Kızılbayrak'a Yönelik Saldırının Ardından Kürt Dostlarımıza

Geçtiğimiz haftalarda Kızıl Bayrak stantı ve üyelerine Kürt Hareketi aktivistleri tarafından çeşitli saldırılar düzenlendi. Biz, Bolşevik Troçkistler, bu saldırıları hiçbir şekilde tasvip etmiyor ve Kürt dostlarımızdan bu tür saldırıları biran evvel durdurmasını istiyoruz.

Kürt Hareketi saldırılarına gerekçe olarak Kızıl Bayrak’ta yazıları çıkan M.Can Yüce’nin yaratılan değerlere yönelik hakaret içerikli yazılarını gösteriyor. M.Can Yüce’nin Kürt hareketine yönelik eleştirilerine hem içerik hem de üslup açısından katılmak mümkün değildir. Kızıl Bayrak’ın da PKK’yi Kürt halkının ulusal taleplerinin ifadesi olarak kavramaması da kendileri adına önemli bir açmazı ifade etmektedir. Diğer taraftan bütün bunlar sol bir gruba yönelik şiddet eylemlerini örgütlemek için asla geçerli bir neden olamaz.

Siyasi yaşamda hakaretle politik eleştiri arasında net bir sınır çizmek mümkün değildir. Örneğin bir kişi ya da çizgiye yönelik döneklik eleştirisi eleştiriyi alanlar tarafından rahatlıkla hakaret olarak da ele alınabilir. Uzlaşmacılık, kaypaklık, kuyrukçuluk, ayak oyunculuk gibi eleştiriler aynı zamanda hakaret kapsamında da değerlendirilebilirler. Dolayısıyla, bu türden eleştirileri gerekçe göstererek ağır fiziksel saldırılara girişilmesi, güçlü olanın hoşuna gitmeyen durumlar karşısında sindirme çabası anlamına gelir. Kürt hareketinin kendi duruşunu ve karşı eleştirisini istediği sertlik dozajında koyacak gücü fazlasıyla vardır. Çok daha güçlü olanaklara, günlük TV gazete yayınına, internet olanaklarına, insan kaynağına ve maddi güce sahipken, bunlara dayanarak gerekli cevabı en iyi şekilde verebilmek mümkünken şiddet eylemlerine başvurmak neden?  

Sorgulanması gereken bir nokta daha var. Genelkurmay çizgisiyle paralel açıklamalar yapan, bölünmez bütünlük konusunda kararlılık gösteren, hükümetin Kürt açılımları dolayısıyla “tehlikenin farkında mısınız” yorumları yapan şoven unsurlarla seçim ittifakları yapıp, devlet baskısı karşısında Kürtlerle omuz omuza duran sol bir yapıya ise şiddet örgütlemek savunulabilir mi? Bu durum, son şiddet olayları konusunda tutarlılığın sorgulanmasını beraberinde getirmektedir. Eğer Kürt hareketi ataklarını sağa, sol içerisindeki şoven kampa yöneltmiş olsaydı, belki biçim ve zamanlama yönünden yine yanlış bir adım söz konusu olacaktı ama bu hareket, tutarlılığı ve meşruluğu açısından net olurdu.        
    
Kürt ulusal sorununa bakış konusunda Kızıl Bayrak çizgisiyle çok farklı kulvarlarda olduğumuz bilinmektedir. Öte yandan bu, haksızlığa karşı çıkmayacağımız anlamına gelmez. Milyonlarca kişilik bir güce sahip Kürt hareketinin Kızıl Bayrak’a yaptığı saldırı, ya bendensin ya da düşmansın tavrıdır. Türkiye Stalinist solu da güçlü olduğu durumlarda diğer sol unsurlara karşı yasakçı bir tavır koyabilecek durumdadır. Bu, çok tehlikeli ve devrimci değerlerle taban tabana zıt bir durumdur. Buna karşı koymak ve yeni bir devrimci değerler bütünü inşa etmek zorundayız.         

Değinilmesi gereken bir durum da sol içerisindeki “görmezden gelme” tavrıdır. Bu tavır, bazı siyasetlerin şahsında şakşakçılığa dönüşmüştür. Güçlü olanla aramız bozulmasın ya da kimi ittifaklarımız zarar görmesin türünden tavırların devrimci duruşla değil güç karşısında hizaya giren ya da ondan faydalanmaya çalışan küçük burjuvanın duruşuyla bir benzerliği olabilir.