İstanbul'dan Okur Mektubu
Bir Okul Niteliğindeki 2. Yaz Kampımızın Ardından
Sürekli Devrim Hareketi olarak bu yıl ikincisini düzenlediğimiz Bartın Yaz Kampını geçen yılın deneyimleri ışığında daha uzun ve daha verimli olarak geçirdik. Sayımızın geçen yıla oranla iki misli olması bir yıllık örgütlenme çalışmamızda ne kadar yol aldığımızın da bir göstergesiydi. Bundan sonraki yıllarda da gene Bartın'da veya başka bölgelerde düzenleyeceğimiz kamp süreçleri, örgütümüzün büyümesiyle paralel olarak gelişecek ve gittikçe profesyonelleşen bir eğitim kampı olacaktır. Bu konuda şüphemiz yok.
Amaç olarak önüne devrimi koyan ve devrim sürecine giden yolda sabırla uğraş veren bir sosyalist örgüt olarak kamp çalışması, ileriki süreçlerde yükselecek harekette verilecek savaşın bir ön çalışması, hazırlığı olmalıdır. Elbette ki bu düzeyde bir kamp disiplini ilk andan itibaren oluşturulamaz. Ancak seneden seneye ilerleyen ve uzmanlaşan deneyimlerle zenginleştirilerek gerçek bir devrimci eğitim alanı şeklini alır. Pratik uygulamalar uzman kadroların öncülüğünde örgütün her bir bireyini aynı uzmanlığa eriştirmek amacıyla bilinçli ve dikkatli bir şekilde hayata geçirilmelidir. Kamp çalışmasında bu ikinci deneyimimiz. Karadeniz doğasıyla iç içe olduğumuz kamp ortamında denizin dibinde yükselen serin tepelerde yapılan gezintiler ve eğitim çalışmaları kamp günlerinin ayrılmaz parçasıydı. Sabah sporları, sahil boyu temizlik, denize girme de bunlara eklenmeli. Akşamları kendi gerdiğimiz beyaz perdede film izlemek ve daha sonra bu filmler üzerine konuşmak, ateş etrafına kümelenip konserler vermek, halay çekmek de diğer akla gelenler. Kamp sürecini geçirdiğimiz bir haftalık süreç, anlatılmaz yaşanır türünden deneyimlerle dolu.
Pratikten ayrı düşünülemeyecek olan teorik bilgi edinme de kamp sürecinin ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Devrimci teori olmadan devrimci pratiğin eksik kalacağı ve bunun da büyük felaketlere neden olacağını geçmişteki sayısız deneyimi inceleyerek görebiliyoruz. Bu gerçeği hep akılda tutup kamp sürecinde eğitim çalışmaları, okumalar ve tartışmalar eşliğinde devrimci teoriye en az pratikteki işler kadar önem verilmelidir. SDH olarak bu gerçeğin de bilincinde olarak Marksizm'le ve mücadele süreçlerinin tüm evreleriyle ilgili bütünlüklü bir teorik eğitim ağını oluşturmaya çalıştık ve gayet başarılı bir da olduk. Sosyalist bir öncünün en başlı görevlerinden birisinin Marksist teoriye hakim olma zorunluluğu ve bu teorik birikimi örgütün tüm birimlerine vermek için çalışması gerektiğinin bilinciyle hareket ediyoruz.
Devrimcilerin tavır ve davranışları ortalama insandan daha ileride olmak zorundadır. Öyle olmalıdır ki işçi sınıfını bir adım ileriye çekmeyi başarsın ve onları devrimci doğrultuya çekebilsin. Örgütlü olan devrimcilerin gerek kendi yoldaşları arasında gerekse diğer kişilerle tüm ilişkileri devrimci bir ahlak ve dürüstlük temelinde yürümelidir. Tabi ki kamp yaşamı da bu gerçekten ayrı düşünülemez. Bazen en basit denilen şeylerin hayatın gerçeği olduğunun bilincinde olmalıyız. En basitinden bir örnek verecek olursak toplu olarak yenilen yemekte tüm yoldaşların işlerini bitirip de masaya oturmasını bekledikten sonra yemeğe başlama tavrı bile komünal bilincin o örgüt içerisindeki gücünün bir göstergesidir. Bunu çöp toplamaktan tutun da oynanan oyunlara kadar, hiçbir ayrıcalık gözetmeksizin örgütün bütününde oluşturulan bir eşitlik temelinde gerçekleştirmek, sosyalist söylemlerin söylemde kalmayıp tavırlarla kendisini göstermesini, sözün öze dönüşmesini gösteren basit örneklerdir. Bu küçük deneyimler ve komünal bilinç bizi sistemin bencillik zehrinden mümkün olduğunca temizleme işlevini görecek ve büyük söylemlerimizin altını dolduran küçük temeller olacaktır. Tabi bunun bir diğer yansıması da bizimle beraber mücadeleye yeni katılmış işçi, emekçi ve öğrenci arkadaşların bu örnekleri görerek örgüt bilincini kazanma yolunda hızla ilerlemeleri olacaktır ki bu da gerek kamp süreci gerekse diğer mücadele süreçlerindeki temel amaçlarımızdandır.
Umutluyuz. Umudumuzu hiçbir zaman yitirmedik. Bu yolda en büyük düşmanın umutsuzluk ve acelecilik olduğunu biliyoruz. Devrimci mücadelenin ancak Bolşevik disiplin ve sabırla zafere gidebileceğini biliyoruz. Yolumuz Bolşevizmin yoludur ve gerek kamp çalışmalarımız, gerek diğer mücadele alanlarında hareketimize yön veren en önemli etmen Bolşevik deneyimlerden aldığımız derslerdir. Olanca gücümüzle Zafere Kadar Sürekli Devrim diyoruz ve tüm imkanlarımızla bu yolda çalışıyoruz.