. Bugün bunlar tüm solcular tarafından bilinir. Bugün Tudeh daha çok bir sosyal demokrat parti olarak değerlendirilebilir.

www.bolsevik.org : Burayı biraz açsak iyi olabilir. Şah'ın devrilmesinden sonra bütün sol Humeyni'yi destekledi. Tudeh'in ihanetleri gerçekten çok çarpıcı. Sıra zaten onlara da geldi. Bu nasıl mümkün olabildi?

Anahitta: Şah döneminde baskı gören mücadele eden ve korkulan güç devrimcilerdi. Devrimcilerse baş mesele olarak emperyalizme karşıtlığı öne çıkarıyorlardı. Sosyalist bir devrim fikri İran için söz konusu dahi edilmiyordu. Bağımsızlık ve demokrasi esas hatlardı. Humeyni, Batı'dan ve SSCB'den gördüğü dolaylı destekle ülkeye geldiğinde solcular Humeyni'yi anti-emperyalist ilerici bir kişi olarak kabul ettiler ve desteklediler. Acı ama gerçek. Humeyni de zaten derhal solculara yönelemezdi. İlk dönemler sanki çoğulcu atmosfer izlenimi yaratıyordu Humeyni. Bu da illüzyonları körükledi. Aslında Humeyni derhal solculara saldıracak durumda değildi. Ama koşullar oluştuğunda düğmeye basmakta tereddüt etmedi. Diğer sol gruplar çok geç de olsalar savaştılar, fakat Tudeh sadece ihanet etti. Utanç verici.

www.bolsevik.org : Diğer sol güçlerle devam edelim.

Anahitta: 1982'den itibaren İslami rejim solcu grupları katletmeye başladı. Halkın Mücahidleri'ne karşı ilk defa başlayan yok etme kampanyaları direnişle karşılaşsa da iş işten geçmişti. Fedailere gelirsek gerilla geleneği olan silahlı bir gruptur. Şaha karşı da silahlı mücadelede oldukça fazla sayıda şehidi var. Bugün de hala çok büyük bir saygı vardır Fedain'e. Yoldaşları çok ahlaklı, güvenilir insanlar olarak bilinirler. Devrim ertesinde pek çok parçaya bölünüyorlar: Fedai Azınlık, Fedai Çoğunluk, Dehgani grubu gibi. Dehgani grubu Filistin'de de savaşmış gerilla örgütü, Çoğunluk grubu ise Tudeh ile yakınlık kuruyor ve şu anda adları birlikte anılıyor.

Devrim sonrası küçük bir grup kuruluyor İşçinin Yolu adıyla. Bugünkü, İran İşçi Komünist partisinin kökleri bu gruba dayanıyor, Mansur Hikmet'in devamcıları buradan geliyorlar. Mansur Hikmet, devrim sırasında ABD'de yaşayan, saçı uzun, gitar çalan bir öğrenciyken sonradan Marksist oluyor. Mansur Hikmet'in teorik çalışmaları bu grubu İran'da etki kazanmasına neden oluyor. Bir de tabi diğer yapıların iflas etmeleri bunda büyük rol oynuyor. Taraftarları Hikmetistler olarak biliniyorlar.

www.bolsevik.org : Bugün için İran'da solun durumu nedir? Örgütlerin durumu, perspektifleri, programları ve kendilerini konumlandırdıkları yerler hakkında ne düşünüyorsun?

Anahitta: İran'da pek çok solcu grup var. Devrimci Marksistleren Maoist'lere, Fedaisine, Tudeh'e ve öğrenci gruplarına kadar birçok grup var. Tabi bunların çoğununun liderleri Avrupa'da, özellikle Almanya, İngiltere, Finlandiya gibi ülkelerdelerde. 6 yıl önce başlayan hareketlenmeyle çok önemli bir gelişme yaşadı sol. Daha önce mücadelenin ve muhalefetin yürütülmesi anlamında somut bir şey yoktu. Hatemi dönemi daha serbestti ve solun gelişebilmesi için bir fırsat doğdu. Tabii ki toplumsal bir beklentinin, az da olsa değişimin karşılanması gerektiği için Hatemi dönemi daha serbest olmak zorunda kalmıştı. Bugün sınıf bilincinin yükseldiğini, sınıf çelişkilerinin açığa çıktığını ve farkındalığın arttığını söyleyebiliriz.

www.bolsevik.org : Biz merkezci olarak tanımlıyoruz Mansur Hikmet'i, teorik açılımları neler? Tutarlı bir teorisi var mı? Sürekli Devrim konusunda yaklaşımı nasıl?

Anahitta: Tek ülkede sosyalizmi ve sürekli devrimi birlikte savunuyor Mansur Hikmet. Popülist bir tarzı var. Bazı konularda çok nettir, mesela Stalin'i savunmaz. Kronstadt'ta yaşananlar konusunda Troçki ve Lenin'in haklılığını savunur. Ancak, garip bir şekilde İran'ın dünyadaki tek komünist ülke olabileceğini de iddia ediyor. Önemli bir konu da Hikmet'in geleneksel İran solunun alışkanlıklarını reddetmesi ve kendi solculuk tarzını “modern” ilan etmesidir. Modernlik uğruna yaptıkları şeylerden sonra, İran'daki diğer solcular, Hikmetistlerin İran solunu zayıflattıklarını düşünüyorlar. Hikmet'in İsrail konusundaki bakışı da çok itici. İran'da molla rejiminin kendisini tanımlama ve meşrulaştırma alanlarından bir tanesi olan ‘Yahudi Düşmanlığı'na karşı enternasyonalist bir tavır almak adına İsrail devletini savunuyor her zaman. Liberalizme saygı duyması, modernlik adına eski devrimcilerle dalga geçmesi saygısızlık etmesi de Hikmet hakkında sayılabilecek diğer şeyler. İran Komünist İşçi Partisi bugün üç fraksiyona bölünmüş durumda: HKK (Komünist İşçi Partisi'nin kısaltması), HKK/Hikmetist ve Komünistlerin Birliği. HKK'nin ve HKK/Hikmetistler'in Avrupa'dan yayın yapan kanalları var. HKK 24 saat yayın yapabiliyor, maddi desteği İsrail'den alıyor ve eğlence, dans, hatta porno yayınlar koyarak ilgi çekilmesi gerektiğini savunuyor. Diğer grup olan Hikmetistlerin fraksiyonu TV'leriyle 1 saat yayın yapabiliyorlar, bu zamanı da yoğun bir propagandayla dolduruyorlar. Savundukları tezlerde de farklılaşmalar var. HKK direkt sosyalist devrim yapılmasını vurgularken, Hikmetistler bir demokratik devrim aşamasından geçilmesi gerektiğini ön plana çıkarıyorlar.

www.bolsevik.org : Diğer grupların son durumları nasıl?

Anahitta: Fedai Çoğunluk grubu, sosyal demokrat olarak tanımlıyor kendisini ve bahsettiğim gibi Tudeh'le birlikte anılıyorlar. Fedai Azınlık çok saygı gören, nostaljik öğeler içeren, teoride hiçbir şeyi olmasa da pratikte bir şeyler koyan gençlerden oluşuyor. Tudeh'in arda kalanlarını sosyal demokrat ve milliyetçi sayabiliriz. Üyelerinin çoğunluğunu yaşlılar oluşturuyor.

Bir de İraj Azarin adlı bir grup var. Parti değil, daha çok harekete benziyor ve içerisinde genellikle “Marksist'im.”, “Solcuyum.” diyen birçok insanı barındırıyor. Çok güçlü bir etkileri yok, ancak gençlerin arasında oldukça önemli bir etki kazanmaya başladılar ve yeni üyeler kazanabiliyorlar. Bunu da Hikmet'i sahiplenip, Hikmet'in parti anlayışını eleştirerek başarıyorlar. Yani büyümelerini Hikmetistlerin zayıflıklarına borçlular. Hikmetistlerin yakında çözülebileceğini de söyleyebiliriz. Troçkist gruplardan Militant'ın İran seksiyonunda az sayıda üyesi var ve iyi çalışıyorlar. Profesyonel devrimcilerden oluşan, organize hareket edebilen, güvenilir ve iyi yoldaşları içeren, örgüt merkezli bakabilen bir grup. Maziar Razi'yi destekliyorlar. Ancak Razi önemli bir teorisyen iken İran'a dair bir gündem oluşturmayıp daha çok enternasyonal sorunları merkeze alıyor. Bu yüzden de gençlere ulaşamıyorlar, öğrenciler ve gençler arasında sağlam bağlar kuramıyorlar. Bunun dışında genellikle İran Azerbaycanında örgütlenen illegaliteye çok önem veren bir Troçkist grup daha bulunmakla beraber hakkında pek fazla bilgi vermem pek mümkün değil.

www.bolsevik.org : Biz İran solunun bugünü hakkında düşünürken önderlik sorununun önemine vurgu yapıyoruz.

Anahitta: Evet, bence de İran'da en önemli sorunlardan birisi öncü bir partinin olamaması. Kişisel ilişkileri önemsemeyen, sekterlik üretmeyen ve disiplinli çalışmasıyla bir çekim merkezi haline gelebilecek bir parti gereklidir. İran'da devrimci olmak gerçekten zor. Bu yüzden insanların güvenebilecekleri ve uğruna bedelli bir mücadeleyi yönetebilecek bir önderlik çok farklı bir durum yaratacaktır. Öğrenci hareketi ve örgütlülüğü çok canlı olmasına rağmen, liderlik eksikliği sürüyor. Sorun kesinlikle öncü örgüt sorunudur.

www.bolsevik.org : Yakın ve orta vadede İran'da neler beklemeliyiz? İran nereye gidecektir?

Anahitta: Gösteriler durmayacak. Farklı biçimlerde ve farklı araçlarla gösteriler sürecektir. Örneğin, Müslüman adetlerine göre şehitlerin ölümlerinin haftası ve kırkıncı günlerinde de gösteriler yapılır. Bu, Şah'ın devrilmesine giden yolda 1970'lerde büyük rol oynamıştı. İran'da herkes özgürlük istiyor. 1 Mayıs ve 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü İran'da geleneksel olarak bir eylem gününe dönüştü. Özellikle 8 Martta solcular çok etkin ve eylemler çok güçlü geçiyor. Sistem özellikle kadın sorununda çok duyarlı, bu yüzden de saldırgan. Hatemi'nin döneminde bu gibi açılımları biz sağlayabildik. Yani, Ahmedinecat, Hatemi ya da Musavi değil mesele? Önemli olan bizim gücümüz. Bunu, bizim elde ettiğimizi söylemek isterim, reformcular bize bunu vermediler. Sistem bunu bize sağlamak zorunda kaldı. Seçim sonrasındaki olaylardan ve katliamlardan sonra insanlar daha farklı olacaktır. aynı zamanda İslami rejim de hiç bu kadar zayıf olmamıştı. TV tartışmalarında aynı zamanda devleti temsil eden önemli kimseler birbirlerine bütün toplumu önünde hakaretler yağdırdılar. Eskiden bunları düşünmek pek mümkün değildi. Eylemler sırasında insanlar çoğunlukla reformist fikirlerde olsalar da radikalleştiler. İşçilere, gençlere, kadınlara güven duyacakları bir örgütlenme gerekiyor. Esas nokta bu diyebiliriz.

www.bolsevik.org : Persepolis filmi özellikle politik çevreler başta olmak üzere Türkiye'de hatırı sayılır bir ilgiyle karşılandı ve beğenildi. Ayrıca İran'da neler yaşandığı konusunda oldukça aydınlatıcıydı. Filmin İran işçileri ve gençliği üzerinde herhangi bir yankısı oldu mu? Ve siz filmi değerlendirir misiniz?

Anahitta: Persepolis, çok gerçekçiydi, çok sıcak ve duyguluydu. Ben dahil İranlılar bu filmi çok sevdik. Tabi biliyorsunuz filmi Türkiye'deki gibi sinemalardan izlemek mümkün değil ama film yine de çok geniş ölçüde izlendi ve beğenildi. Gerçekleri oldukça samimi bir şekilde verişi filmi oldukça başarılı yapan bir gerçeklikti. Örneğin İran-Irak Savaşı'nı biz gençler çocukluk yaşlarımızdan da olsa hatırlıyoruz, çok başarılı işlemiş. Yine İranlı göçmenlerin Batı'da nasıl algılandıkları ve onların çektiği sıkıntıları filmde çok güzel verilmiş. Ayrıca, İslami rejim altında kadınların yaşadıkları sıkıntıları oldukça gerçekçi bir şekilde vermesi de çok güzeldi.

www.bolsevik.org : Filmin ikinci yarısında kahramanın amcasının izinde politikleşerek devrimcileşmesini ister istemez bekledik, doğrusu. Ne var ki bu da gerçeküstü bir öğe olurdu.

Anahitta: Filmin kahramanının devrimci olmaması çok normaldi. Karakter bizden 10 yaş büyük bir kuşağı temsil ediyor. O dönemde İran'da başka türlü olması pek gerçekçi değildi. Senaryonun gerçeklikten kopması gerekirdi ki bu da filmin ruhuyla tezat içerisinde olurdu.

www.bolsevik.org : Son bir soru da yeni nesiller ile ilgili. Tahran Üniversitesi'nde İlk defa sosyalist sloganlar bir öğrenci örgütü 6 yıl önce ortaya çıkmıştı ve o günden bu yana oldukça mesafe aldığınız görülüyor. Şimdi bir baskı dönemi içerisindesiniz. Birçok yoldaşınız tutuklandı, serbest bırakılanların da önemli bir kısmı yurtdışına çıkmak zorunda kaldılar. Sosyalist öğrenciler ve genel olarak Marksist kültür İran öğrencilerinin içerisinde kök saldı mı? Yeni nesiller, politikleşecek yaşa gelen gençler kendilerini sosyalizm bayrağı altında toplayacaklar mı?

Anahitta: Marksizmin gençlik içerisinde kök saldığı kesindir. Halen daha olaylar içerisinde olup da İran'da bulunan sosyalist öğrenciler var zaten. Sosyalizm, gençliğin muhalefeti için en başta gelen alternatiftir, ete kemiğe büründüğü için de İran gençliği daha çok yeni aktivistler yetiştirecektir. Ayrıca, bildiğiniz gibi İran'ın binlerce şehiti vardır. Bu binlerce şehitin anıları genç kuşaklar üzerinde bir etkiye sahip. Bunun dışında bunun örnekleri var. Babası İslami rejimin önemli isimlerinden olup da sosyalist muhalefet için de olanlar da var. Yani, muhalefet çok farklı kesimleri içine alacak kadar geniş bir çevreden besleniyor.

www.bolsevik.org : Teşekkür ederiz.

Anahitta: Ben teşekkür ederim.